ISSN : 1300-0012   E-ISSN 2458-9446 Home      |      Contact      |      TR
 
 
Volume: 33  Issue: 3  Year: 2020
  Ağrı: 18 (3)
Volume: 18  Issue: 3 - 2006
Hide Abstracts | << Back
1.BOTULINUM TOXİN FOR THE TREATMENT OF HEADACHES: A REVİEW OF CURRENT PRACTICES AND EVIDENCE BASED-DATA
Yeşim Ateş
PMID: 17089224  Pages 5 - 11
Botulismus toksini Tip A 15 yıldan daha uzun süredir çeşitli primer baş ağrısı tiplerinin tedavisi ve profilaksisi amacı ile kullanılmaktadır. Bu ajanın baş ağrısı tedavisindeki etki mekanizması pek çok çalışmada incelenmiştir. Asetil kolin salınımı üzerindeki bilinen etkisine ek olarak bir veya daha fazla sayıda ağrı ile ilgili transmitterin salınımını bloke ederek antinosiseptif etki gösterdiği düşünülmektedir. Botulinum toksininin primer baş ağrılarındaki klinik kullanımını inceleyen körlü olmayan ilk çalışmalar, pozitif sonuçlar vermiştir, ancak son zamanlarda yapılan metodoloji açısından yeterli çalışmalar kanıta dayalı bir yaklaşımla incelendiğinde bu ajanın yaygın klinik kullanıma girmesini desteklememektedir. Bu derlemede botulinum toksininin kullanımı; etki mekanizması, enjeksiyon teknikleri ve konu hakkındaki kanıta dayalı veriler öncelikli olarak incelenmiştir.
Botulinum toxin type A has been used clinically for the prophylaxis and treatment of various types of primary headache disorders for over 15 years. Several studies have been performed to demonstrate its mechanism of its effect. There is adequate data to support the idea that; beside its well-known effect on acetylcholine release an additional antinociceptive effect related to a possible block in one or more pain transmitters exist. Earlier open-labeled studies investigating the clinical outcome of botulinum toxin in primary headache disorders have come out with positive results on the topic however recent evidence based evaluation of data do not seem to support the widespread clinical use of this agent. In this manuscript use of botulinum toxin is reviewed with special emphasize on its mechanism of effect, injection techniques and recent evidence-based data.

2.Barriers To Effective Cancer Pain Management
Yasemin Kuzeyli Yıldırım, Meltem Uyar
PMID: 17089225  Pages 12 - 19
Ağrı, hastalar tarafından kanserin en korkulan sonuçlarından birisidir. Çeşitli eğitim programlarına, girişim stratejilerine ve multidisipliner ağrı topluluklarına rağmen, kanser hastalarının yaklaşık olarak %60’ı ağrı çekmektedir. Kanser ağrısı, hastanın yaşamının her yönünü etkilemekte ve sonuçta yaşam kalitesi üzerinde büyük bir etkisi bulunmaktadır. Yeterli ağrı yönetiminde sağlık bakım profesyonelleri, sağlık bakım sistemi ve hastaları kapsayan bariyerler mevcuttur. Ağrı yönetimindeki bariyerlerin en önemli nedenleri bilgi eksikliği, opioidler hakkında olumsuz tutumlar, yetersiz tanılama ve organizasyonla ilgili konuları içermektedir.
Bu makalenin amacı; kanser ağrı yönetiminde etkili olan bariyerler hakkında bilgi vermektir.
Pain is one of the most feared consequences of cancer experienced by patients. Despite numerious education programs, intervention strategies and multidiciplinary pain societies that approximately 60% of patients with cancer are experiencing pain. Cancer-related pain may affect patient’s life in every way, and therefore it has a great influence on the overall quality of life. Barriers to adequate pain management exist, including those related to health-care professionals, the health-care system, and the patients. The most reasons for the barriers to pain management include knowledge deficits, misconceptions about opioids and their side effects, inadequate assessment, and organizational issues.
The purpose of this articles, provides information to regarding barriers to effective cancer pain management.

