ISSN : 1300-0012   E-ISSN 2458-9446 Home      |      Contact      |      TR
 
 
Volume: 33  Issue: 4  Year: 2020
  Ağrı: 18 (2)
Volume: 18  Issue: 2 - 2006
Hide Abstracts | << Back
1.Editorial
Serdar Erdine
Page 1
Abstract | Full Text PDF

2.Contents

Pages 2 - 4
Abstract | Full Text PDF

3.Cold applications for the treatment of pain
Arzu Yağız On
PMID: 17089230  Pages 5 - 14
Basit ve ucuz bir tedavi yöntemi olan soğuk uygulamalar, ağrının ilaç dışı tedavisinde etkin bir yöntem olarak kabul edilmektedir. Bu uygulamaların ağrı eşiğini yükselttiği, inflamasyon ve spazmı azalttığı gösterilmiştir. Akut yumuşak doku yaralanmalarının tedavisinde yaygın olarak kullanılan bu uygulamaların, ortopedik cerrahi işlemler sonrası ağrının kontrolünde de etkin oldukları gösterilmiştir. Bununla birlikte, etkinliklerini gösteren bilimsel deliller yetersiz olup kaliteli, randomize kontrollü çalışmalara ihtiyaç bulunmaktadır. Bu yazının amacı, soğuğun dokular üzerindeki fizyolojik etkilerinin, değişik uygulama yöntemlerinin ağrı üzerindeki etkinliğinin, ve uygulamanın potansiyel komplikasyonlarının literatür eşliğinde gözden geçirilmesidir
Cold application is a simple and inexpensive therapy which has been accepted for decades as an effective nonpharmacologic intervention for pain management. It increases the pain threshold, decreases the inflammatory reaction and spasm. Cold is commonly used in the treatment of acute soft tissue injuries and has been shown to reduce pain effectively in the post-operative period after orthopedic surgery procedures. However, the evidence base to support the common practice of superficial cold is limited and there is a need for future higher-quality randomised controlled trials. The purpose of this rewiev is to explore the literature regarding the physiologic effects of cold, the effectiveness of cold, different modalities used for cold application, and the potential complications associated with the use of cold application.

4.Radiation safety in invasive pain medicine
Emin Alp Yentür, Petek Bayındır, Yüksel Pabuşcu
PMID: 17089231  Pages 15 - 22
İnvazif girişimler günümüzde artık ağrı tedavisinin ayrılmaz bir parçasıdır. Bunun gereği olarak floroskopi günlük uygulamalarımızda çok sık kullanılır hale gelmiştir. Ancak bu gelişme şu soruyu akla getirmektedir: Floroskop kullanımı, iyonizan radyasyon ve radyasyondan korunma konusunda ne kadar bilgi sahibiyiz? Bu derlemede, önce
radyasyon fiziği ve iyonizan radyasyon hakkında temel bilgiler verilecek, daha sonra da radyasyon güvenliği konusunda bilinmesi gereken noktalar vurgulanmaya çalışılacaktır.
Invasive procedures have been an inseparable part of contemporary pain medicine. As a result, flouroscope has been an indispensable equipment in our daily practice but this development brings some questions into mind like how much knowledge do we have about the operation of flouroscope, ionizing radiation and radiation safety? We
aimed to give basic information about radiation physics, ionizing radiation. Besides, important points about radiation safety will be specially emphasized.

