ISSN : 1300-0012   E-ISSN 2458-9446 Home      |      Contact      |      TR
 
 
Volume: 33  Issue: 1  Year: 2020
  Ağrı: 33 (1)
Volume: 33  Issue: 1 - 2021
Hide Abstracts | << Back
EXPERIMENTAL AND CLINICAL STUDIES
1.Do Information Leaflets Effect Pre-Procedural Anxiety Level and Immediate Pain Level After Transforaminal Epidural Steroid Injections? A Prospective Randomized Controlled Study
Yeliz Bahar-özdemir, Savaş Şencan, Tülay Erçalık, Serdar Kokar, Osman Hakan Gündüz
doi: 10.14744/agri.2020.27048  Pages 1 - 6
Amaç: Lomber radikülopati tedavisinde kullanılan transforaminal epidural steroid enjeksiyonu (TFESE) sonuçları, tedavi öncesi ayrıntılı bilgilendirmeden etkilenebilir. Bu çalışma lomber TFESI enjeksiyonundan önce verilen yazılı ve görsel bilgi broşürünün akut ağrı ve işlem öncesi anksiyete düzeyine etkisini değerlendirmeyi amaçlamıştır.
Gereç ve Yöntem: Yüz-altmış-altı hasta Broşür grubu (BG) ve kontrol olarak iki gruba randomize edildi. Her iki gruba sözlü bilgi verildi. BG’ye ayrıca enjeksiyon işlemini tarif eden yazılı ve görsel içerikli bir bilgi broşürü verildi. Tüm hastalar işlem öncesinde Hastane Anksiyete ve Depresyon Ölçeği ile anksiyete açısından değerlendirildi. Sayısal derecelendirme ölçeği ve Oswestry Disabilite İndeksi (ODI), TFESE’den önce ve sonra dizabilite düzeyi ve ağrı değerlendirmesi için kullanıldı. İşlem öncesi ve sırasında meydana gelen major komplikasyonlar kaydedildi.
Bulgular: Hastaların özellikleri her iki grupta da benzerdi (yaş, vücut kitle indeksi, işlem öncesi ağrı ve ODI seviyesi). Ayrıca, anksiyete varlığı her iki grupta da benzerdi (p>0,05). Her iki grup işlemden sonraki ilk bir saatte değerlendirildiğinde NRS düzeyleri benzer olarak bulundu (p>0,05). Major bir komplikasyon gözlenmedi.
Sonuç: Ayrıntılı bilgilendirme formunun, hastaların enjeksiyon öncesi anksiyete düzeyi ve işlem sonrası akut ağrı seviyesi üzerine etkisi olmamıştır. Ancak, aydınlatılmış onamın ve ayrıntılı bilgilendirmenin önemi göz ardı edilmemelidir.
Objectives: The aim of this study was to evaluate the effect of an informative leaflet provided to patients before a lumbar transforaminal epidural steroid injection (TFESI) on the level of immediate pain and pre-procedural anxiety.
Methods: A total of 166 patients were randomized into 2 groups: a group that received an explanatory leaflet (LG) and a control group. Both groups were given verbal information, while the LG was also given an illustrated leaflet describing the injection process. All of the patients were evaluated with the Hospital Anxiety and Depression Scale before the TFESI. The numerical rating scale and the Oswestry Disability Index (ODI) were used to assess disability and pain before and after the TFESI. Major complications that occurred before and during the procedure were recorded and analyzed.
Results: The patient characteristics were similar in both groups (age, body mass index, depression level, pre-procedural pain, and ODI). The anxiety level was also similar in both groups (p>0.05). When both groups were evaluated at the first hour after the procedure, the numerical rating scale level of pain intensity was also similar (p>0.05). No major complication was observed in either group.
Conclusion: The detailed leaflet did not affect the patients’ pre-procedural anxiety or acute post-procedural pain level. However, the importance of informed consent and comprehensive information should not be overlooked.

