ISSN : 1300-0012   E-ISSN 2458-9446 Home      |      Contact      |      TR
 
 
Volume: 32  Issue: 4  Year: 2020
 

Attention: These articles have been accepted for publication; however, this list does not indicate the order in which articles will be published. As new articles are accepted, the order displayed here will change.

Ağrı: 12 (3)
Volume: 12  Issue: 3 - 2000
Hide Abstracts | << Back
YAYıN KURALLARı / GUIDELINES FOR PUBLICATION
1.Guidelines for Publication

Page 6
Abstract

YAYıN KURULU / EDITORIAL BOARD
2.Editorial Board

Page 7
Abstract

EDITÖRDEN / EDITORIAL
3.Editorial

Page 8
Abstract

4.Prevention and treatment of postoperative pain
E. Alon, P. Knessl
Pages 9 - 14
Cerrahi girişimin travması sonucu nöral yapıların direk olarak hasar görmesi ve nosiseptörlerin uyarılması ağrıya neden olur. Ağrı sonucunda sadece psikolojik değil patofizyolojik bir takım değişiklikler de olur. Akut postoperatif ağrının değişik kökenlerinin anlaşılması tedavi yaklaşımının da kendini oluşturur. Tedavi planlarını yaparken öncelikle yapılacak cerrahi girişimle ilgili temel özellikler öğrenilmelidir. Analjezik tedavi başlıca üç grup farmakolojik ajana dayanır: Opioidler, nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar (NSAİİ) ilaçlar ve lokal anestezikler. Opioidler peri- ve postoperatif analjezinin ana direğini oluşturur. Analjezik etkileşimin yanında bir takım istenmeyen etkileri de vardır: kaşıntı, bulantı, kusma, konstipasyon, üriner retansiyon, sedasyon ve solunum depresyonu. NSAİİ başlıca periferik etkilidir bu nedenle merkezi etkili opioidlerle kombinasyona uygundurlar. Lokal anestezikler postoperatif analjezide çoklukla epidural yoldan kullanılırlar. Postoperatif ağrı tedavisinin esas amacı rahatsızlığı azaltmak veya ortadan kaldırmak, iyileşme sürecine katkıda bulunmak, tedaviden kaynaklanan yan etkileri azaltmak veya etkili bir şekilde kontrol etmek ve tedavi masraflarını düşürmektir.
Surgical intervention is traumatic, direct lesions to neural structures or an excitation of nociceptors can lead to the perception of pain. Pain causes stress not only in psychological, but also in pathophysiological sense. The understanding of the different origins of acute postoperative pain serves as a base for the design of the therapeutic approach. On the very beginning of the therapeutic considerations, a sufficient amount of basic information about the planned intervention must be provided. This data is needed not only for the planning of the anesthetic procedure, but serves as a source of information about the patient. The analgesic therapy is based upon three types of substances; opioids, nonsteroidal anti-inflammatory drugs (NSAIDs), and local anesthetics. Opioids have been the backbone of the peri- and postoperative analgesia. Their analgesic effect is acompanied by annoying side effects as pruritus, nausea, vomitus, constipation, urinary retention, sedation and respiratory depression. NSAIDs are acting mainly peripherally, and therefore suitable for combination with centrally acting opioids. Local anesthetics are frequently used for postoperative analgesia, mostly via the epidural route. Analgesia can be administered by different routes. The major goals of prevention and treatment of postoperative pain are to minimize or eliminate discomfort, to facilitate the recovery process, to avoid or effectively manage side effects associated with the therapy, and to make the therapy cost effective.

