| DENEYSEL VE KLINIK ÇALIŞMALAR | |
| 1. | Primer Baş ağrısı olan Türk hastalardada tamamlayıcı ve alternatif tedavi yöntemlerinin kullanımı Use of complementary and alternative medicine by a sample of Turkish primary headache patients Başak Karakurum Göksel, Ozlem Coskun, Serap Ucler, Mehmet Karatas, Aynur Ozge, Secil OzkanPMID: 24481577 doi: 10.5505/agri.2014.04909 Sayfalar 1 - 7 Tamamlayıcı ve alternatif tıp yöntemleri (TAT), primer baş ağrısı tedavisi için pek çok ülkede kullanılmaktadır. Türk popülasyonunda, primer baş ağrılarında TAT yöntemlerinin bilinirliği, kullanımı ve yararına yönelik epidemiyolojik veri bulunmamaktadır. Üç baş ağrısı merkezine başvuran 110 primer baş ağrılı olguya baş ağrısında kullanılan TAT yöntemlerinin bilinirliği, kullanımı ve yararlanılmasına ilişkin sorular içeren formlar verilerek yanıtlanması istendi. Hastaların yaş ortalaması 34,7 ± 9,6 (32,8-36,5) idi. Hastaların 2/3’si yüksek okul veya üniversite mezunu, 1/3’I ise ev hanımıydı. Olgularda en sık aurasız migren (%45,5), daha az sıklıkla auralı migren (%19,1) ve gerilim tipi baş ağrısı (%18,2) saptandı. Hastaların %43,6’sında baş ağrısı sıklığı 5-10/ay bulunmuştur. En sık bilinen modaliteler sırasıyla masaj (%74,5), akupunktur (%44,5), yoga (%31,8), egzersiz (%28,2), psikoterapi (%25,5) ve biberiye kullanımı (%23,6) idi. En sık kullanılan TAT yöntemi masaj (%51) ve egzersiz (%11) olarak saptandı. Bununla beraber olguların 1/3’ü masajdan fayda gördüğünü belirtti. Bizim verilerimiz primer baş ağrılı Türk hastaların, standart tedavilere ek olarak alternatif tedavi arayışları olduğunu ve bu tedavilerden en azından birkaçını kullandıklarını göstermiştir. Nörologların bu konuda bilgilerini arttırmaları yanında, bu konuda yapılacak büyük grupları içeren randomize çalışmalara ihtiyaç duymaktadır. |
| 2. | İleri evre jinekolojik kanserli hastalarda şiddetli ağrının giderilmesi için subkutanöz yerleştirilen epidural portların etkinliği: prospektif bir çalışma The effectiveness of subcutaneously implanted epidural ports for relief of severe pain in patients with advanced-stage gynecological cancer: a prospective study İbrahim Egemen Ertaş, Salim Sehirali, Serpil Ozsezgin Ocek, Muzaffer Sanci, Gulderen Arbak, Yusuf YildirimPMID: 24481578 doi: 10.5505/agri.2014.14227 Sayfalar 8 - 14 Amaç: Intravenöz tramadol infüzyonuna, transdermal fentanil ve oral morfin uygulamasına yanıt vermeyen ayrıca bu ilaçların kabul edilemeyen ve tedavi edilemeyen yan etkilerini tölere edemeyen; ileri evre jinekolojik kansere bağlı şiddetli kronik ağrısı olan hastaların yönetiminde subkutanöz yerleştirilen epidural portların etkinliğini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Prospektif çalışma dizaynına göre, evre IV jinekolojik kanserli 21 hastada (over n = 6, endometrium n = 3, serviks n = 10, vajina n = 1 ve vulva n = 1) şiddetli kronik ağrının giderilmesi için morfin uygulanmasına imkan veren epidural portlar subkutanöz olarak yerleştirildi. Epidural port uygulamasından önce ve 5., 15. ve 30. günlerden sonra ağrının seviyesini tanımlamak üzere görsel analog skalası (GAS) ve hasta memnuniyeti skorlaması (HMS) kullanıldı. Bulgular: Epidural port uygulanan vakaların ortalama genel sağkalım süresi 80 gündü [dağılım: 31-560]. Ağrı parametreleri açısından, 5., 15. ve 30. günlerin sonundaki değerler (GAS2, GAS3 ve GAS4), epidural port yoluyla morfin uygulamasından önceki değerden (GAS1) anlamlı düşük idi, (p<0.01). Beşinci, 15. ve 30. günlerdeki HMS, port yerleştirilmeden önceki HMS’dan anlamlı yüksek idi, (p<0.05). Ağrı yönetimi 2 mg morfin ile başlatıldı ve en fazla 4 mg morfin epidural boşluğa günlük uygulandı. Takip sırasında, klinik olarak tespit edilen enfeksiyon durumu ve tedavi gerektirecek morfin ile ilişkili yan etki gelişmedi. Sonuç: Subkutanöz yerleştirilen epidural port yoluyla morfin verilmesi yan etki yaratmadan mükemmel ağrı kontrolü sağlamakta, hayat kalitesini artırmakta ve ayrıca hayatdan zevk alma yeteneğine katkı yapmaktadır. |
