ISSN : 1300-0012   E-ISSN 2458-9446 Home      |      Contact      |      TR
 
 
Volume: 33  Issue: 2  Year: 2020
  Ağrı: 20 (1)
Volume: 20  Issue: 1 - 2008
Hide Abstracts | << Back
REVIEW
1.Fibromyalgia Syndrome from the Perspective of Neuropathic Pain
Sibel Eyigör, Yesim Kirazli
PMID: 18338273  Pages 8 - 12
Klinik kullanımda lehte sonuçları olmasına rağmen, migren tedavisinde büyük oksipital sinir bloğunun (GON) etkisine dair az sayıda kanıt bulunmaktadır. Bir ön çalışmayla migren ataklarının önlenmesinde % 0,5 Fibromyalji sendromu (FMS), sinir sistemindeki primer anormalliklerin kliniğe yansıması ile karşımıza çıkan kronik ağrı sendromlarından biridir. FMS’lu hastalar, nöropatik ağrının yaygın klinik özelliklerini göstermektedirler. Bu semptom ve bulguları açıklayacak mekanizma halen anlaşılmış değildir. Santral ağrının
hiperaljezi, allodini, ağrı ilişkili beyin bölgelerinin anormal aktivasyonu, anormal temporal sumasyon gibi nöropatik ağrı sendromu konusunda güçlü kanıtlara neden olan bir takım anormallikleri, FMS’lu hastaların çoğunda gözlenmektedir. Bu yeni bilgiler, santral sinir sisteminde sensitizasyon ve sempatik hiperaktiviteyle ilişkili, FMS’unun nöropatik ağrı sendromu olabileceğini düşündürmektedir. Bu farklı bakış açısı, tedavi ve çalışmalar için yeni kapılar açılmasına neden olmaktadır. Bu derlemede, FMS’unun nasıl nöropatik ağrı
sendromu ile ilişkilendirildiğine dair bilgilerin sentezi yapılacaktır.
Fibromyalgia Syndrome from the Perspective of Neuropathic Pain Fibromyalgia syndrome (FMS) is one of the several chronic pain syndromes and have been proposed to reflect
some primary abnormality of the nervous system. Patients with FMS display common clinical features with neuropathic pain. The responsible mechanisms for symptoms and signs are still unknown. Mounting evidence was shown for central pain processing abnormalities in almost all FMS patients. These anomalies including hyperalgesia, allodynia, abnormal activation of pain-related brain regions and abnormal temporal summation of second pain in FMS patients strongly indicate a neuropathic pain syndrome. This new information led to the proposal that FMS may be a neuropathic pain syndrome maintained by central nervous system sensitization and sympathetic hyperactivity. This different perspective on FMS opens new avenues for research and treatment. In this review, a synthesis of the information about how FMS is related to neuropathic pain syndromes is provided.