5.Effect of the tracheal tube cuff content on the postoperative sore throat
T. Özkan, G. K. Talu, M. Şentürk, A. Yavru, M Tuğrul
Pages 15 - 18
Boğaz ağrısı endotrakeal entübasyon sonucu sık görülen, rahatsız edici bir semptomdur. Boğaz ağrısı sıklığı ve derecesi farklılık göstermektedir. Çalışmamızda anestezi sırasında endotrakeal entübasyon tüpü (ETT) balonlarının farklı içeriklerinin postoperatif boğaz ağrısı üzerine etkilerini inceledik. ASA sınıfı I - III, majör abdominal cerrahi geçirmesi planlanan 185 hasta randomize olarak beş gruba ayrıldı. Entübasyon sonrası ETT balonlarına sırasıyla: % 4 lidokain (L) (Grup I, n = 38), % 4 L + 0.1 ml/10 ml % 10 NaHCO3 (Grup II, n = 36), % 0.9 NaCl (Grup III, n = 37), daha önceden 4 % L ile doldurulmuş ETT balonlarına entübasyon sonrası hava (Grup IV, n = 36), hava (Grup V, n = 38) konmuştur. Sonuçlar değerlendirildiğinde anestezi sırasında Grup I ve II hastalarında uyanma sırasında efor yapanların sayısı anlamlı olarak düşük bulunmuştur (sırasıyla 12, 4, 32, 26, 32, p<0.05). Grup II’ye kıyasla Grup III ve V’de 1. ve 24. postoperatif saatlerde boğaz ağrısı ve 100 mm analog skala (VAS) ile ölçülen ağrı şiddeti anlamlı olarak fazla bulunmuştur. L ile doldurulan ETT balonlarının, sürekli L kaynağı oluşturduğu için anestezi esnasında efor olmamasını sağladığı ve postoperatif boğaz ağrısı insidansını ve şiddetini azalttığı sonucuna vardık.
Sore throat is a common and discomforting symptom after endotracheal intubation. The frequency, extent and intensity of sore throat show large variability. We have evaluated the efficacy of different contents of endotracheal tube (ETT) cuffs during anestesia on postoperative sore throat. 185 patients of ASA class I - III undergoing major abdominal surgery assigned randomly into five groups. After tracheal intubation ETT cuffs filled as follows: 4 % lidocaine (L) (Group I, n = 38), 4 % L + 0.1 ml/10 ml 10 % NaHCO3 (Group II, n = 36), saline (Group III, n = 37), ETT cuffs prefilled for 15-20 h with 4 % L and inflated with air after intubation (Group IV, n = 36), air (Group V, n = 38). Number of patients with effort at emergence period was significantly less in Group I and II than the other groups (12, 4, 32, 26, 32 respectively, p<0.05). Number of patients with sore throat and also the severity maesured by 100 mm visuel analog scale were significantly high in Group III and V according to Group II at 1. and 24. hour postoperatively. We conclude that the L filled ETT cuff provides a continuous source of L, may lead to a effortless emergence from anesthesia. It prevents postoperative sore throat and limits the severity of it.

6.The effects of L-arginine and N-nitro-L-arginine on tail-flick response and morphine analgesia in the mice
H. Özbek, Y. Karataş, F. Aksu, D. Özcengiz, S. Y. İnan, G. Işık
Pages 19 - 25
Bu çalışmada ağrının modülasyonunda rolü olduğu bilinen nitrik oksid’in (NO) periferik yoldan uygulanan morfinin analjezik etkisindeki olası rolü incelendi. Bu amaçla NO prekürsörü L- arjinin ve bir NO sentaz inhibitörü N-nitro- L-arjininin (L-NA) morfin analjezisi üzerine etkileri incelendi. Analjezik etki, fare tail-flick testi ile değerlendirildi. L-arjinin (300 ve 500 mg/kg, i.p.) ve L-NA (4-16 mg/kg, i.p.) tail-flick cevabını değiştirmedi. Morfinle birlikte uygulandıklarında ise L-arjinin morfinin etkisini değiştirmezken L-NA morfinin etkisini potansiyalize etti. Opioid antagonisti nalokson, L-NA + morfin kombinasyonunun analjezik etkisini önledi. Bu sonuçlar NO sentezinin azalmasının periferik yoldan uygulanan morfinin analjezik etkisini artırdığını göstermektedir.
The effects of L-arginine, a nitric oxide (NO) precursor and N-nitro-L-arginine (L-NA), a nitric oxide synthase (NOS) inhibitor, on morphine-induced analgesia were determined in the mice using tail-flick test. L-arginine (300 and 500 mg/kg, i.p.) and L-NA (4-16 mg/kg, i.p.) did not elicit any analgesic activity. L-NA, but not L-arginine enhanced antinociception induced by morphine (2.5 and 5 mg/kg, s.c). Naloxone, an opioid antagonist, reversed this effect of L-NA. These results suggest that decreased NO synthesis by NOS inhibitors potentiates peripherally administered morphine analgesia.

