ISSN : 1300-0012   E-ISSN 2458-9446 Anasayfa     |     İletişim      |     ENG
 
 
Cilt: 29  Sayı: 2  Yıl: 2017
 
Ağrı: 29 (1)
Cilt: 29  Sayı: 1 - 2017
Özetleri Gizle | << Geri
DENEYSEL VE KLINIK ÇALIŞMALAR
1.
Kendi kendine bildirilen bel ağrısı ve alt ekstremite özürlülüğü arasındaki ilişkinin yanı sıra boyun ağrısı ve üst ekstremite özürlülüğü arasındaki ilişki
The association between self-reported low back pain and lower limb disability as well as the association between neck pain and upper limb disability
Turhan Kahraman, Evrim Göz, Arzu Genç
PMID: 28467573  doi: 10.5505/agri.2016.65668  Sayfalar 1 - 8 (691 kere görüntülendi)
Amaç: Kendi kendine bildirilen bel ağrısı ve alt ekstremite özürlülüğü arasındaki ilişkinin yanı sıra boyun ağrısı ve üst ekstremite özürlülüğü arasındaki ilişkinin incelenmesi.
Gereç ve Yöntem: 126 sağlık çalışanı bu kesitsel çalışmaya dahil edildi. Boyun ve bel ağrısı varlığı İskandinav Kas İskelet Sistemi Anketi kullanılarak belirlendi. Boyun ve bel ağrısı/özürlülüğü sırasıyla Boyun Ağrısı ve Özürlülük Ölçeği (BAÖÖ) ve Oswestry Dizabilite İndeksi (ODİ) ile değerlendirildi. Üst ve alt ekstremite özürlülüğü sırasıyla Hızlı - Kol, Omuz ve El Sorunlar Anketi (Quick-DASH) ve Western Ontario ve McMaster Osteoartrit İndeksi (WOMAC) ile değerlendirildi.
Bulgular: Bel ağrısı olduğunu bildiriren katılımcıların alt ekstremitelerdeki kas iskelet sistemi şikayetleri daha fazlaydı (p<0.001) ve boyun ağrısı olduğunu bildiren katılımcılarda da benzer şekilde üst ekstremitelerde daha fazla kas iskelet sistemi şikayetleri bildirildi (p<0.001). Son 12 ay boyunca ve son 7 gün içinde bel ağrısı olduğunu bildiren katılımcıların ODI ve WOMAC skorları arasında anlamlı bir korelasyon vardı (sırasıyla, ρ=0.674, p<0.001 ve ρ=0.510, p<0.001). Son 12 ay boyunca ve son 7 gün içinde boyun ağrısı olduğunu bildirin katılımcılarda BAÖÖ ve Quick-DASH arasında anlamlı bir korelasyon bulundu (sırasıyla, ρ=0.659, p<0.001 ve ρ=0.734, p<0.001).
Sonuç: Daha şiddetli bel ağrısı bildiren bireylerde alt ekstremite özürlülüğü de daha yüksek düzeyde bildirdirilmekteydi. Bu ilişki aynı zamanda boyun ağrısı ve üst ekstremite özürlülüğü arasında da bulunmaktaydı.
Objectives: To investigate the association between self-reported low back pain (LBP) and lower limb disability as well as the association between neck pain and upper limb disability.
Methods: A hundred twenty-six participants registered as a healthcare staff member were included in this cross-sectional study. The presence of neck and LBP were determined using the Nordic Musculoskeletal Questionnaire. Neck and LBP/disability were measured with the Neck Pain and Disability Scale (NPDS) and Oswestry Disability Index (ODI), respectively. Upper and lower limb disability were measured with the Quick Disabilities of Arm, Shoulder, and Hand (Quick-DASH) and Western Ontario and McMaster Osteoarthritis Index (WOMAC), respectively.
Results: Participants reporting LBP had more musculoskeletal complaints in the lower limbs (p<0.001) and similarly participants reporting neck pain also reported more musculoskeletal complaints in the upper limbs (p<0.001). There was a correlation between the ODI and WOMAC in the participant reporting LBP during the 12 months (ρ=0.510, p<0.001) and during the last 7 days (ρ=0.674, p<0.001). The NPAD was correlated with the Quick-DASH in the participants reporting neck pain during the last 12 months (ρ=0.659, p<0.001) and the last 7 days (ρ=0.734, p<0.001).
Conclusion: People reporting more severe LBP also reported high levels of lower limb disability. This association was also existing between the neck pain and upper limb disability.