2.Headache as the sole presenting symptom of cerebral venous sinuses thrombosis: Subgroup analysis of data from the VENOST study
Taşkın Duman, Nilgün Çınar, Derya Uludüz, Füsun Mayda Domaç, Serefnur Öztürk, Vildan Yayla, Ali Yavuz Karahan, Nazire Afşar, Mehmet Ali Sungur, Eylem Özaydın Göksu, Vedat Ali Yürekli, Hamit Genç, Uygar UTKU, Şevki Şahin, Hakan Tekeli, Firdevs Ezgi Tokuç, Nevzat Uzuner, Mehmet Güney Şenol, Arda Yılmaz, Mustafa Gökçe, Seden Demirci, Özge Yılmaz Küsbeci, Gülnur Tekgöl Uzuner, Hale Zeynep Batur Çağlayan, Mustafa Açıkgöz, Hatice Kurucu, Mehmet Fatih Özdağ, Sevim Baybaş, Hakan Ekmekçi, Murat Çabalar, Mehmet Yaman, Hesna Bektaş, Yüksel Kaplan, Başak Karakurum Göksel, Aysel Milanlioğlu, Dilek Necioglu Örken, Mehmet Ufuk Aluclu, Sena Çolakoğlu, Ahmet Tüfekçi, Mustafa Bakar, Bijen Nazliel, Nida Tasçılar, Baki Göksan, Hasan Hüseyin Kozak, Cemile Handan Mısırlı, Hayriye Küçükoğlu, İpek Midi, Necdet Mengüllüoğlu, Emrah Aytaç, Nilüfer Yeşilot, Birsen İnce, Osman Özgür Yalın, Taşkın Güneş, Serdar Oruç, Serkan Demir
doi: 10.14744/agri.2020.77698  Pages 7 - 14
Amaç: Baş ağrısı serebral venöz sinüs trombozunda (SVST) en sık görülen şikayettir ve bazen CVST ile başvuran hastalarda görülen tek semptom olabilir. Bu retrospektif ve prospektif çalışmada, izole başağrısı (IB) ile başvuran SVST olgularında ve baş ağrısı ile ilişkili diğer bulguları olan (izole olmayan başağrısı-İOBA) olgularda klinik risk faktörleri, radyoloji ve prognoz açısından herhangi bir farklılık olup olmadığını araştırdık.
Gereç ve Yöntem: Serebral venöz sinüs trombozu (VENOST) çok merkezli çalışmasından 1144 hasta çalışmamıza alındı. Tüm demografik, biyokimyasal, klinik ve radyolojik yönler 287 IBA vakası ve 857 İOBA vakası için karşılaştırılmıştır.
Bulgular: Toplam grup içinde kadın oranı iki kat daha yüksekti. İBA grubunda cinsiyet dağılımını yaş gruplarına göre değerlendirildiğinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı. İBA grubunda, baş ağrısının başlangıcı sıklıkla subakut ve kronikti, ancak akut başlangıç, İOBA grubunda daha yaygındı. İBA grubunda% 29’luk takip sırasında diğer nörolojik bulgular eklenmiştir. Daha önce serebral, derin ve diğer venöz tromboembolizm öyküsü İBA grubunda İOBA grubuna göre daha azdı. Transvers sinüs tutulumu İBA grubunda daha yüksek iken sagital sinüs tutulumu İOBA grubunda daha fazlaydı. Plazminojen aktivatör inhibitörü (PAI) mutasyonu IBA grubunda anlamlı olarak daha yüksekti.
Sonuç: Hastaların subakut veya kronik baş ağrısı varsa SVST tanısı için IBA akılda tutulmalıdır. Trombolitik olaylar için önemli bir role sahip olan PAI, SVST’da bir risk faktörü olabilir, bu nedenle ayrıntılı hematolojik araştırmalar düşünülmelidir. Daha ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.
Objectives: Headache is the most common complaint in cerebral venous sinus thrombosis (CVST) and it may sometimes be the only symptom in these patients. This retrospective and prospective study was an investigation of any differences in terms of clinical risk factors, radiological findings, or prognosis in patients with CVST who presented with isolated headache (IH) and cases with other concomitant findings (non-isolated headache [NIH]).
Methods: A total of 1144 patients from a multicenter study of cerebral venous sinus thrombosis (VENOST study) were enrolled in this research. The demographic, biochemical, clinical, and radiological aspects of 287 IH cases and 857 NIH cases were compared.