| 3. | Günübirlik operatif histeroskopi sonrası intravenöz parasetamol ve deksketoprofen trometamol'ün analjezik etkinliklerinin karşılaştırılması: Randomize, çift kör, plasebo kontrollü çalışma Efficacy of intravenous dexketoprofen trometamol compared to intravenous paracetamol for postoperative pain management after day-case operative hysteroscopy: randomized, double-blind, placebo-controlled study Aysu Koçum, Mesut Şener, Hatice İzmirli, Bülent Haydardedeoğlu, Anış ArıboğanPMID: 24481579 doi: 10.5505/agri.2014.85047 Sayfalar 15 - 22 Amaç: Günübirlik operasyonlardan sonra yeterli ağrı kontrolü hastaların erken taburcu olmalarında önemlidir. Çalışmamızda, operatif histeroskopi geçiren hastaların postoperatif ağrı tedavisinde intravenöz parasetamol ile intravenöz deksketoprofen trometamol’ün analjezik etkinliklerini karşılaştırmayı planladık. Gereç ve Yöntem: Fakülte Etik Kurul izni (KA09/258) ve hasta onayı alındıktan sonra ayaktan, ASA I-II, genel anestezi altında operatif histeroskopi operasyonu geçirecek 114 hasta prospektif, randomize olarak çalışmaya alındı. Hastalar 3 gruba ayrıldı. Grup D’ye iv. 50mg deksketoprofen trometamol, Grup P’ye iv. 1000 mg parasetamol ve Grup C’ye intravenöz % 0.9 NaCl tek doz olarak uygulandı. Postoperatif 15 dk, 30 dk,1 s, 2 s ve 3. s’lerde Görsel Ağrı Skalası (VAS) ile ağrı şiddeti, ağrı hafiflemesi, sedasyon, bulantı-kusma skorları, diğer yan etkiler ve ek analjezik ihtiyaçları kaydedildi. VAS ≥ 40 mm olan hastalara ek doz analjezik olarak iv. meperidin 0.25 mg/kg uygulandı. Bulgular: VAS skorları Grup D’de 15 dk,30 dk 1 s ve 2. s izlemde Grup C’ye göre daha düşük; 15. dk ve 30. dk. Grup P ye göre daha düşük bulundu. Grup D’de Grup P ve Grup C’ye göre opioid ihtiyacı olan hasta oranı (sırasıyla % 34, % 60, % 63; p<0.05) ve ihtiyaç duyulan opioid miktarı (sırasıyla 0.10 ± 0.16 mg/kg, 027 ± 0.33 mg/kg, 0.28 ± 0.25 mg/kg; p < 0.05) anlamlı olarak daha düşük bulundu Ağrı hafiflemesi postoperatif 15. dk’da Grup D’de Grup C’ye göre anlamlı olarak daha düşük bulundu (p < 0.05). Sonuç: Günübirlik operatif histeroskopide iv. deksketoprofenin postoperatif analjezide parasetamol ve plaseboya göre daha etkin olduğunu düşünüyoruz. |
| 4. | Majör ortopedik cerrahi sonrası ağrı tedavisinde deksketoprofen veya lornoksikam kullanımı: Randomize ve kontrollü bir çalışma Perioperative dexketoprofen or lornoxicam administration for pain management after major orthopedic surgery: a randomized, controlled study Nükhet Sivrikoz, Kemalettin Koltka, Ece Güresti, Mehmet Büget, Mert Şentürk, Süleyman ÖzyalçınPMID: 24481580 doi: 10.5505/agri.2014.09821 Sayfalar 23 - 28 Amaç: Non-steroidal anti-inflammatuar ilaçlar (NSAİİ) multimodal postoperatif ağrı tedavisinde kullanılması önerilen ilaçlardır. Bu çalışmanın amacı major ortopedik cerrahi sonrasında kullanılan deksketoprofen ve lornoksikamın postoperatif analjezik etkinliğini ve morfin tüketiminde yaptığı azalmayı incelemektir. Yöntem: Etik kurul izni ve hasta onamı alındıktan sonra genel anestezi altında elektif kalça veya diz total protezi uygulanacak 120 hasta iki doz 50 mg deksketoprofen (GD), iki doz 8 mg lornoksikam (GL) veya plasebo (GP) alacak şekilde randomize edildi. Postoperatif dönemde, 0.01 mg.kg-1 bolus doz ve kilitli kalma 10 dak olacak şekilde morfin içeren HKA bazal infüzyon olmadan başlandı. Ağrı değerlendirmesi postoperatif 1, 2, 4, 6, 8, 12 ve 24. saatlerde