2.
İki farklı kuru iğneleme tekniğinin miyofasial ağrı sendromunun tedavisinde karşılaştırılması
Comparison of two different dry-needling techniques in the treatment of myofascial pain syndrome
Özlem Taşoğlu, Şule Şahin-onat, Hüma Bölük, İrfan Taşoğlu, Neşe Özgirgin
PMID: 28467572  doi: 10.5505/agri.2016.38991  Sayfalar 9 - 16 (796 kere görüntülendi)
Amaç: Çalışmanın amacı iki farklı kuru iğneleme yönteminin (derin kuru iğneleme ve peppering) miyofasial ağrı sendromunda (MAS) karşılaştırılması.
Gereç ve Yöntem: Hastanemize başvuran MAS tanısı alan 72 hasta, rasgele derin kuru iğneleme ve peppering olmak üzere iki gruba ayrıldı. Tüm hastalar 4 kez değerlendirildi; tedaviden önce ve tedavide uygulamasından sonraki 1.–5. ve 12. haftalarda. Her değerlendirmede hastalara Vizüel Analog Skala, Nottingham Genişletilmiş Günlük Yaşam Aktiviteleri Skalası ve Beck Depresyon Ölçeği uygulandı. Ek olarak hastalar prosedür boyunca ağrı hissi ve yan etki profili açısından takip edildi.
Bulgular: Takip sürecini 26 derin kuru iğneleme ve 28 peppering hastası tamamladı. Başlangıca göre bakıldığında her iki grupta da 1.–5. ve 12. hafta kontrollerinde ağrının azaltılması, depresif semptomları ve fonksiyonelliğin artırlması açısından fayda sağlandı. Öte yandan gruplararası analizlerde her iki grup arasında anlamlı fark saptanmadı. Her iki grup arasındaki tek anlamlı farklılık uygulama sırasında derin kuru iğneleme grubunda ağrının daha az olmasıydı.
Sonuç: Derin kuru iğneleme de peppering de MAS tedavisinde etkili ve bu etki 12 haftaya kadar devam etmektedir. Ayrıca her iki tekniğin de yan etki profili benzer saptandı. Öte taraftan, derin kuru iğnelemenin daha ağrısız bir prosedür olduğu görüldü.
Objectives: To compare the efficacy of two different dry needling (DN) techniques (deep dry needling & peppering) in myofascial pain syndrome (MPS).
Methods: Seventy-two patients, who were diagnosed as MPS at our outpatient clinic were randomly assigned into two groups as deep dry needling (DDN) and peppering. All patients were evaluated four times as: before the treatment and 1–5–12 weeks after the completion of treatment protocol. In each evaluation, Visual analogue scale (VAS), Nottingham extended activities of daily living scale (NEADLS), Beck depression inventory (BDI) scores were recorded. Additionally, all patients were evaluated for the pain felt during the procedure and side effect profile.
Results: Twenty-six patients from DDN group and twenty-eight patients from peppering group accomplished the follow-up period. Both DDN and peppering seem to be effective for relieving pain and depressive symptoms and improving functionality compared to baseline when evaluated on the 1st, 5th and 12th weeks. On the other hand the intergroup analyses showed no significant differences between DDN and peppering groups. The only significant difference between the groups is the lesser pain felt during the procedure in the DDN group.
Conclusion: Both DDN and peppering are effective in MPS and the effects last up to 12 weeks. Also the adverse event profiles of the two techniques are similar. On the other hand, DDN is a painless procedure.