Results: There were twice as many women as men in the study group. In the IH group, when gender distribution was evaluated by age group, no statistically significant difference was found. The onset of headache was frequently subacute and chronic in the IH group, but an acute onset was more common in the NIH group. Other neurological findings were observed in 29% of the IH group during follow-up. A previous history of deep, cerebral, or other venous thromboembolism was less common in the IH group than in the NIH group. Transverse sinus involvement was greater in the IH group, whereas sagittal sinus involvement was greater in the NIH group. The presence of a plasminogen activator inhibitor (PAI) mutation was significantly greater in the IH group.
Conclusion: IH and CVST should be kept in mind if a patient has subacute or chronic headache. PAI, which has an important role in thrombolytic events, may be a risk factor in CVST. Detailed hematological investigations should be considered. Additional studies are needed.

3.Analysis of two non-pharmacological pain management methods for vaccine injection pain in infants: A randomized controlled trial
Tuğba Güngör, Özlem Öztürk Şahin
doi: 10.14744/agri.2020.54289  Pages 15 - 22
Amaç: Bu çalışma 2–6 aylık bebeklerde aşıya bağlı gelişen ağrıyı azaltmada lokal sıcak ve soğuk uygulamanın etkinliğini araştırmak için yapıldı.
Gereç ve Yöntem: Randomize kontrollü bir çalışmadır. Çalışmanın evrenini, pnömokok aşısı olmak için 1 Haziran–30 Kasım 2016 tarihleri arasında Karabük’ün Safranbolu ilçesinde bulunan dört aile sağlığı merkezine getirilen 2–6 aylık bebekler oluşturdu. Çalışmanın örneklemine toplam 96 bebek (sıcak uygulama: 31; soğuk uygulama: 32; kontrol grubu: 33) alındı. Veriler “Bebek Bigi Formu” ve FLACC Ağrı Ölçeği ile toplandı.
Bulgular: Çalışmada, bebeklerin ortalama FLACC Ağrı Ölçeği skoru soğuk uygulama grubunda 5.531±1.934, sıcak uygulama grubunda 8.710±1.346 ve kontrol grubunda 9.152±1.661 idi. Grupların ortalama puanları arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulundu (KW=49.043; p =0.000<0.05).
Sonuç: Pnömokok aşısı öncesi aşı bölgesine uygulanan lokal soğuk ve sıcak uygulama yöntemlerinin bebekler arasında aşı ile ilişkili ağrının azaltılmasında etkili olduğu sonucuna varıldı. Ayrıca, soğuk uygulamanın ağrıyı hafifletmede sıcak uygulamadan daha etkili olduğu bulundu.
Objectives: This study was performed to investigate the efficiency of local heat and cold application to decrease vaccine-associated pain among infants 2–6 months of age.
Methods: This was a randomized controlled trial. The study universe comprised infants aged 2–6 months who were brought to 4 family health centers in the Safranbolu district of Karabuk Province, Turkey, for a pneumococcal vaccination June 1-November 30, 2016. A total of 96 infants (heat application: 31, cold application: 32, and control group: 33) were enrolled in the the study. The data were collected using an infant ınformation form and the Face, Legs, Activity, Cry, Consolability (FLACC) pain scale.
Results: The mean FLACC score of the infants was 5.531±1.934 in the cold application group, 8.710±1.346 in the heat application group, and 9.152±1.661 in the control group. The difference between the mean scores of the groups was statistically significant (KW=49.043; p=0.000).
Conclusion: Local cold and heat application methods applied to the vaccination area before a pneumoccal vaccine reduced vaccine-associated pain in the infants, and the application of cold was more effective than heat.

4.Complex regional pain syndrome in hand-wrist injuries
Merih Özgen, Merve Gemiköz, Zeliha Atik, Onur Armağan, Fezan Mutlu
doi: 10.14744/agri.2020.35002  Pages 23 - 27
Amaç: Çalışmamızda el-el bileği yaralanmalarından sonra gelişen kompleks bölgesel ağrı sendromunun (KBAS) değerlendirilmesi amaçlanmıştır.