7.Prilocaine and prilocaine - meperidine combination in regional intravenous anesthesia
S. Tuncer, H. Barışkaner, L. Pirbudak, Ş. Otelcioğlu
Pages 26 - 29
Bu çalışmada intravenöz rejyonel anestezide prilokain ve dozu - konsantrasyonu azaltılmış prilokain - meperidin kombinasyonunun sensoryal ve motor blok gelişimi üzerine etkileri ile yan etkilerini değerlendirmeyi amaçladık. Üst ekstremite operasyonu geçirecek ASA I-II grubu 30 hasta çalışmaya alınarak rasgele iki gruba ayrıldı. I. Gruba % 1’lik prilokain, II. Gruba % 0.5 prilokain + 1 mg/kg meperidin 40 ml içersinde sulandırılarak 90 saniye içinde intravenöz rejyonel anestezi tekniğine göre uygulandı. İki grup arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlılığı Mann Whitney-U testi ile değerlendirildi ve p<0.05 anlamlı kabul edildi. Sonuç olarak, düşük doz ve konsantrasyondaki prilokaine meperidin eklenmesi ile hastalarda postoperatif ağrı şiddetinin daha az olması, analjezi ve motor bloğun daha erken başlamasını gözledik. Bu nedenle bu kombinasyonun daha uygun olduğu kanısına varılmıştır.
In this study we aimed to assess the effects and side effects of prilocaine and meperidine added to decreased dose and concentration of prilocaine, in sensorial and motor block during regional anesthesia. Thirty ASA I-II patients, undergoing upper extremity operation were studied and randomly divided into two groups. First group recieved 1 % prilocaine while the second recieved 0.5 % prilocaine + 1 mg/kg meperidine in 40 ml of distilled water in 90 seconds in accordance with the RIVA technique. Statistical analysis was done with Mann Whitney-U test and p<0.05 was accepted statistically significant. In conclusion we observed that analgesia and motor block beginning times were shorter and postoperative pain was less in the second group. Thus we think that the combination of meperidine with low dose and concentration of prilocaine is more suitable for regional intravenous anesthesia.

8.Epidural kateterden verilen ropivakain ve ropivakain + klonidin kombinasyonunun hemodinami ve postoperatif parametreler üzerine etkisi
D. Memiş, A. Turan, Z. Pamukçu
Pages 30 - 34
Çalışmamız epidural yolla uygulanan ropivakain ve ropivakain+klonidin kombinasyonlarının postoperatif analjezi ve vital bulgulara etkilerini karşılaştırmak amacıyla 30 olguda gerçekleştirildi. Grup I’deki (n=15) hastalara % 0.5 ropivakain, Grup II’deki (n=15) hastalara % 0.5 ropivakain + 1 µgr/kg klonidin verildi. Olguların 24 saatlik süre içindeki ortalama arter basıncı, kalp atım hızı, periferik oksijen satürasyonu, dakika solunum sayısı, ağrı skorları, analjezi süresi ve yan etkileri izlendi. Grup I ve II arasında ortalama arter basıncı, kalp atım hızı, periferik oksijen satürasyonu, dakika solunum sayısı açısından istatistiksel bir fark bulunmadı (p>0.05). Grup I ve II’de postoperatif 1/2. saatte ölçülen VAS değerleri karşılaştırıldığında istatistiksel olarak aralarında fark bulunmazken (p>0.05), 2. ve 4. saatlerdeki VAS değerleri Grup II’de Grup I’e göre anlamlı derecede düşük bulundu (p<0.05). 6., 12. ve 24. saatlerde ölçülen VAS değerleri gruplar arasında karşılaştırıldığında fark bulunmadı (p>0.05). Postoperatif analjezi süresi ve postoperatif 24 saatte tüketilen toplam morfin dozu ortalama değeri açısından gruplar arasında fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (p>0.05). Sonuç olarak; ropivakain + klonidin kombinasyonunun epidural yoldan kullanımının sadece ropivakain verdiğimiz gruba göre daha etkin bir analjezi sağladığını düşünmekteyiz.
This study was applied on 30 cases to assess the effect of ropivacaine and ropivacaine + clonidine combinations on postoperative analgesia and vital signs. Patients in Group I (n=15) received % 0.5 ropivakain and patients in Group II (n=15) % 0.5 ropivacaine + 1 µgr/kg clonidine. Mean arterial pressure, heart rate, SpO2, respiratory rate, pain scores, analgesia time and side effects were recorded for 24 hours. Statistically there was no difference in mean arterial pressure, heart rate, SpO2, and respiratory rates between Group I and II (p>0.05). There was no statiscally important difference between the VAS scores of Group I and II in postoperative 1/2. hour but the VAS scores in 2. and 4. hours were statistically lower in Group II. There was no statistically important difference between the VAS scores of Group I and II in 6., 12. and 24. hours (p>0.05). The differences between postoperative analgesia times and total morphine consumptions in 24 hours were found to be statistically insignificant (p>0.05). As a result epidural administration of ropivacaine + clonidine combination provides better analgesia than ropivacaine.