3.
Migren hastalarında revize hastalık algısı ölçeğinin geçerliliği ve deprem tecrübesinin hastalık algısı üzerine etkisi
Validation of the revised illness perception questionnaire for migraine patients and the effects of earthquake experience on perception of disease
Selda Keskin Güler, Sertaç Güler, Nalan Güneş, Burcu Gökçe Çokal, Mehmet İlker Yön, Tahir Yoldaş
PMID: 28467565  doi: 10.5505/agri.2016.88709  Sayfalar 17 - 24 (488 kere görüntülendi)
Amaç: Migren hastalarında Revize Hastalık Algısı Ölçeğinin (IPQ) geçerliğini araştırmak ve deprem gibi ağır bir yaşam olayının hastalık algısı üzerine etkisini araştırmak amaçlandı.
Gereç ve Yöntem: Çalışmaya deprem sırasında Erciş’te bulunan (n=33) ve deprem tecrübesi hiç yaşamamış (n=29) toplam 62 migren tanılı hasta alındı. Hastalara görüşme formu, IPQ ve Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) uygulandı. Çalışmaya alınan hastaların yaş ortalaması 31 ve ortalama 7.8 yıldır migren tanıları vardı. Deprem tecrübesi olan (Grup 1) ve olmayan (Grup 2) grup arasında yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim süresi, tanı süresi ve atak sıklığı açısından fark yoktu (p>0.05).
Bulgular: IPQ hastalık belirtileri, hastalık hakkında görüşler ve olası nedenler olmak üzere 3 kısımdan oluşur. Hastalık belirtileri kısmında migren hastalarında en sık yaşanan belirtilerin ağrı, baş ağrısı ve yorgunluk olduğu görüldü. Hastalık hakkında görüşler ve olası nedenler için güvenirlik analizinde testin güvenilir olduğu saptandı. Hastalık hakkında görüşler bölümünde incelenen hastalığı anlayabilme ve süre (döngüsel) alt boyutları skorları Grup 1’de daha yüksekti (p<0.05). Diğer alt boyutları açısından gruplar arasında anlamlı farklılık saptanmadı (p>0.05). Grup 1’de BDÖ skoru daha yüksekti (z: -2,006, p<0.05). Deprem gibi ağır bir yaşam olayı depresyon skorunda artışa sebep olmasına rağmen IPQ skorlarında çok fazla değişikliğe neden olmamıştır. Grup 1 hastalığı daha büyük oranda anlamakta ve hastalığın döngüsel yapısını daha iyi kavramaktadır. Hastalığın süresi, hasta ve ailesine etkisi, hastanın hastalık üzerine kontrolü, hastalığa tedavinin etkisi ve emosyonel etki ile ilgili algıları her iki grupta aynıydı.
Sonuç: Hastalık algısı deprem gibi ağır bir yaşam olayından çok fazla etkilenmemiştir. IPQ Türk migren hastalarında da güvenle kullanılabilir.
Objectives: The aim of this study was to investigate the reliability of the Revised Illness Perception Questionnaire (IPQ) and to determine the effects of earthquake experience on the perception in migraine patients.
Methods: The sample was composed of 62 outpatients, consisting of with migraine diagnosis who were in Erciş during earthquake (n=33) and who had never had any earthquake experience (n=29).The interview form, IPQ-R and Beck Depression Scale (BDS) were applied. The study was carried out on migraine patients whose mean age was 31 and who had been diagnosed since 7.8 years. Comparison of groups with earthquake experience (group1) and without experience (group 2) there were no difference in point of demographic findings and disease severity (p>0.05).
Results: In the part concerning the manifestations of the disease, the most frequently manifestations were found pain, headache and fatige. The test was determined to be reliable. Illness coherence and timeline (cyclic) subscale scores (p<0.05) and BDS score (z: -2.006, p<0.05)were significantly higher in group 1. Although an earthquake caused an increase in depression scores did not cause much change in the IPQ-R scores. Group1 understand disease better and realize of the cyclical nature of the disease. Other perception parameters of the disease were same in both groups.
Conclusion: A severe life event such as an earthquake did not much change IPQ-R scores in migraine patients. The results of this study demonstrated that IPQ could be used reliably in the Turkish migraine patients.

