| DENEYSEL VE KLINIK ÇALIŞMALAR | |
| 1. | İntraoperatif tramadol ve ketaminin tonsillektomi uygulanan hastalarda postoperatif ağrı üzerine etkilerinin karşılaştırılması the comparision of effects intraoperative tramadol and ketamine usage for postoperative pain relief in patient with tonsillectomy Çiğdem Sizer, İnci Kara, Ahmet Topal, Jale Bengi ÇelikPMID: 23720078 doi: 10.5505/agri.2013.82612 Sayfalar 47 - 54 Çocukluk çağında sıklıkla uygulanan tonsillektomi operasyonlarında intraoperatif ketamin ve tramadol uygulamasının postoperatif ağrı ve analjezik ihtiyacı üzerine etkilerini karşılaştırmayı amaçladık. Çalışmaya tonsillektomi operasyonu planlanan, 5-15 yaş arası, ASA I-II sınıfında 90 hasta alındı. Standart genel anestezi sonrası olgular üç gruba ayrıldı. Kanama kontrolü sırasında Ketamin grubuna 0,5 mg.kg-1 Ketamin, Tramadol grubuna 2 mg.kg-1 Tramadol ve Kontrol grubuna ise SF iv. olarak uygulandı. Anestezi ve operasyon süreleri ile derlenme odasında kalış zamanları kaydedildi. Postoperatif ağrı değerlendirmesinde NRS ve CHEOPS skalaları kullanıldı. NRS 3’den, CHEOPS 8’den büyük olduğunda; ilk 6 saatte rektal, sonrasında oral 15 mg.kg-1 parasetamol uygulandı. İlk analjezik zamanı, uygulanan toplam doz ve komplikasyonlar kaydedildi. Olguların demografik verileri, anestezi ve operasyon süreleri ile derlenme odasında kalış süreleri istatiksel olarak benzerdi (p>0.05). Kontrol grubunda, Tramadol ve Ketamin grubuna göre ek analjezik gerektiren hasta sayısı anlamlı olarak yüksekti (p<0.05). Tramadol ve Ketamin grupları arasında ise fark bulunamadı (p>0.05). Ek analjezik verilme zamanı Kontrol grubunda Tramadol ve Ketamin gruplarına göre anlamlı olarak kısa bulunurken (p<0.05), Tramadol ve Ketamin gruplarında ek analjezik verilme süreleri benzer olarak hesaplandı (p>0.05). Ek analjezik olarak kullanılan parasetamol dozu kontrol grubunda Tramadol ve Ketamin grubuna göre anlamlı olarak fazla (p<0.05) iken, Tramadol ve Ketamin grubunda ise benzerdi (p>0.05). Tramadol ve Ketamin gruplarında kontrol grubuna göre bulantı-kusma anlamlı olarak yüksek bulundu (p<0.05). Pediatrik dönem tonsillektomi operasyonlarında 2 mg.kg-1 tramadol ve 0.5 mg.kg-1 ketamin uygulaması ile etkili postoperatif ağrı sağaltımı sağlanmıştır. |
| 2. | Elektif sezaryen ameliyatlarında spinal anestezi genel anesteziye kıyasla hastanede kalış süresini kısaltmaktadır Spinal anesthesia for elective cesarean section is associated with shorter hospital stay compared to general anesthesia Fadıl Havas, Mukadder Orhan-sungur, Yılmaz Yenigün, Meltem Karadeniz, Miray Kılıç, Tülay Özkan SeyhanPMID: 23720079 doi: 10.5505/agri.2013.42204 Sayfalar 55 - 63 Amaç: Bu prospektif çalışmada elektif sezaryen ameliyatlarında spinal ve genel anestezinin anne ve yenidoğan üzerine etkilerinin kıyaslanması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Elektif sezaryen ameliyatı için rutin spinal (Grup SA, n=95) veya genel anestezi (Grup GA, n=93) ile standart postoperatif analjezi uygulanan miyadında gebeler çalışmaya alınmıştır. Ameliyat süresi, cilt insizyonu-histerotomi (TS-H) ve histerotomi-umbilikal kordona klemp konması arası geçen