9.Comparison of fentanyl and fentanyl + clonidine usage for postoperative analgesia with i.v. PCA
A. Alagöl, F. Kavak, Z. Pamukçu, N. Turan
Pages 35 - 42
Bu çalışmada total abdominal histerektomi + bilateral salpingooferektomi (TAH + BSO) operasyonu geçiren 40 hastada analjezi amacıyla i.v. PCA yöntemiyle fentanil ve fentanil+klonidin uygulamalarının analjezik etkinliği, hemodinamik ve yan etkileri karşılaştırılmıştır. PCA cihazı ile I. Grupta fentanil 0.5 µg/kg yükleme dozu, 15 dk. kilitli kalma süresi ve 20 µg bolus dozu şeması ile uygulanmış, II. Grupta ise aynı protokole 2.5 µg/kg yükleme ve 10 µg bolus dozu ile klonidin eklenmiştir. 0., 2., 6., 9., 12., 18. ve 24. saatlerde ağrı (Numeric Rating Scale - NRS), sistolik ve diyastolik arter basıncı (SAB, DAB), kalp atım hızı (KAH), solunum sayısı (SS), SpO2, sedasyon ve yan etkiler, toplam ve başarılı istek ile hastaların tedavi hakkındaki görüşleri kaydedilmiştir. Ağrı skorları (6. saatten itibaren), SAB, DAB ve KAH ile yan etkiler ve toplam istek sayısı II. Grupta düşük bulunmuştur. Solunum sayısı, II. Grupta 24. saatte anlamlı düşük bulunmakla birlikte, iki grupta da fizyolojik sınırlarda kalmıştır. Sonuç olarak, postoperatif analjezi amacıyla i.v. PCA uygulamasında fentanil etkili olmakla birlikte, fentanil+klonidin ile daha etkin analjezi sağlanması ve yan etkilerin daha az olması nedeniyle, bu kombinasyonun tercih edilebileceği kanısına varılmıştır.
In this study 40 patients, who received fentanyl or fentanyl+clonidine by patient controlled analgesia device after total abdominal histerectomy + bilateral sapingoopherectomy (TAH + BSO), were compared for analgesic efficacy, analgesic requirements, haemodynamic and adverse reactions. In Group I, PCA with fentanyl was set 0.5 µg/kg loading dose; 20 µg bolus dose and 15 min. lockout time. In Group II, PCA was set with the same drug regimen plus clonidine; 2.5 µg/kg loading dose and 10 µg bolus dose. At postoperative 0., 2., 6., 9., 12., 18. and 24. hours pain scores (Numeric Rating Scale - NRS), systolic and diastolic arterial pressures (SAP, DAP), heart rate (HR), respiratory rate (RR), SpO2, sedation, adverse reactions, total and succesful requests and patients' opinions were noted. Pain scores (after 6. hour), SAP, DAP, HR, adverse reactions and total requests were found to be lower in Group II. Although respiratory rates were found significantly lower in Group II, respiratory scores were found to be in physiologic borders in both groups. As a result, although application of fentanyl by i.v. PCA is efficient for postoperative analgesia, fentanyl+clonidine combination is found to have more efficient analgesia with lower adverse reactions and can be preferred.