4.
Spinal kord stimülasyonu uygulanan 62 hastanın retrospektif değerlendirilmesi
Spinal cord stimulation in 62 patients: Retrospective evaluation
İrem Özdemir, Mert Akbaş, Arif Yeğin, Gözde Dağıstan, Deniz Özel Erkan
PMID: 28467566  doi: 10.5505/agri.2016.08870  Sayfalar 25 - 32 (502 kere görüntülendi)
Amaç: Spinal kord stimülasyonu (SKS), başarısız bel cerrahisi sendromu (BBCS), dejeneratif disk hastalığı, periferal kozalji, nöropatik ağrı, kompleks rejyonel ağrı sendromu (KRAS), periferik vasküler hastalık, iskemik kalp hastalığı ve kanser ağrısı gibi endikasyonlarda kullanılabilen bir nöromodülasyon yöntemidir.
Gereç ve Yöntem: Bu çalışma, retrospektif tanımlayıcı bir araştırmadır. Çalışmada, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Algoloji Bilim Dalı kliniğinde Şubat 2011–Ocak 2015 tarihleri arasında spinal kord stimülasyonu (SKS) uygulanan 62 hastanın işlem öncesi ve sonrasındaki ağrı düzeyleri, analjezik ilaç kullanımları, uyku düzenleri değerlendirildi, işlem memnuniyetleri, günlük aktivite değişiklikleri ve işe dönüş süreleri sorgulandı.
Bulgular: Yapılan çalışmada SKS prosedürü uygulanan hastaların ağrı seviyelerinin azaldığını, buna bağlı uyku düzenleri ve günlük aktivitelerinin iyileştiği sonucu bulundu.
Sonuç: Sonuç olarak, yapılan diğer çalışmalar ve bizim çalışmamızın gösterdikleri doğrultusunda SKS‘nin kronik ağrı palyasyonunda etkili ve güvenilir bir tedavi yöntemi olduğu düşüncesindeyiz.
Objectives: Spinal cord stimulation (SCS) is used for various indications such as Failed Back Surgey Syndrome, peripheral causalgia, neuropathic pain, complex regional pain syndrome, reflex sympathetic dystrophy, peripheral vascular disease, ischemic heart disease and cancer pain.
Methods: This is a retrospective study. 62 patients applied SCS were included in retrospective study from february 2011-january 2015 in Akdeniz University medicine faculty algology department. We asked about patients’ VAS values before and after procedure, analgesic medicine usings, sleep disorders, pleasure after procedure, daily activity improvement and time of going back to work.
Results: We found that decrease on the patients’ pain severity and improvement on quality of sleep and daily activities.
Conclusion: As a result; our study and the other studies show that SCS is reliable and effective procedure on chronic pain management.

5.
Migren başağrısında büyük oksipital sinir bloğu uygulama sonuçlarımız
The results of greater occipital nerve block applied for migraine headache
Serdar Çatav, Filiz Alkaya Solmaz, Pakize Kırdemir
PMID: 28467567  doi: 10.5505/agri.2016.57625  Sayfalar 33 - 37 (613 kere görüntülendi)
Amaç: Bu çalışma, migren hastalarının tedavisinde büyük oksipital sinir bloğu (GON) etkinliğini değerlendirmek amacı ile yapıldı.
Gereç ve Yöntem: Bu çalışmaya 2014–2015 yılları arasında migren tanısı almış 28 hasta dahil edildi. GON bloğu işlemi eksternal oksipital protuberans 2 cm laterali ve 2 cm inferiyoruna 1.5 ml %2 lidokain uygulanarak yapıldı. GON bloğu işlemi bilateral olarak 1 hafta ara ile 3 kez uygulandı. Hastanın VAS değerleri, atak sıklığı, atak süresi ve analjezik kullanım ihtiyacı işlem öncesinde değerlendirildi. İşlemden sonra 1. hafta, 1. ay, 3. ayda tekrar bu parametreler değerlendirildi.
Bulgular: Hastaların yaş ortalaması 42.21±10.13. VAS skoru işlem öncesi 9.28±0.72 iken, işlemden sonra 1. haftada 2.96±2.16, 1. ayda 2.60±1.96, 3. ayda 1.75±1.37 idi. Atak sıklığını işlem öncesi 9.42±4.51 iken, 1. ay 5.42±3.30, 3. ay da 3.57±3.14 olarak değerlendirdik.
Sonuç: Migren başağrısında GON bloğu 1.5 ml %2 lidokain ile güvenilir, basit ve efektif bir tedavi yöntemidir.
Objectives: The aim of this study was to evaluate the efficacy of greater occipital nerve (GON) block in the treatment of migraine patients.
Methods: This study included 28 patients diagnosed with migraine between 2014 and 2015. The GON block procedure was applied by administering 1.5 ml of 2% lidocaine 2 cm lateral and 2 cm inferior to the external occipital protuberance. The patients were evaluated in respect of VAS scores, attack frequency, attack duration and the need for analgesia before the procedure. These parameters were evaluated again at 1 week, 1 month and 3 months after the procedure.
Results: The mean age of the patients was 42.21±10.13 years. The mean VAS score was 9.28±0.72 before the procedure and 2.96±2.16 at 1 week, 2.60±1.96 at 1 month and 1.75±1.37 at 3 months. The frequency of attacks was 9.42±4.51 before the procedure and, 5.42±3.30 at 1 month and 3.57±3.14 at 3 months.
Conclusion: GON block with 1.5 ml of 2% lidocaine is a safe, simple and effective treatment method for migraine headache.