süre (TH-U), oksitosin gereksinimi, intraoperatif sıvı, efedrin gereksinimi, hipotansiyon gelişen hasta sayısı, ilk analjezik gereksinimine dek geçen sure (Tanalg), petidin tüketimi, yan etkiler, ilk emzirme, annenin oral gıda alımı (TOI), gaz çıkarma (TF), defekasyon (TD), mobilizasyon ve hastanede kalış süresi gruplar arasında kıyaslanmıştır. Yenidoğanın Apgar skorları, umblikal venöz kan gazı, hastanede kaldığı süre boyunca hipoglisemi gelişimi, ek gıda, fototerapi ve solunum desteği gereksinimi karşılaştırılmıştır. Bulgular: Spinal anestezide genel anesteziye oranla daha uzun TS-H, TH-U süreleri gözlenmiş, oksitosin gereksinimi azalmış, hipotansiyon insidansı, efedrin ve sıvı gereksiniminde artış saptanmış, Tanalg süresi uzamıştır. Ayrıca spinal anestezi sonrası TOI, TF, TD ve hastanede kalış süresinin genel anesteziye oranla (sırasıyla 48 ve 52 saat, p<0.01) kısaldığı saptanmıştır. Postoperatif analjezik tüketimi ve 1. dak Apgar skoru ile umbilikal kan gazı sonuçları dışında neonatal veriler açısından gruplar arasında fark bulunmamıştır. Sonuç: Elektif sezaryen ameliyatlarında spinal anestezi genel anesteziye oranla daha hızlı gastrointestinal derlenmeyi sağlamakta, hastanede kalış süresini kısaltmaktadır. |
| 3. | Sağlıklı Gönüllülerde Cinsiyet ve Çalışma Şartlarının Ağrı Eşik Değeri Üzerine Etkisi The Effect of Gender and Working Conditions on Pain Threshold in Healty Volunteers Prof. Dr. Fuat Güldoğuş, Doç. Dr. Ebru Kelsaka, Hemşire Birsen ÖztürkPMID: 23720080 doi: 10.5505/agri.2013.97769 Sayfalar 64 - 68 Amaç: Elektrostimülasyon yöntemi kullanılarak olguların duysal algılama seviyeleri ve ağrı eşik değerlerini ölçmek ve cinsiyet ile çalışma koşullarının eşik değerleri üzerine etkisini araştırmaktır. Gereç ve Yöntemler: 20-40 yaş arası toplam 262 sağlıklı gönüllü üzerinde painmatcher cihazı kullanılarak duysal algılama seviyesi ve ağrı eşik değeri ölçümleri yapıldı. Değerlendirme aşamasında olgular 4 gruba ayrıldı. Grup I kadın sağlık personeli (KS) (bayan doktor/hemşire), Grup II erkek sağlık personeli (ES) (erkek doktor), Grup III kadın temizlik personeli (KT) ve Grup IV erkek temizlik personeli (ET) olarak gruplandırıldı. Bulgular: Duysal seviye ölçümlerindeki değerler erkek ve kadın temizlik personelinde kadın sağlık personelinden anlamlı derecede yüksek bulundu (p<0.05). Erkek sağlık personeli ve kadın temizlik personeli arasında ağrı duyusal düzeyi benzerdi (p>0.05). Ağrı eşik değer ölçümleri; erkek temizlik personelinde, sağlık personeline oranla yüksek saptandı (p<0.05). Kadın temizlik personeli ile erkek sağlık personelinin ağrı eşik değeri benzerdi (p>0.05). Her grupta bakılan ağrı eşik değeri ile duysal seviye korelasyonu KS ve ET gruplarında önemsizken, ES ve KT’de önemli idi (p<0.05). Sonuç: Duysal seviye ve ağrı eşik değer seviyeleri cinsiyet farkından çok çalışma koşullarından etkilenmektedir. Bedenen çalışanlarda eşik değerlerin daha yüksek olduğu sonucuna varıldı. Anahtar Kelimeler: Painmatcher, ağrı eşik değeri, cinsiyet. |