EXPERIMENTAL AND CLINICAL STUDIES
2.Pain Severity and Analgesia Approaches in Adult Trauma Patients
Fatma Eti Aslan, Dilek Sarıyıldız, Aysel Gürkan, Dilek Aygin
PMID: 18338274  Pages 13 - 18
Çalışma, travma hastalarının ağrı şiddeti ve analjezi yaklaşımlarını belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapıldı. Araştırmanın evrenini; İstanbul’da travma nedeniyle iki eğitim hastanesinin acil ünitesine başvuran hastalar oluşturdu. Örnekleme 18-65 yaş aralığında olan 418 travmalı hasta alındı. Araştırmada veriler bireysel özellikler formu ve Mc Gill Ağrı Sorgulama Formunun dördüncü bölümü kullanılarak toplandı. Travma sonrası tüm hastaların ağrısının olduğu ve bunların %14.6 (n=61 )’sının ağrıyı “şiddetli”, % 51.7
(n= 216 )’sinin “çok şiddetli”, %33.7 (n= 141 )’sinin ise “dayanılmaz” olarak tanımladığı saptandı. Ağrısı olan hastaların %85.9 (n=359)’una yalnızca Nonsteroid Antiinflamatuar İlaç (NSAİİ)’ların uygulandığı, %14.1 (n=59)’ine ise NSAİİ’a ilave olarak opioid uygulandığı; bu ilaçların %99.5 (n=416) oranıyla intramusküler yolla verildiği; ağrı tedavisine karşın hastaların %62.9 (n=293)’unun ağrısının geçmediği belirlendi.
Bu sonuçlara dayanarak travma hastalarında ağrının halen ciddi bir sorun olarak ele alınmadığını ve acil ünitelerinde etkili bir analjezi yaklaşımının bulunmadığı söylenebilir.
This study was carried out descriptive for determine trauma patient’s pain severity and pain relief approaches. This scope of the research covered 418 patients who were between 18-65 years and applied to emergency unit of two training hospitals because of the trauma in Istanbul. The data of the research were collected by using individual characteristics form and forth section of Mc Gill Pain Questionnaire form. It was determined that all patients had pain after trauma. Moreover, 14.6 % (n=61) of the patients defined the pain “severe”, 51.7 % (n=216) that they defined the pain “much severe” and 33.7 %(n=141) that they defined the pain “unbearable”. Nonsteroid Antiinflamatuar Drugs (NSAID) were given only 85.9 % (n=359) that they had pain. Besides, being extra to NSAID opioid was given to14.1% (n=59) of the patients by 95.5% (n=416) intramuscular approach and 62.9 % (n=293) of the patients, whose pains were not over in spite of the pain treatment Based on these results, trauma patients’ pains still haven’t been handled as a serious problem. Also, it can be said that there is hot any effective pain relief approach at emergency units yet.

3.The preoperative analgesic effect of 3-in-1 block on postoperative pain and tramadol consumption in total hip arthroplasty
Süleyman Köroğlu, Suna Akın Takmaz, Çetin Kaymak, Altuğ Narlı, Kubilay Karalezli, Bayazit Dikmen
PMID: 18338275  Pages 19 - 25
Bu çalışmada total kalça cerrahisinde preoperatif 3-1 bloğun postoperative ağrı ve hasta kontrollü analjezi ile tramadol tüketimi üzerine olan etkisi çalışıldı. Elektif total kalça protezi ameliyatı geçirecek ASA I-II grubundan 30 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastalar rastgele 2 gruba ayrıldı; Grup I: Cerrahiden 30 dk önce 40ml-%0,25 bupivakain ile 3-1 blok yapılıp, sonrasında genel anestezi verilen hastalar, Grup II: Cerrahiden 30 dk önce blok lokalizasyonuna basit iğne ponksiyonu yapılıp genel anestezi verilen hastalar. Tüm hastalara ameliyat sonunda PCA ile iv-tramadol başlandı. Ağrı, postoperative 0,1/2,1,4,8,12,24 ve 48. saatlerde, istirahatte ve harekette, 10 cm’lik VAS skalası ile değerlendirildi. Ortalama intraoperatif fentanil tüketimi I. Grupta, II. Gruba göre daha düşüktü. VAS skorları istirahatte postoperatif 12 saat, harekette postoperatif 24 saat süresince tüm ölçüm zamanlarında, I. grupta, II. gruba göre daha düşüktü. Ancak VAS skorlarındaki fark, 4. saatten sonra klinik olarak önemsizdi. Uyanma odası ağrı skorları istirahatte ve harekette, I. Grupta II. Gruba göre 3 kat daha azdı (p=0.0001). Total tramadol tüketimi I. Grupta (633.0±119.3 mg), II. Gruba (991.1±41.0 mg) göre daha düşüktü. Hasta memnuniyet skorları I. Grupta, II. Gruba göre yüksekti. Sonuç olarak, elektif TKP ameliyatlarında, 40 ml-%0,25 bupivakain ile preoperatif 3-1 blok uygulamasının, yan etki sıklığını artırmaksızın intraoperatif ve postoperatif analjezik tüketimini azaltarak, efektif postoperatif analjezi oluşturduğu kanaatine varıldı.
We studied the effect of preoperative 3-in-1 block for total hip replacement surgery on postoperative pain and tramadol consumption during patient-controlled analgesia. Thirty ASA I-II patients undergoing elective total hip arthroplasty (THA) were included in the study. Patients were randomly divided into 2 groups; Group I: Patients who received 3-in-1 block with 40 ml of 0.25% bupivacaine 30-minutes before surgery and later received general anesthesia, Group II: Patients who received only a simple needle puncture at the operation site 30-minutes before surgery and later received general anesthesia. All patients received intravenous tramadol at the end of surgery via a PCA device. Pain was evaluated at 0,1/2,1,4,8,12,24 and 48h at rest and on movement of the hip, using a 10cm VAS. The average intraoperative fentanyl consumption was lower in Group I than in Group II. VAS scores were significantly lower in group I, both at rest and during movement at all timepoints over in the first postoperative 12h and also during movement 24h postoperatively. However differences in VAS scores weren’t clinically significant after 4 hours. In the recovery room, Group I VAS scores were only a third of Group II, both at rest and movement (p=0.0001). Total tramadol consumption was lower in GroupI (633.0±119.3 mg) than in GroupII (991.1±41.0 mg). Patient satisfaction scores were higher in GroupI than in GroupII. We concluded that preoperative 3-in-1 block with 40 ml-0,25% bupivacaine provides effective postoperative pain relief for elective THA, reducing intra-and postoperative analgesic consumption without increase in side effects.