OLGU SUNUMU
6.
Leriche sendromu
Leriche syndrome
Serdar Demirgan, Abdullah Tolga Şitilci, Sezen Solak, Mehmet Salih Sevdi, Kerem Erkalp, Emin Köse
PMID: 28467568  doi: 10.5505/agri.2015.65983  Sayfalar 38 - 42 (748 kere görüntülendi)
Leriche sendromu aortada, sıklıkla renal arterlerin distalinde trombotik oklüzyonla karakterize bir hastalıktır. Bu sendromun klasik semptomları; alt ekstremitede egzersizle ortaya çıkan ağrı (klodikasyon), femoral nabızların palpe edilememesi ve erkek hastalarda impotanstır. Dolaşım yetersizliğine bağlı klodikasyon ile nörojen kaynaklı klodikasyonun ayırıcı tanısı zordur. Ayırıcı tanı yapılmasında anamnez, fizik muayene ve görüntüleme yöntemleri önemli yer tutar. Fizik muayenede bilateral femoral nabızların palpe edilememesi leriche sendromunu akla getirmelidir. Leriche sendromlu olgularda renkli Doppler ultrasonografi ile, her iki iliyak arterde de akım olmadığı gösterilebilir. Bu hastalarda bilgisayarlı tomografi anjiyografi ile aortadaki trombotik tıkanıklık doğrulanmalıdır. Sunduğumuz bu vaka klodikasyon şikayetiyle hastaneye başvurmuş ve lomber disk hernisi tanısı konulmuş bir Leriche sendorumu vakasıdır. Ayırıcı tanıda vasküler patolojiler düşünülmemesi nedeniyle tedavisinde geçikilmiş ve mortaliteyle sonuçlanmış olması nedeniyle önem taşımaktadır. Bacak ağrısı şikayetiyle hastaneye başvuran hastalarda vasküler patolojiler ayırıcı tanıda düşünülmeli ve klinisyenler tanıya giden yolda öncelikle detaylı anemnez ve kapsamlı bir fizik muayeneye güvenmelidirler.
Leriche syndrome is a disease that is characterized by a thrombotic occlusion in the aorta, frequently in the renal artery distal. The classical symptoms of this syndrome include pain in the lower extremities emerging during activity ( claudication ), impalpability of the femoral pulses and impotency in male patients. The definitive diagnosis of claudication, due to insufficient circulation as well as neurogenic-caused claudication, is hard. Medical history, physical examination and monitoring methods are important for definitive diagnosis. Impalpability of bilateral femoral pulses in physical examination may be a sign of leriche syndrome. With colored doppler ultrasonography, it can be demonstrated in cases having Leriche syndrome that there is no circulation in both iliac arteries. In these patients, thrombotic occlusion of the aorta shall be confirmed by computed tomography angiography. This case that we present is a case of Leriche syndrome in which the patient came to the hospital with the complaint of claudication and was diagnosed with lumbar disc herniation. Since vascular pathologies were not considered in definitive diagnosis, the treatment was delayed and it resulted in mortality; for this reason it is important. In the case of patients coming to hospital with complaints of leg pain, the vascular pathologies shall be thought of in the definitive diagnosis and the clinicians, and in that way leading to the diagnosis, shall depend on detailed patient history and comprehensive physical examination.