3.Thoracic Epidural Anesthesia and Analgesia For Gastric Resection at 26 Week Pregnant Woman
Esra Çalışkan, Mesut Şener, Tarık Zafer Nursal, Kenan Çalışkan, Ayda Türköz, Tayfun Bağış
PMID: 17089226  Pages 20 - 23
Tüm gebeliklerin % 1.5-2’sinde anestezi ve cerrahi gereksinimi olmaktadır. Maternal anatomi ve fizyoloji de meydana gelen değişiklikler, hem anne hem de fetüs için risk oluşturabilmektedir. Gebelik döneminde cerrahi bir girişim gereksiniminde, anestezik yaklaşım her iki hastayı birden kapsamalıdır. Gastrik adenokarsinom gebelik döneminde nadir görülen ve kötü prognozla seyreden bir tablodur. Bu vaka takdiminde gastrik adenokarsinom tanısı alan 26 haftalık gebe hastada anestezik yaklaşım sunulmaktadır. Hastamızda fetüsün yaşayabilirliğinin sağlanacağı döneme kadar gebeliğin devamını sağlamak ve bu süre içinde annenin yaşam kalitesini en yüksek düzeyde tutmak amacıyla distal subtotal gastrektomi planlandı. Hem anne hem fetus için anestezi riskini en aza indirmek, fizyolojik stresi azaltmak ve aynı zamanda cerrahi sırasında ortaya çıkan nöroendokrin cevabı azaltmak amaçlanarak, genel anestezi ile birlikte torakal epidural anestezi uygulandı. Hasta 30. gebelik haftasında elektif sezaryen operasyonu için tekrar çağrılarak, postoperatif 10. günde taburcu edildi.
Anesthesia and surgery are required in up to 1.5% to 2% of all pregnancies. Alterations in maternal anatomy and physiology create potential risks for both mother and fetus. The anesthetic considerations for any surgery during pregnancy must take both patients into account. Gastric adenocarcinoma presenting during pregnancy is a rare conditions and has a poor prognosis. This report describes anaesthetic management the case of a woman who was diagnosed with gastric adenocarcinoma at 26 weeks’ gestation. Distal subtotal gastrectomy was planned in an attempt to maximize the mother’s life expectancy while maintaining the pregnancy until the fetus reached viable gestation. A combination of general anesthesia and thoracic epidural anesthesia was used. The goal was to reduce physiological stress and minimize anesthesia risk for both mother and fetus and also diminish the neuroendocrine response during surgery. The patient was discharged from hospital 10 days after surgery and was then readmitted at 30 weeks’ gestation for an elective cesarean section.

4.The Relationship of Combined Spinal-Epidural Analgesia and Low-Back Pain After Vaginal Delivery
Çimen Kuyumcuoğlu, Alp Gurbet, Gürkan Türker, Şükran Şahin
PMID: 17089227  Pages 24 - 29
AIM: In this study, we aimed to determine the effects of combined spinal-epidural block onto low back pain incidence after vaginal delivery.
MATERIAL-METHODS: 198 patients included to the study. Patients were separated into two groups regarding labor analgesia request. Combined spinal-epidural analgesia was performed in sitting position for the first group (Group CSE, n=104). In the second group no analgesic technique was applied as requested by the patients (non-epidural group, n= 94). The patients were asked for low back pain and other symptoms related to it after the first day, third day, one month and sixth month after delivery.
RESULTS: We determined 60 new onset low back pain after delivery in all (32 in CSE and 28 in non-epidural group). We didn’t establish any significant differences during long-time follow-ups between the groups.
CONCLUSION: We concluded that, combined spinal-epidural analgesia could be performed safely without increasing the backache incidence after delivery.

5.Dexketoprofen for Postoperative Pain Relief.
Sema Tuncer, Aybars Tavlan, Hatice Köstekçi, Ruhiye Reisli, Şeref Otelcioğlu
PMID: 17089228  Pages 30 - 35
Deksketoprofen trometamol nonsteroid antiiinflamatuar bir ajan olan ketoprofenin aktif enantiomeridir. Bu çalışmada postoperatif analjezide dexketoprofenin etkinliğini değerlendirmeyi amaçladık. Abdominal histerektomi planlanan ASA I-II grubu 50 olgu çalışmaya alındı ve randomize olarak 2 gruba ayrıldı. Operasyondan 1 saat önce ve operasyondan sonra 8. ve 16. saatlerde grup I’e oral plasebo, grup II’ye 25 mg deksketoprofen verildi. Bütün olgulara standart genel anestezi uygulandı. Cerrahinin sonunda olgulara IV Hasta kontrollü analjezi (HKA) cihazı ile tramadol uygulandı. Ağrı ve sedasyon skorları 3,6,12 ve 24.saatlerde değerlendirildi. Çalışma sonunda tramadol tüketimi, yan etkiler ve hasta memnuniyeti kaydedildi. Ağrı skorları ve tramadol tüketimi deksketoprofen grubunda daha düşük bulundu (p<0.05). Sedasyon skorları, yan etkiler ve hasta memnuniyeti gruplar arasında benzer bulundu (p>0.05). Sonuç olarak, abdominal histerektomi operasyonlarında preoperatif ve postoperatif uygulanan deksketoprofen, opioid ihtiyacını azaltmakta ve analjezik etki sağlamaktadır.
Dexketoprofen trometamol is a water-soluble salt of the dextrorotatory enantiomer of nonsteroidal anti-inflamatory drug ketoprofen. The aim of the study was to investigate the effect of dexketoprofen on postoperative pain. This study was performed on 50 (ASA I-II) patients planned for abdominal hysterectomy. Fifty patients were randomized into two equal groups. Patients received oral placebo (group I) and 25 mg dexketoprofen (group II) 1h before surgery and 8 -16 h after surgery. All patients received a standard anesthetic protocol. At the end of surgery, all patients received tramadol IV via a PCA (Patient Controlled Analgesia) -device. Pain scores and sedation scores were assessed at 3,6,12 and 24 h after surgery. Tramadol consumption, adverse effects, and patient satisfaction were noted during 24 h after the surgery. The pain scores were significantly lower in the dexketoprofen group compared with the placebo group (p<0.05). The cumulative tramadol consumption was lower in the dexketoprofen group than placebo group (p<0.05). No significant difference was observed in sedation scores, adverse effects and patient satisfaction between the groups (p>0.05). We conclude that the preoperative and postoperative administration of dexketoprofen provided a significant analgesic benefit and decreased the opioid requirements in patients undergoing abdominal hysterectomy.