4.Effect of Lornoxicam on Postoperative Analgesia After Myomectomy
İpek Erdoğan, Türkay Çakan, Ayşe Özcan, Esra Türkyılmaz, Bülent Baltacı, Bayazit Dikmen
PMID: 18338276  Pages 26 - 31
Bu prospektif randomize çalışmada, miyomektomi operasyonları sonrası lornoksikamın postoperatif analjezik etkilerini değerlendirmeyi amaçladık. MATERYAL-METOD: Miyomektomi operasyonu geçirecek ASA I-II grubu 40 hasta çalışmaya dahil edildi.
Hastalar randomize olarak iki gruba ayrıldı ve % 0,75’lik ropivakain kullanılarak epidural blok yapıldı. Operasyon sonrası 1. grup hastalara morfin hasta kontrollü epidural analjezi (HKEA) + plasebo (2 ml serum fizyolojik iv), 2. grup hastalara morfin HKEA + 8 mg intravenöz lornoksikam verildi. Postoperatif 0,1, 2, 4, 6, 8, 12 ve 24. saatlerde ağrı değerlendirildi.İstatistiksel analizler ki-kare ve students-t testleri kullanılarak yapıldı.
BULGULAR: Postoperatif 2., 4., 6.ve 24. saatlerde ağrı skorları Grup I’de Grup II’ye göre daha yüksekti. Toplam morfin tüketimi Grup I’de 10,45 ± 4.03 ve Grup II’de 4,25 ± 1,74 idi. SONUÇ: Miyomektomi operasyonları sonrası uygulanan tek doz intravenöz lornoksikamın ağrı tedavisi için güvenilir ve etkin olduğu, yeterli analjezi sağladığı ve morfin tüketiminde ve yan etkilerde azalma sağladığı kanaatindeyiz.
BACKGROUND: In this prospective, randomized study, we evaluate the postoperative analgesic effect of lornoxicam after myomectomy operations. MATERIAL-METHOD: Forty ASA I-II patients scheduled for myomectomy operation were enrolled to this study. Patients were randomly divided into two groups and epidural block was performed with 0,75 % ropivacaine. After the operation, morphine Patient Controlled Epidural Analgesia (PCEA) combined with placebo (saline 2 ml iv) and morphine PCEA combined with lornoxicam 8 mg iv were administered to patients in Group I and Group II, respectively. Pain was assessed at the 0,1st, 2nd, 4th, 6th, 8th, 12th and 24th hours postoperatively. Chi-square and student’s t tests were used for statistical analysis.
RESULTS: VAS( Visual Analog Scale) scores were higher in Group I than Group II at 2nd, 4th, 6th and 24th hours. Total morphine consumption was 10.45± 4.03 in Group I and 4.25 ± 1.74 in Group II. CONCLUSION: Single dose iv lornoxicam is a safe and an effective treatment option of post-myomectomy pain as it produces effective analgesia, reduces morphine consumption and does not increase the side effects.