7.
Medial kalkaneal nöropati: Uzamış topuk ağrısının nadir bir nedeni
Medial calcaneal neuropathy: A rare cause of prolonged heel pain
Banu Kuran, Tolga Aydoğ, Cem Erçalık, Pınar Arda, Figen Yilmaz, Beril Doğu, Julide Oncu, Gülgün Durlanık
PMID: 28467569  doi: 10.5505/agri.2015.13540  Sayfalar 43 - 46 (676 kere görüntülendi)
Topuk ağrısı ayak ağrılarının %15’ini oluşturur. Ağrı, plantar fasiit, kalkaneal kırık, kalkaneal apofizit, topuk yastığının atrofisi, enflamatuar hastalıklar gibi nedenlere bağlı olabildiği gibi sinir kökenli de olabilir. Tibial, plantar ve/veya medial kalkaneal sinir sıkışması ağrının nöral nedenlerindendir. Medial kalkaneal sinir topuktaki yumuşak dokuların çoğunun duysal innervasyonunu sağlar. Topuk ağrısının nöral kaynaklı olduğunu teşhis etmek için öykü ve dikkatli bir fizik muayene gerekir. Topuk ağrısının diğer nedenleri dışlanmadan önce cerrahi girişim için acele edilmemeli, konservatif tedavi sonrasında tanı yeniden gözden geçirilmelidir.
Pain heel constitutes 15% of foot pain. Pain may be caused by plantar fasciitis, calcaneal fractures, calcaneal apophysitis, heel pad atrophy, inflammatory diseases or related with nerve involvement. Tibial, plantar and/or medial nerve entrapment are the neural causes of pain. Most of the heel soft tissue sensation is provided by medial calcaneal nerve. Diagnosis of heel pain due to neural causes depends on history and a careful examination. Surgery should not be undertaken before excluding other causes of heel pain. Diagnosis should be reconsidered following conservative therapy.

8.
Az tanınan bir başağrısı: Uçak yolculuğu başağrısı
A rarely known headache: Airplane travel headache
Filiz Azman, Büşra Erkılınç, Murat Çabalar, Sultan Çağırıcı, Vildan Yayla
PMID: 28467570  doi: 10.5505/agri.2015.79037  Sayfalar 47 - 48 (517 kere görüntülendi)
Uçak yolculuğu ile ilişkili başağrısı, son yıllarda olgu sunumlarıyla önem kazanmış ve 2013 yılında başağrısı sınıflamasında yerini almıştır. Bu nadir durum primer başağrılarından farklı özel karakteristik özelliklere sahiptir ve patofizyolojisi henüz net değildir. Bu olguda, 27 yaşındaki bir kadın hastaya anamnez, muayene ve görüntüleme yöntemleriyle uçak yolculuğu ile ilişkili başağrısı tanısı konuldu. Literatür eşliğinde muhtemel patofizyolojisi ve tedavisi tartışıldı.
Recently, headache associated with airplane travel has gained importance with case reports and took its place in the classification of headache in 2013. This rare condition has different spesific characteristic from the primary headaches and its pathophysiology is not clear yet. In this case report, a 27-years-old female patient was diagnosed with the headache associated with airplane travel by history, examination and imaging findings. The possible pathophysiology and treatment were discussed.

EDITÖRE MEKTUP
9.
Lakozamid’e bağlı gelişen baş ağrısında büyük oksipital sinir blokajına yanıt
Response of greater occipital nerve block in headache induced by lacosamide
Çetin Kürşad Akpınar, Selvet Erdoğan, Nilgün Cengiz
PMID: 28467571  doi: 10.5505/agri.2015.57805  Sayfalar 49 - 50 (368 kere görüntülendi)
Lakozamid (LCM) parsyel epilepsinin ekleme tedavisinde kullanılan, güvenli yeni bir antiepileptiktir. En sık yan etkileri sersemlik, baş ağrısı, çift görme, bulantı ve kusmadır. 32 yaşında 2 yıldır epilepsi tanısıyla izlenen hasta nöbet geçirme yakınmasıyla hastaneye başvurdu. LCM tedavisi hastaneye başvurudan 20 gün önce nöbet kontrolü için tedaviye eklendi. LCM dozu baş ağrısı nedeniyle azaltıldı ve baş ağrısı şiddeti azaldı. Sağ oksipital bölgeye büyük oksipital sinir blokajı (bupivakain 2 mg) uygulandı. GON blokajı LCM ilişkili baş ağrısında etkili bulundu.
Lacosamide (LCM) is a newer antiepileptic drug with a favorable safety profile used in partial epilepsy as add-on therapy. The most common side effects include dizziness, headache, diplopia, nausea, and vomiting. A 32-year-old female with a 2-year history of epilepsy was admitted to our hospital because of seizure. LCM was added for further seizure control 20 days before the current presentation. LCM dosage was reduced because of headache and headache violence to reduce. Great Occipital Nerve (GON) blockade, with bupivacaine (2 mg), were performed in the right occipital region. GON blockade was find effective in LCM induced headache.



 
Hızlı Arama








 
Copyright © 2017 Ağrı Dergisi Tüm Hakları Saklıdır.