5.Lateral sagittal infraclavicular block: A case report of three patients.
Tülay Hoşten, Yavuz Gürkan, Alparslan Kuş, Mine Solak, Kamil Toker
PMID: 17089232  Pages 23 - 26
Sağlıklı erişkin gönüllülerde yapılan magnetik rezonans görüntüleme (MRG) çalışmalarında infraklavikular blokta lateral sagittal yaklaşımın kolay ve emniyetli olduğu belirtilmiştir. Biz bu yazımızda lateral sagittal yaklaşımla infraklavikular blok uyguladığımız 3 olguyu sunduk. Olgularımızdan biri dirsek ekleminde osteomiyelit tespit edilen yüksek riskli hasta, diğeri de Dupuytren kontraktürü açılması gereken hastaydı. Üçüncü hasta açık metakarp kırıkları nedeniyle acil servise kabul edilmişti. Tüm hastalara lateral sagittal infraklavikular blok (LSİB) planlandı. Lokal anestezik (LA) enjeksiyonundan 20 dakika sonra cerrahi anestezi gelişti. Hiçbir hastada damar ponksiyonu, LA toksisitesi ve pnömotoraks gelişmedi. Sonuç olarak LSİB kolay, komplikasyonları az ve hasta tarafından kolay kabul edilebilir olması nedeniyle diğer yöntemlere bir alternatif olabilir.
Magnetic resonance imaging (MRI) analysis performed on healthy volunteers assessed the effectiveness of brachial plexus block via the lateral sagittal infraclavicular approach to be easy-performed and relatively safe. In this case report, we presented three cases to whom we performed infraclavicular block via the lateral sagittal approach. One of our cases was a high risk patient with osteomyelitis of the elbow joint and the other was a patient who had required surgery for Dupuytren's contracture. The third one was a patient admitted to emergency room who had got open metacarps fractures. Lateral sagittal infraclavicular block was planned in all of the patients. Twenty minutes after local anesthetic (LA) injection, sufficient surgical anesthesia was achieved. Non of the patients developed vascular puncture, LA toxicity and pneumothorax. In conclusion, LSIB appears to be an easy, a safe and a more acceptable approach for the patient, therefore a good alternative.

6.Postoperative analgesic effects of lornoxicam after thyroidectomy: A placebo controlled randomized study
Mustafa Arslan, Bilge Tuncer, Avni Babacan, Ferit Taneri, Yener Karadenizli, Erhan Onuk, Bahadır Ege
PMID: 17089233  Pages 27 - 33
Bu çalışmanın amacı lornoksikamın postoperatif ağrıda ne derece etkili olduğunu ve tramadol kullanımını ne oranda azalttığını ortaya koymaktır. Çalışmaya elektif tiroidektomi ameliyatı yapılan ASAI-II grubundan, 18-70 yaş arasında, 40 hasta, randomize olarak kabul edildi. GrupL’deki hastalara operasyon bitiminde i.v. lornoksikam 8 mg uygulandı ve 12 saat arayla 2x8mg olacak şekilde postoperatif ilk 24 saatte verildi. GrupP’deki hastalara i.v. 4cc SF uygulandı ve 12 saat arayla 2x4cc olacak şekilde postoperatif ilk 24 saatte verildi. Ek analjezi (tramadol 100 mg) ihtiyacı olup olmaması 0-6, 6-12, 12-24 saatlik periyotlarda takip edildi. Ağrı skoru VAS ile postoperatif 15. dk, 1, 2, 4, 6, 8, 12, 18 ve 24. saatlerde kaydedildi. İlk analjezik gereksinim zamanı GrupL’de ortalama 101.7 dakika iken GrupP’de 37.9 dakika bulundu, süre anlamlı şekilde artmıştı (p<0.001). VAS GrupL’de 15. dakika, 1, 8, 12 ve 18. saatlerde anlamlı olarak düşük bulundu. Grupların postoperatif 24 saat boyunca tüketilen toplam tramadol miktarı GrupP ile karşılaştırıldığında GrupL’de anlamlı olarak düşük bulundu (p<0.05). GrupL’de tüketilen tramadol miktarı GrupP’ye göre % 60 az olarak bulundu (100 mg, 250 mg (ortalama), sırasıyla). GrupP’de hastaların %100’ü ek analjezik kullandı, GrupL’ de ise hastaların % 60’ı ek analjezik kullandı (p=0.002). GrupL’de hastaların % 95’i, GrupP’de ise % 25’i ağrı kontrolü için kullanılan yöntemi mükemmel buldu (p<0.000). GrupP’de olguların onsekizinde, GrupL’de ise dokuzunda bulantı şikayeti oluştu (p=0.002). GrupP’de olguların onbeşinde, GrupL’de ise sekizinde kusma görüldü (p=0.025). Troid ameliyatlarında lornoksikam kullanımı; opioid ihtiyacını ve bulantı kusma oranını azaltmış, ilk analjezik gereksinim zamanını uzatmış ve postoperatif ağrı skorlarında belirgin azalma sağlamıştır.
The purpose of the present study was to determine the postoperative analgesic effects of lornoxicam and the reduction in tramadol consumption. Fourty patients of ASA class I-II, 18-70 years of age, undergoing thyroidectomy were assigned in a randomized manner into two groups: GroupL received 8 mg of lornoxicam i.v. at the end of the operation followed by 8 mg of lornoxicam b.i.d., i.v. for 24 hours postoperatively. GroupP received 4 ml of saline solution i.v. at the end of the operation and the same amount b.i.d., i.v. for 24 hours postoperatively. The requirements for supplemental analgesics were recorded at 0-6, 6-12 and 12-24 hour intervals. Postoperative pain scores were evaluated at 15th min. and 1, 2, 4, 6, 8, 12, 18 and 24th hours using Visual Analogue Scale (VAS). The time to first analgesic requirement was significantly longer in GroupL compared to GroupP (101.7 vs 37.9 min, p<0.001). Pain scores were significantly lower in GroupL compared to GroupP at 15th min, 1, 8,12 and 18th hours. Twenty four hour analgesic consumption was significantly lower in GroupL compared to GroupP (p<0.05). The amount of tramadol consumed in GroupL was 60% lower compared to GroupP (100 mg and 250 mg (mean), respectively). 100% of the patients in GroupL and 60 % of the patients in GroupP needed supplemental analgesics. The degree of satisfaction with postoperative pain management was excellent in 95 % of patients in GroupL and 25 % of patients in GroupP. Eighteen patients in GroupP and 9 patients in GroupL had nausea (p=0.002), and fifteen patients in GroupP and 8 patients in GroupL had vomiting (p=0.025). Lornoxicam decreased the opioid need, the incidence of nausea and vomiting and postoperative pain scores. Moreover, it was observed that the time needed for the first analgesic requirement was prolonged following thyroidectomies.