5.Does transcutaneous electrical nerve stimulation or therapeutic ultrasound increase the effectiveness of exercise for knee osteoarthritis: a randomized controlled study
Sibel Eyigör, Hale Karapolat, Ugur Ibisoglu, Berrin Durmaz
PMID: 18338277  Pages 32 - 40
AMAÇ: Diz osteoartrit (OA) tedavisinde, transkutanöz elektriksel sinir stimulasyonu (TENS) veya terapötik ultrason (US) uygulamasının, ağrı, fonksiyon, kas gücü ve yaşam kalitesi üzerine, egzersizlerin etkisini arttırıp artırmadığının ortaya konması amaçlanmıştır.
Materyal: Amerikan Romatoloji Derneği kriterlerine göre primer diz OA tanısı alan, 45 hasta randomize edilerek üç tedavi grubuna ayrıldı. Grup 1; yüzeyel sıcak ve egzersiz tedavisi ile birlikte TENS, Grup 2; yüzeyel sıcak ve egzersiz tedavisi ile birlikte US, Grup 3 ise; sadece yüzeyel sıcak ve egzersiz tedavisine alındılar. Değerlendirilen değişkenler; vizüel ağrı skalası (VAS), 20 metre yürüme testi, Lequesne indeksi, WOMAC skorları, izokinetik kas gücü testi, ve short form 36 (SF36) idi. Tüm tedavi gruplarında fizik tedavi modaliteleri toplam 15 seans olacak şekilde uygulandı. Tüm hastalar 6 haftalık egzersiz programına alındılar.
BULGULAR: Üç tedavi grubunda da; hareketle VAS, 20 metre yürüme testi, Lequesne, WOMAC skorlarında ve SF36 alt grup skorlarının çoğunda tedavi öncesine göre istatistiksel anlamlı iyileşme saptandı (p<0,05). Her üç grupta da, tedavi sonrasında diz ekstansör PT değerlerinin çoğu açısal hızda istatistiksel düzelme gösterdiği bulundu (p<0,05). Tedavi grupları karşılaştırıldığında gruplar arasında istatistiksel anlamlı fark saptanmadı (p>0,05).
SONUÇ: Diz OA’li hastalarda tüm tedavi grupları ağrı, fonksiyonel durum, kas gücü ve yaşam kalitesi üzerinde etkilidir. Bu tedaviler arasında anlamlı fark gözlenmemiştir. Egzersiz programları, ucuz, kolay uygulanabilir ve etkili olduğu için diz OA tedavisinde tercih edilmelidir. Çalışmamızda, diz OA’de, TENS veya US’nun egzersizin, ağrı, fonksiyon, kas gücü ve yaşam kalitesi üzerine etkisini arttırmadigi saptanmistir.
OBJECTIVE: The aim of this study was to determine if transcutaneous electrical nerve stimulation (TENS) or therapeutic ultrasound (US) increase the effectiveness of exercise on pain, function, musle strength and quality of life for knee osteoarthritis(OA).
METHODS: Forty-five patients with primary knee OA diagnosis according to ACR criteria were divided into 3 random groups. The patients in group 1 received TENS (with superficial heat and exercise), group 2 received US (with superficial heat and exercise), and group 3 acted as controls (superficial heat and exercise). Outcome measures were included as visual analog scale (VAS), 20-meter walking, Lequesne index, WOMAC scores, isokinetic muscle testing, and the Short Form 36 (SF 36). All of the patients were subjected to six weeks of exercise program.
RESULTS: All of the treatment groups had significant improvement on activity VAS, 20 meter walking, Lequesne, WOMAC scores, and most of the subscores of SF36 when compared with their initial status (p<0.05). All of the treatment groups, a significant musle strength gain in most of the angular velocity in knee extensor PT values after the treatment (p<0.05). However there was no statistically significant difference after the treatment between the all treatment groups (p>0,05).
CONCLUSION: All of the treatment groups were effective on pain, function, musle strength and quality of life in patients with knee OA. Statistically significant differences could not be found between the treatment groups. The exercise program, as it is cheaper, more easily performed and efficient, may be preferable for the treatment of knee OA.