6.Has ketamine preemptive analgesic effect in patients undergoing abdominal hysterectomy?
Semra Karaman, Seden Kocabaş, Çiler Zincircioğlu, Vicdan Fırat
PMID: 17089229  Pages 36 - 44
Çalışmada, NMDA reseptör antagonisti olan ketaminin intravenöz yolla insizyon öncesi ve sonrası uygulamalarının preemptif etkisinin araştırılması amaçlandı.
Total abdominal histerektomi uygulanacak 60 hasta, etik komite izni ile çalışmaya dahil edilerek, rastgele üç gruba ayrıldı. Standart anestezi uygulanan bütün hastalara insizyon öncesi ve insizyon sonrası olmak üzere, sırasıyla kontrol grubu olan Grup S’de serum fizyolojik (SF), Grup Kpre’de ketamin 0.4 mg/kg ve SF, Grup Kpost’da SF ve ketamin 0.4 mg/kg uygulandı. Postoperatif analjezileri i.v. morfin PCA ile sağlanan hastaların ağrıları 1., 2., 3., 4., 8., 12. ve 24. saatlerde Vizüel Analog Skala (VAS), Sözel Ağrı Skalası (VRS) ile değerlendirildi. İlk analjezik zamanları, tüketilen morfin miktarları ve yan etkiler kaydedildi. Postoperatif VAS, VRS, toplam morfin, ilk PCA zamanı değerlendirildiğinde istatistiksel olarak fark bulunmadı (p>0.05). SF uygulanan Grup S’de sedasyon skorları daha düşük olup, ketamin kullanılan gruplarla karşılaştırıldığında anlamlı fark bulundu (p<0.05). Sonuçta abdominal histerektomi operasyonlarında preemptif intravenöz ketaminin analjezik etkinliğinin olmadığı, doz ve uygulama zamanı yönünden farklı operasyon türlerine göre daha ileri çalışmaların yapılması gerektiği kanısına varıldı.
The aim of this study was to determine if preemptive use of the NMDA receptor antogonist ketamine decreases postoperative pain in patients undergoing abdominal hystrectomy.
A total of 60 patients admitted for total abdominal hysterectomy were included in this study after the approval of the ethic committee, and the patients were randomly classified into three groups. After standart general anaesthesia, before or after incision patients received bolus saline or ketamine. Group S received only saline while Group Kpre received ketamine 0.4 mg/kg before incision and saline after incision, and Group Kpost received saline before incision and 0.4 mg/kg ketamine after incision. Postoperatif analgesia was maintained with i.v. PCA morphine. Pain scores were assessed with Vizüal Analog Scale (VAS), Verbal Rating Scale (VRS) at 1., 2, 3., 4., 8., 12. ve 24. hours postoperatively. First analgesic requirement time, morphine consumption and side effects were recorded.
There were no significant differences between groups with respect to VAS / VRS scores, the time for first analgesic dose, and morphine consumption (p>0.05). Patients in Group S had significantly lower sedation scores than either of the ketamine treated groups (p<0.05). In conclusion, a single dose of ketamin had no preemptive analgesic effect in patients undergoing abdominal hysterectomy, but further investigation is needed for different operation types and dose regimens



   
Copyright © 2021 The Journal of The Turkish Society of Algology, All Rights Reserved.