7.Comparison of efficacy of gabapentin and amitriptyline in the management of peripheral neuropathic pain
Kader Keskinbora, Ali Ferit Pekel, Işık Aydınlı
PMID: 17089234  Pages 34 - 40
Tek merkezli, çift kör, açık uçlu, randomize, kontrollü olarak yapılan bu çalışmada periferik nöropatili hastalarda bir antikonvülzan olan gabapentin (GBP), nöropatik ağrı tedavisinde halen klasik yerini korumakta olan amitriptilin (AMİ) ile etkinlik ve emniyet açısından karşılaştırılmıştır. Periferik nöropati tanısı almış yanıcı-batıcı-çakıcı (elektrik çarpması) nitelikte ağrı özelliği olan 52 hasta GBP (grup GBP) ve AMİ (grup AMİ) tedavisi alacak şekilde ikiye ayrıldı. Yanıcı, batıcı ve çakıcı ağrı şiddeti görsel ağrı ölçütü (VAS; 0: ağrı yok, 10: dayanılmaz ağrı) ile, allodini varlığı nöropatik ağrı bölgesine pamuk teması ile değerlendirildi. Bu çalışmanın amacı her iki grubun çalışma süresince tedaviye ortalama cevabını karşılaştırmak olduğundan birincil hedef yanıcı, batıcı ve çakıcı ağrı ölçütünün değişip değişmediğini incelemekti. Bu amaçla her hasta için yanıcı, çakıcı ve batıcı ağrının VAS değerlerinin ve çakıcı ağrının günlük sıklığının başlangıç ve 4. hafta farkları hesaplandı ve ağrı düzelme derecesi olarak kabul edildi. İkincil hedef de çalışma ilaçlarının olası yan etkilerinin günlük yaşamı etkileyip etkilemediğinin hasta memnuniyeti ölçütü ile belirlenmesi idi. Her iki grup karşılaştırıldığında, ağrı düzelme derecesi değerinin çakıcı ağrı için grup GBP’de grup AMİ’ye göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek olduğu gözlenmiştir. Hasta memnuniyeti (yan etkilerin günlük yaşamı etkileme derecesi) skoru Grup GBP’de grup AMİ’ye göre istatistiksel olarak ileri derecede anlamlı yüksek bulunmuştur. GBP ve AMİ’nin her ikisi de periferik nöropatik ağrıda etkin ağrı kontrolü sağlamıştır. Buna ek olarak GBP özellikle paroksismal çakıcı ağrı sağaltımında daha etkin olmuştur. Ayrıca GBP daha iyi tolere edilmektedir.
In this single center, double blind and randomized trial gabapentin as a new anticonvulsant was compared in efficacy and safety with amitriptyline which is a classic agent in neuropathic pain treatment. Fourty six patients with neuropathic pain which was burning, stabbing and shooting in quality were allocated to take gabapentin (group GBP) and amitriptyline (group AMI) monotherapy. The assesment variables were burning, stabbing, shooting pain on visual analog scale (VAS; 0: no pain, 10: worst pain imaginable), allodynia as present or not by lightly touching the skin with cotton. Primary efficacy variable was the degree of burning, stabbing and shooting pain improvement that was accepted as the difference of beginning and 4th week’s VAS of all pain qualities. The secondary efficacy variable was the patient satisfaction scale determined as whether possible side effects of study drugs affect the patients’ daily life. The degree of pain improvement was only seen in shooting pain and was statistically significantly high in group GBP. The patient satisfaction scale was also high in group GBP. Both gabapentin and amitriptyline provided effective pain control in peripheral neuropathic pain. Additionally gabapentin was more effective especially in paroxysmal shooting pain than other pain qualities. And also gabapentin was tolerated well.