6.Efficiency Of TENS Treatment In Hemiplegic Shoulder Pain: A Placebo Controlled Study
Ayşe Ekim, Onur Armağan, Cengiz Öner
PMID: 18338278  Pages 41 - 46
AMAÇ: Hemiplejik hastalardaki omuz ağrısı ve üst ekstremite fonksiyonel durumu üzerinde transkutanöz elektriksel stimulasyon (TENS) tedavisinin etkinliğini değerlendirmek.
MATERYAL-METOD: Omuz ağrılı toplam 19 hemiplejik hasta ardışık olarak rasgele 2 gruba ayrıldı. Grup 1’de (n=10) 20 dakika için TENS uygulandı ve grup 2’ de (n=9) yalancı uygulama yapıldı. Konvansiyonel rehabilitasyon programı her iki grupta üç haftalık bir periyod süresince uygulandı. Omuz ağrısını değerlendirmek için visual analog skala (VAS), Günlük yaşam aktiviteleri (GYA) için Barthel indeksi (Bİ) kullanıldı. Omuzun pasif eklem hareket açıklıkları (PEHA) ve motor iyileşmenin Brunnstrom evrelemesi ölçüldü.
BULGULAR: Klinik parametreler başlangıçta benzerdi. Her iki grupta tedavi sonrası VAS ve Bİ anlamlı iyileşmeler gözlendi (grup 1: p<0.001, grup 2: p<0.05). Gruplar karşılaştırıldığında VAS (p<0.001) ve Bİ (p<0.05) ölçümlerinde grup 1 lehinde anlamlı iyileşmeler saptandı. Omuzun abduksiyon ve eksternal rotasyon hareketlerinin PEHA’ larında yalnızca grup 1’deki hastalarda anlamlı düzelme görüldü (sırasıyla, p<0.001, p<0.001). Her iki grupta motor iyileşmenin Brunnstrom evrelemesi üzerinde hiçbir anlamlı iyileşme yoktu (p>0.05).
SONUÇ: Konvansiyonel rehabilitasyon ile birlikte TENS tedavisinin hemiplejik omuz ağrılı
hastalarda iyi bir alternatif tedavi olarak kullanılabileceğini düşünüyoruz.
Anahtar Kelimeler: Hemipleji, omuz ağrısı, TENS.
OBJECTIVE: To evaluate the efficacy of transcutaneous electrical nerve stimulation (TENS) therapy on shoulder pain and upper extremity functions in hemiplegic patients.
MATERIAL-METHODS: Total of 19 hemiplegic patients with shoulder pain were as consecutive randomly assigned into two groups. TENS was applied in group 1 (n = 10) for 20 minutes and group 2 (n = 9) received placebo stimulation. Conventional rehabilitation program were applied total 15 sessions during a period of 3 week in both groups.The visual analog scale (VAS) to evaluate shoulder pain, Barthel Index (BI) for daily-life activities (DLA) were used. The shoulder passive range of motions (PROMs) and Brunnstrom stage of motor recovery were measured.
RESULTS: Clinical parameters were similar at baseline. In both groups, significant improvements were observed in VAS and BI (group 1: p<0.001; group 2: p<0.05). In VAS (p<0.001), and BI (p<0.05) were showed significant improvements in favor of group 1, when compared with the groups. In PROMs of abduction and external rotation of shoulder significant improvements were observed in only group 1 (p<0.001, p<0.001 respectively). There was not any significant improvement on Brunnstrom stage of motor recovery in both groups (p>0.05).
CONCLUSION: In conlusion that TENS therapy together with conventional rehabilitation could be used as a good alternative therapy in patients with hemiplegic shoulder pain.