10.Intraperitoneal bupivacaine injection and infusion for postoperative pain management in laparoscopic cholecystectomy
Ü. Karadeniz, H. Yaşıtlı, Ö. Erdemli, S. Ünver
Pages 43 - 48
Laparoskopik kolesistektomi sonrası parietal, viseral ve omuz ağrısı olmak üzere üç tip postoperatif ağrı oluşmaktadır. Bu prospektif çalışmanın amacı bir subfrenik kateter yardımı ile oluşturulan lokal analjezinin sistemik analjeziye kıyasla postoperatif ağrıya etkisini araştırmaktır. Elektif kolesistektomi ameliyatı olacak (ASA I-II) 60 hastaya hastane etik komitesinin izni alındıktan sonra, lokal anestezik ve plasebo solusyonlar bir subfrenik kateter yardımı ile şu şekilde verildi: S1 pnömoperitoneum oluşturulduktan sonra bolus enjeksiyon, S2 operasyon sonunda bolus enjeksiyon, S3 operasyondan sonra postoperatif dönemde dört saat boyunca infüzyon. Hastalar randomize olarak dört gruba ayrıldı. Grup I’e (kontrol) S1, S2, S3’de 20 ml % 0.9 salin; Grup II’ye (pre-kolesistektomi) S1’de 20 ml % 0.5 bupivakain, S2 ve S3’de 20 ml % 0.9 salin; Grup III’e (post-kolesistektomi) S2’de 20 ml % 0.5 bupivakain, S1 ve S3’de 20 ml % 0.9 salin; Grup IV’e (infüzyon) S1 ve S2’de 20 ml % 0.9 salin, S3’de 20 ml % 0.5 bupivakain infüzyonu uygulandı. Hastaların postoperatif dönemdeki ağrıları vizüel analog skala (VAS) ile değerlendirildi. Kullanılan analjezik ajan miktarı (VAS ? 4 ise i.m. veya i.v. meperidin), omuz ağrısı, bulantı ve kusmanın varlığı kaydedildi. Postoperatif VAS ağrı skorları, kontrol grubuna göre bütün gruplarda daha az olmasına rağmen, sadece infüzyon grubunda istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulundu. En az analjezik ihtiyacı da infüzyon grubunda oldu.
Laparoscopic cholecystectomy causes three types of pain (visceral, parietal and shoulder pain). The purpose of this prospective study was to evaluate the effect of local analgesia via a subphrenic catheter on postoperative pain scores. Sixty patients (ASA I-II) who were undergoing elective cholecystectomy were studied after approval by the ethic committee. Local anesthetics or placebo solutions were given via a subphrenic catheter as follows: bolus injection immediately after the creation of pneumoperitoneum (S1), bolus injection at the end of the operation (S2) and infusion after the operation during postoperative period for four hours (S3). Patients were randomly divided into four groups: Group I (control) received 20 ml of % 0.9 saline during S1, S2, S3. Group II (pre-cholecystectomy) received 20 ml of % 0.5 bupivacaine during S1 and 20 ml of % 0.9 saline during S2, S3. Group III (post-cholecystectomy) received 20 ml of % 0.9 saline during S1, S3 and received 20 ml of % 0.5 bupivacaine only during S2. Group IV (infusion) received 20 ml of % 0.9 saline during S1, S2 and 20 ml of % 0.5 bupivacaine infusion during S3. The degree of postoperative pain was assessed using visual analog scale (VAS). Consumption of analgesic agents (i.v. or i.m. meperidine when VAS scores ? 4), the presense of shoulder pain, nausea and vomiting were recorded. Although VAS pain scores were less in all groups, it was only significant in Group IV when compared to the control group. The least analgesic requirement occurred also in Group IV



   
Copyright © 2020 The Journal of The Turkish Society of Algology, All Rights Reserved.