istirahat ve hareket halinde VAS ile yapıldı. Bulgular: Gruplar arasında yaş, cinsiyet, ASA değeri, kalça ve diz protezi yapılan hasta sayısı, ağırlık, boy ve operasyon süresi açısından fark yoktu. GD ve GL hastalarının istirahat ve aktif hareket halindeki VAS değerleri GP’deki hastalardan anlamlı olarak daha düşüktü. GD’nin istirahat ve aktif hareket halindeki VAS değerleri GL’den daha düşük olarak bulundu. GD ve GL’deki hastaların postoperatif morfin tüketimi GP’dekilerden anlamlı olarak daha düşüktü. GD’deki hastaların toplam morfin tüketimi GL’den daha düşük bulundu. Sonuç: 50 mg deksketoprofenin ve 8 mg lornoksikamın intravenöz yoldan günde iki doz uygulanmasının major ortopedik cerrahi sonrası plaseboya göre daha iyi analjezi sağladığı ve morfin tüketimini azalttığı bulundu. Iki aktif ilaç karşılaştırıldığında ise analjezik etkinlik ve morfin tüketimi açısından deksketoprofen lornoksikamdan daha üstün bulundu. |
| 5. | Gömülü Üçüncü Molar Diş Cerrahisinde Deksketoprofen Trometamol'un Preemptif Analjezik Etkinliği Preemptive analgesic efficacy of dexketoprofen trometamol on impacted third molar surgery Esra Çağıran, Can Eyigör, Bahar Sezer, Meltem UyarPMID: 24481581 doi: 10.5505/agri.2014.55265 Sayfalar 29 - 33 Giriş: Bu çalışmada, intravenöz (IV) deksketoprofen trometamol’ün (DT) gömük üçüncü molar diş cerrahisindeki preemptif analjezik etkinliğinin plasebo grubuyla karşılaştırılması amaçlandı. Materyal-metot: Bilateral gömük diş çekimi yapılacak 18 yaş üzerinde 20 hasta prospektif, randomize, plasebo kontrollu çalışmaya dahil edildi. Bir diş çekiminde 50 mg DT alan hastaya diğer diş çekiminde plasebo uygulandı.Toplam 40 gözlem yapıldı. Ağrı skorları cerrahi sonrası Sözel Ağrı Skalası (VRS) ile değerlendirildi. Ayrıca ilk analjezik alma zamanı, ek analjezik ihtiyacı olan hastalar, hasta ve hekim memnuniyeti, yan etkiler kaydedildi. Bulgular: İlk 12 saat içinde VRS skoru DT grubunda plasebo grubuna göre anlamlı olarak daha düşüktü. (p<0.05). İlk analjezik ihtiyacı plasebo grubunda DT grubuna oranla istatistiksel olarak anlamlı daha erken oldu (p<0.05). Plasebo grubundaki hastaların ek analjezik ihtiyacı DT alan hastalara oranla istatistiksel olarak anlamlı daha fazlaydı (p<0.05). DT grubunda hasta ve hekim memnuniyeti istatistiksel olarak daha fazlaydı (p<0.05). Sonuç: Üçüncü molar diş cerrahisinde preemptif IV DT kullanımının plaseboya oranla çok daha etkin postoperatif analjezi sağladığını saptadık. |
| OLGU SUNUMU | |
| 6. | Artroskopik Diz Cerrahisi İçin Genel Anestezi Ve Ultrason Rehberliğinde Psoas Kompartman Blok Uygulaması: Olgu Sunumu Ultrasound-guided psoas compartment block and general anesthesia for arthroscopic knee surgery: a case report Emine Aysu Şalvız, Yavuz Gürkan, Murat Tekin, Levent BuluçPMID: 24481582 doi: 10.5505/agri.2014.30633 Sayfalar 34 - 38 Psoas kompartman bloğu, lumbar pleksusun kökler hizasında bloke edilmesi sebebiyle periferik yaklaşımlara göre daha tam bir bloktur. Genellikle yüzeyel anatomik işaret noktaları kullanılarak blok lokalizasyonu belirlenir ve lokal anestezik enjeksiyonu periferik sinir stimülatörü ile kuadriseps kasının kontraksiyonu görülerek uygulanır. Ultrason sinir bloklarında tek başına veya sinir stimülatörü yardımı ile rehberlik sağlayabilir. Biz, bu yazıda spinal anestezi girişimini reddeden, genel anestezi ve ultrason rehberliğinde psoas kompartman bloğu altında diz artroskopi cerrahisi geçiren, 48 yaşında, ASA II, erkek hasta ile ilgili deneyimimizi sunduk. Hastaya standart monitorizasyon uygulandi ve lateral dekübit pozisyon verilmesi sonrasında vertebra, psoas, erektor spina and kuadratus lumborum kasları L4-5 seviyesinde konveks prob ile gözlendi. İğne ultrason