8.Epidural analgesia in labor: Turkish obstetricians’ attitudes and knowledge
Lürfiye Pirbudak, Özcan Balat, İrfan Kutlar, Mete Gürol Ugur, Filiz Sarımehmetoğlu, Ünsal Öner
PMID: 17089235  Pages 41 - 46
Epidural analjezi doğumda en çok tercih edilen analjezi metodudur. Bu çalışmanın amacı, Türk obstetrisyenlerin epidural analjezi ile ilgili bilgi ve yaklaşımlarını değerlendirmenin yanında tereddütlerini irdelemektir. Türkiye’deki obstetrisyenler arasında (n=152) yürütülen prospektif bir anket ile doğumda epidural analjezi kullanımı ile ilgili obstetrisyenlerin eğitim, bilgi ve yaklaşımları hakkında bilgi toplanmıştır. Ankete katılım oranı %94.7 olmuştur. Katılımcıların çoğu epidural analjezi hakkında sadece uzmanlık eğitimi sonrasındaki kurslarda bilgi edinmişlerdir. Katılımcıların %35’i yeterli bilgi skoruna erişememişlerdir. 6 ila 15 yıllık deneyime sahip olanların skorları anlamlı olarak daha yüksektir. Katılımcıların %84’ü epidural uygulama öncesinde 20 dakikaya kadar olan gecikmeyi kabul edilebilir bulmuşlardır. Kanımızca bu anketin sonuçları, gerek obstetrik eğitimi sırasında gerekse de sonrasında, epidural analjezi ile ilgili eğitimin iyileştirilebileceğini ve bu eğitimin en iyi obstetrisyenlerle işbirliği yapan anestezi uzmanları tarafından verilebileceğine işaret etmektedir. Anestezistler ve obstetrisyenlerin gerek uzmanlık eğitimlerinde gerekse de devam eden uzmanlık sonrası eğitimlerinde karşılıklı olarak işbirliğine girişmelerinin desteklenmesi umulmaktadır.
Epidural analgesia is the most common preferred method of labor analgesia. The aim of this study is to evaluate the knowledge and attitudes of Turkish obstetricians and gynecologists concerning epidural analgesia and to reveal their doubts as well. A prospective survey amongst obstetricians and gynecologists in Turkey (n=152) was conducted to obtain information about obstetricians’ education, knowledge and attitudes with respect to epidural analgesia during labor. The response rate to the survey was 94.7 %. Most respondents only received lectures about epidural analgesia after their specialty training. 35 % of respondents did not achieve an adequate knowledge score. Those with six to fifteen years experience achieved significantly better scores. A delay up to twenty minutes before epidural placement is acceptable to 84 % of respondents. In our opinion, the results of this survey indicate that education regarding epidural analgesia, both during and after obstetric speciality training, could be improved, and this education would best be provided by anesthetists in collaboration with obstetricians. It is hoped that closer collaboration between anesthetists and obstetricians during their respective training and in continuing medical education can be fostered.

9.Abstracts

Pages 47 - 52
Abstract | Full Text PDF

10.Pain Management & Sedation
Gül Köknel Talu
Pages 53 - 54
Abstract | Full Text PDF



   
Copyright © 2021 The Journal of The Turkish Society of Algology, All Rights Reserved.