| 4. | Ortostatik Baş Ağrısının Çok Nadir Bir Nedeni: İntrakranial Hipotansiyonlu 13 olgunun Etyoloji, Tedavi Ve Prognozlarının Gözden Geçirilmesi Intracranial Hypotension: A Rare Cause of Orthostatic Headache: A Review of the Etiology, Treatment and Prognosis of 13 Cases Sibel Güler, Bekir Çağlı, Ufuk Utku, Ercüment Ünlü, Yahya ÇelikPMID: 23720081 doi: 10.5505/agri.2013.97720 Sayfalar 69 - 77 Amaç: Ortostatik başağrısının nadir bir deneni olan spontan intrakraniyal hipotansiyonun nedenleri, kliniği, tedavi ve prognozunu kliniğimizde izlenen vakalar eşliğinde gözden geçirmek Yöntem: 1 Ocak 2009-30 Ekim 2011 tarihleri arasında kliniğimizde tanı alan 6 erkek ve 7 kadın olmak üzere 13 tane spontan intrakranial hipotansiyon olgusu çalışmaya dahil edildi. Hastalar geliş semtomları, uygulanan tedavi, kranial mrg bulguları, uygun hastalarda yapınla BOS basınç değerleri ve klinik iyileşme süreleri değerlendirilerek incelendi. Bulgular: Ortostatik baş ağrısının ve eşlik eden bulguların yatak istirahati, oral sıvı alımının arttırılması, intravenöz hidrasyon ve kafein tedavisi uygulanan iki hastada (%15,3) 10 günde iki hastada (%15,3)15 günde bir hastada (%7,6) yirmibir günde tamamen düzeldiği görüldü. Benzer tedavi uygulanan dört (%37,6) olguda başağrısı ve diğer klinik özelliklerinin 30 gün içerisinde belirgin olarak gerilediği ancak periyodik takiplerinde hafif şiddette baş ağrılarının aralıklı olarak devam ettiği gözlendi. 30 gün sonrasında ortostatik baş ağrısı gerilemeyen olgulara uygulanan epidural kan yaması sonrasında 10-15 gün içerisinde kliniklerinin tamamen düzeldiği görüldü. Sonuç: Postural baş ağrısı tarifleyen olgularda öncelikle SIH’dan mutlaka şüphe edilmeli ve kontrastlı kranial görüntüleme yapılmalıdır. Kranial sinir paralizileri ve piramidal traktus bulguları olabileceği unutulmamalıdır. Epidural kan yamaları konservatif tedavinin yetersiz kaldığı olgulara uygulanmalıdır. |
| 5. | Primer Dismenore Ağrılı Hastalarda Diklofenak Sodyum ve Parasetamol Tedavi Etkinliklerinin Vizuel Analog Skala (VAS) Kullanılarak Karşılaştırılması Comparing Efficincies of Diclofenac Sodium and Paracetamol in Patients with Primer Dysmenorrhea Pain by Using Visual Analog Scale (VAS) Murat Ayan, Ufuk Taş, Erkan Söğüt, Semih Arıcı, Serkan Karaman, Mehmet Esen, Fazlı DemirtürkPMID: 23720082 doi: 10.5505/agri.2013.42103 Sayfalar 78 - 82 Amaç: Bu çalışmada, acil servise primer dismenore nedeni ile başvuran hastaların ağrılarının giderilmesinde diklofenak sodyum ve parasetamol tedavi etkinliklerinin visual analog scale (VAS) kullanılarak karşılaştırılması amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya primer dismenore (Grup 1, n=40) tanısı konmuş olan, parasetamol (75mg intramüsküler) tedavisi verilen ve (Grup 2, n=40) primer dismenore, diklofenak sodyum (1 gr intravenöz) tedavisi alan kişiler dahil edildi. Her iki grupta da 19-30 yaş arasındaki hastalar seçildi. Tüm gruplarda hastaların ağrı şiddeti Visual Analog Skala (VAS) kullanılarak 0 (ağrı olmaması) ile 10 (dayanılmaz ağrı) arasında derecelendirildi. Grupların visual analog skala (VAS)’ ları karşılaştırıldı. Bulgular: İki grup arasında yaş, OAB ve Nb değerleri açısından istatistiksel olarak fark yoktu. I. gruptaki bireylerin başvuru sırasındaki VAS değerleri II. gruptakilerden yüksek iken, onuncu ve otuzuncu dakikalardaki VAS değerleri II. Gruptaki hastalardan daha düşüktü (p= 0.00, Şekil 1). I. ve II. grubun her birinin kendi içindeki başlangıçtaki, 10. ve 30. dakikalardaki VAS değerleri birbirlerinden anlamlı derecede farklıydı. 