rehberliğinde ilerletildi ve iğne ucunun lokalizasyonu kuadriseps kas kontraksiyonu ile doğrulandı. Otuz mL lokal anestezik karışımının (10 mL % 2 lidokain and 20 mL % 5 levobupivakain) lumbar pleksus etrafına enjekte edilmesinin ardından hastaya genel anestezi uygulandı. Anestezi ve cerrahi işlem ek anestezik/analjezik ihtiyacı veya komplikasyon olmaksızın başarıyla tamamlandı. Hastanın postoperatif dönemde istirahatte ya da mobilizasyonda ilk 24 saatte ağrı şikayeti olmadı. Bu olgu sunumu, ultrason rehberliğinde psoas kompartman bloğunun diz artroskopi cerrahisinde peri- ve post-operatif analjezi için uygun ve etkin bir yöntem olduğunu göstermektedir. |
| 7. | Yüksek riskli mastektomi olgusunda torasik epidural anestezi-interskalen blok kombinasyonunun uygulanması: Olgu sunumu A case of combined thoracic epidural anesthesia-interscalene block application in high-risk mastectomy patients: a case report Abdulkadir Yektaş, Güneş Ülkü Ülger, Mevlüt Çömlekçi, Hacer Yeter, Funda Gümüş, Kerem Erkalp, Ayşin AlagölPMID: 24481583 doi: 10.5505/agri.2014.66588 Sayfalar 39 - 42 Cerrahi ve anestezi tekniklerindeki gelişmeler, yüksek riskli hastaların anestezi alma ve ameliyat olabilme ihtimalini de beraberinde getirmektedir. Meme kanseri cerrahisinde genel anestezi tercih edilen başlıca yöntem olmasına rağmen, alternatif olarak rejyonel anestezi teknikleri de uygulanabilmektedir. Rejyonel anestezi uygulamasının peroperatif stres yanıt ile postoperatif mortalite ve morbiditeyi azalttığı, ilave olarak beslenmenin ve mobilizasyonun erken başlamasında etkili olduğu bilinmektedir. Rejyonel anestezi tekniklerinden yüksek torasik epidural anestezi, servikal epidural anestezi ve paravertebral blok ile mastektomi ameliyatlarının başarı ile yapıldığı daha önceki çalışmalarda bildirilmiştir. Torasik epidural anestezi ile kombine yapılan interskalen blok tekniğide servikal epidural anestezi veya genel anesteziye iyi bir alternatif olabilir. Bizde pulmoner problemleri olan, torasik epidural anestezi ile kombine interskalen blok altında, mastektomi ve aksiller disseksiyon planlanan hastayı sunmayı amaçladık. |
| 8. | Sünnet olacak infantta lokal anestezik sistemik toksisitesi Systemic toxicity to local anesthesia in an infant undergoing circumcision Ayşe Belin Özer, Ömer Lütfi ErhanPMID: 24481584 doi: 10.5505/agri.2014.54771 Sayfalar 43 - 46 Dört aylık infanta lokal anestezi altında sünnet planlandı. lokal anestezi uygulandıktan sonra hastanın ağlaması durdu, jeneralize tonik klonik konvulzyonlar ve yaygın eritematöz döküntü oluştu. Hemen % 100 O2 ile maske ventilasyonu sağlandı, monitorize edildi ve intramüsküler olarak 1 mg midazolam uygulandı. Damar yolu açıldıktan sonra 50 mg sodyum tiyopental intravenöz yoldan uygulandı ve konvulzyonlar kontrol altına alındı ve endotrakeal entübasyon gerçekleştirildi. Entübasyondan 30 dakika sonra hasta ekstübe edildi. Fakat gürültülü solunumu olması üzerine hasta tekrar entübe edildi ve endotrakeal entübasyon esnasında larenksin hafif ödematöz olduğu gözlendiğinden 10 mg prednizolon intravenöz yoldan uygulandı. İkinci entübasyondan yaklaşık iki saat sonra spontan olarak soluyan ve gözlerini açan hasta ekstübe edilerek yoğun bakım ünitesine alındı. Hasta 2 gün sonra taburcu edildi. Bu hastada lokal anestezik sistemik toksisitesi düşünüldü. Pediatrik hastada lokal anestezi uygulanırken endikasyonunun doğru olması, preoperatif dönemde hastanın monitorize edilmesi, damaryolunun açılması, lokal anestezik toksisitesi gelişme ihtimaline karşı CPR uygulaması dahil tüm önlemlerin alınmış olması gerekir. Uygulama sırasında ise lokal anesteziğin maksimum uygulama dozları dikkate alınmalı ve dilüe edilerek kullanılmalıdır. |