CLINICAL CONCEPTS AND COMMENTARY
7.Greater occipital nevre block in migraine headache: Preliminary results of 10 patients
Suna Akın Takmaz, Nurten İnan, Serap Üçler, Mehmet Akif Yazar, Levent İnan, Hülya Başar
PMID: 18338279  Pages 47 - 50
Klinik kullanımda lehte sonuçları olmasına rağmen, migren tedavisinde büyük oksipital sinir bloğunun (GON) etkisine dair az sayıda kanıt bulunmaktadır. Bir ön çalışmayla migren ataklarının önlmenmesinde % 0,5 bupivakain ile GON bloğu uygulamasının etkisini değerlendirdik. Uluslararası baş ağrısı birliği kriterlerine göre migren tanısı alan 10 hasta altı aylık bir çalışma ile değerlendirildi. Tedavi ve takip süresince hastalara profilaktif tedavi verilmedi. Hastalara 1,5 ml-% 0,5 bupivacaine ile 1 hafta arayla 3 kez GON bloğu tekrarlandı. Takiben çalışma süresince bloklar klinik cevaba göre maksimum 5 kez tekrarlandı. Klinik değerlendirme aylık total ağrı indeksi (TPI) ile 1 ay içerisindeki migren atak sıklığı ve analezik tüketimi kaydedilerek yapıldı. İlk ayın sonunda hastaların ortalama TPI değeri 308,3±55,2’den 114,1±4,7’e düştü. Tedavi öncesi değerleri ile karşılaştırıldığında ilk ay süresince ortalama migren atak sayıları 12,6±4,8’den 4,9±1,8’e, analjezik tüketimleri ise 11,0±3,4’den 4,9±1,1’e düştü ve bu düşüşler 6 ay süresince sürdü. Tedavi süresince vakaların hiçbirisinde ciddi yan etki görülmedi. Sonuçlarımız, ön çalışma niteliğinde olup, az sayıdaki hastadan elde edilmiş olmakla birlikte, 1,5 ml-%0,5 bupivakain ile GON blokajının migren ataklarının önlenmesinde etkili olduğunu ve GON blokajının ciddi bir yan etkisi olmadığını göstermektedir.
Despite a favorable clinical experience, there are little evidence existing about the effects of greater occipital nerve (GON) block in migraine treatment. In an open, preliminary trial we evaluated the use of GON block with 0,5 % bupivacaine, in prevention of migraine attacks.Ten women suffering from migraine diagnosed according to International Headache Society criteria were evaluated in a six-month study. During the treatment and entire follow-up period, the patients avoided prophylactic therapy. Patients were given 3 times GON blocks with 0,5 % bupivacaine one week intervally. Afterwards blocks were repeated for a maximum 5 sessions depending on the clinical response. Clinical evaluation was assessed using a monthly Total Pain Index (TPI), and recording of the number of migraine attacks and analgesic consumption per month. At the end of the first month, TPI reduced from 308,3±55,2 to 114,1±4,7 (p=0,005). When compared to the values before treatment, it was seen that during the first month mean number of migraine attacks reduced from 12,6±4,8 to 4,9±1,8, mean analgesic consumption reduced from 11,0±3,4 to 4,9±1,1, and these reductions lasted up to six months. During the treatment no severe advers effect was seen in all cases. Although preliminary and obtained on a limited number of patients, our results show that the GON block with 1,5 ml of 0,5% bupivacaine does not have any severe advers effect and is effective in the prevention of migraine attacks.

ABSTRACTS
8.Abstracts

Pages 51 - 54
Abstract | Full Text PDF

BOOK REVIEW
9.Book Review: Interventional Spine an Algorithmic Approach
Gül Köknel Talu
Pages 55 - 56
Abstract | Full Text PDF



   
Copyright © 2021 The Journal of The Turkish Society of Algology, All Rights Reserved.