10. ve 30. dakikadaki VAS değerleri başlangıçtaki değerlere göre, 30. dakikadaki VAS değerleri 10. dakikaya göre anlamlı derecede düşüktü (p=0.00 Sonuç: Çalışma sonucunda parasetamolün primer dismenore ağrısı tedavisinde diklofenak sodyum dan daha hızlı etki gösterdiği ve daha etkili olduğu söylenebilir. |
| OLGU SUNUMU | |
| 6. | Episakral Lipoma: Bel Ağrısının Tedavi Edilebilir Bir Nedeni (Olgu Sunumu) Episacral Lipoma: A Treatable Cause of Low Back Pain (Case Report) Hatice Rana Erdem, Barış Nacır, Zuhal Özeri, Aynur KaragözPMID: 23720083 doi: 10.5505/agri.2013.63626 Sayfalar 83 - 86 Episakral lipoma, başlıca posterior iliak krest bölgede oluşan küçük, hassas subkutan nodüllerdir. Akut ve kronik bel ağrısının önemli ve tedavi edilebilir bir nedeni olduğu gösterilmiştir. Episakral lipoma torakodorsal fasiadaki bir yırtık ve bunu takiben altta uzanan dorsal yağ tabakasının bir kısmının yırtık aracılığı ile herniasyonu sonucu oluşur. Yaygın bir klinik durumdur ve tanınması kolaydır. Ağrılı nodül varlığı ve anestezik solusyonla enjeksiyon sonrası ağrının kaybolması diyagnostiktir. İlaçla tedavi ve fizik tedavi faydalı olmayabilir. Episakral lipoma tedavisinde lokal anestezik (LA) ve steroid solüsyonu ile nodülün enjeksiyonu etkilidir. Burada posterior iliak krest üzerinde ağrılı nodülü olan iki hasta tanımladık. Birinci hasta sol alt ekstremite yayılan şiddetli bel ağrısından yakınıyordu ve takiben disk operasyonu geçirmişti. Diğeri ise büyük trokanterik ağrı sendromu olarak tedavi edilmişti. Her iki hastada görülen semptomlar LA ve steroid enjeksiyonu ile hafifledi. Episakral lipoma akut ve kronik bel ağrısının tanı ve ayırıcı tanısında daha sık akla getirilmelidir. |
| 7. | Eagle Syndrome: Case Report İrem Fatma Uludağ, Levent Öcek, Yaşar Zorlu, Burhanettin UludağPMID: 23720084 doi: 10.5505/agri.2013.26779 Sayfalar 87 - 89 |
| 8. | Raynaud hastalığına eşlik eden kompleks bölgesel ağrı sendromu olgusu: beklenen bir birliktelik mi? A case of recurrent complex regional pain syndrome accompanying Raynaud’s disease: a prospective coincidence? Serdar Kesikburun, Zafer Günendi, Koray Aydemir, Ahmet Özgül, Arif Kenan TanPMID: 23720085 doi: 10.5505/agri.2013.31932 Sayfalar 90 - 92 Kompleks bölgesel ağrı sendromu (KBAS) ve Raynaud hastalığı anormal otonom sinir sistemi ile ilişkili vazomotor bozukluk ile karakterize hastalıklardır. Biz herhangi bir başlatıcı olay olmadan gelişen ve tekrarlayıcı özelliği olan bir KBAS I olgusu sunuyoruz. Hastada ayrıca klinik olarak KBAS I’e eşlik eden Raynaud hastalığı da teşhis edilmiştir. Bu iki ayrı antitenin birlikteliğinden, her iki hastalığında patofizyolojisinde yer alan, altta yatan bir sempatik disfonsiyonun sorumlu olabileceği düşünülmüştür. KBAS I’in tekrarlaması ve herhangi bir etiyolojik faktör olmadan ortaya çıkışı, sempatik disfonksiyonda meydana gelen geçici değişiklikler ile açıklanabilir. |