Gereç ve Yöntem: Hastaların sosyodemografik özellikleri, iş kazası varlığı, el-el bileği yaralanma tipi (kemik, tendon, sinir, mikst), Modifiye El Yaralanması Ciddiyet Skoru (MEYCS) (minör, orta, ciddi, majör) ve KBAS varlığı hastane bilgi sisteminden elde edildi.
Bulgular: Çalışmaya 311 hasta dosyası dahil edildi. Hastaların %23.8’inde KBAS geliştiği görüldü. Hastaların %49.2’si mikst tip yaralanmaya sahipti. Yaralanmanın lezyon tipi ile KBAS gelişimi arasında mikst tip yaralanma lehine ilişki vardı (p=0.015). Sinir hasarının eşlik ettiği yaralanmalar KBAS gelişimi ile ilişkili bulundu (p=0.001). MEYCS ile KBAS gelişimi arasında majör yaralanma lehine anlamlı fark tespit edildi (p=0.003).
Sonuç: El-el bileği yaralanmalı hastalarda MEYCS yüksekliği ve/veya sinir yaralanması varlığının KBAS gelişimi yönünden risk faktörü olabileceği sonucuna varılmıştır.
Objectives: The aim of this study was to evaluate complex regional pain syndrome (CRPS) following hand/wrist injuries.
Methods: The sociodemographic characteristics of the patients and details regarding the presence of an occupational accident, the type of hand/wrist injury (bone, tendon, nerve, mixed), the Modified Hand Injury Severity Score (MHISS) (minor, moderate, severe, major), and the presence of CRPS were obtained from the hospital information system and analyzed.
Results: A total of 311 patient files were included in the study. In all, 23.8% of the patients developed CRPS and 49.2% had mixed-type injuries. There was a relationship between the lesion type and the development of CRPS: a mixed type of injury was most common (p=0.015). Isolated nerve injuries were also associated with the development of CRPS (p=0.001). A significant difference was noted in the MHISS and CRPS occurrence in cases of major injury (p=0.003).
Conclusion: A high MHISS and/or nerve injury in patients with hand/wrist injuries may be a risk factor for the development of CRPS.

5.What is the optimal dose of intrathecal meperidine in open prostate surgery? A prospective double-blind randomized study
Fikret Bayar, Mehmet Cesur, Mehmet Aksoy, Ayşenur Dostbil, Ilker Ince, Ömer Doymuş, Özgür Özmen
doi: 10.14744/agri.2020.90377  Pages 28 - 35
Amaç: Bu çalışmada; açık prostatektomi uygulanan hastalarda, farklı dozlarda intratekal meperidinin (40 mg, 50 mg, 60 mg ve 70 mg) hemodinamik parametreler, nöral blokaj süresi ve meperidine bağlı yan etki görülme sıklığı üzerindeki etkisini araştırdık.
Gereç ve Yöntem: Kombine spinal epidural anestezi ile açık prostatektomi uygulanan 60 hasta çalışmaya alındı. Hastalar dört doz intratekal meperidinden birini almak üzere (her grup için n=15) sahip olmak üzere ayrıldı: Grup I: 40 mg, Grup II: 50 mg, Grup III: 60 mg, Grup IV: 70 mg. Blok işleminin süresi, ameliyat süresi, en yüksek duyusal blok düzeyi ve anestezik komplikasyonlar kaydedildi.
Bulgular: Spinal enjeksiyondan 20 dakika sonra, grup I ve II’de maksimum duyusal blok seviyesi T6 idi ve grup III ve IV’de T5 idi. Spinal enjeksiyondan 20 dakika sonra ortalama motor blok skorları grup I’de diğer gruplara göre daha düşük olarak bulundu (hepsi için p<0.001). Motor blok süresi grup I ve II’de grup III ve IV’e göre anlamlı olarak daha kısaydı (hepsi için p<0.001). Cerrah memnuniyeti grup II, III ve IV’de grup I’e göre daha iyiydi (hepsi için p<0.001). Hasta memnuniyeti, grup I ve II’ye göre grup III ve IV’de daha iyiydi (hepsi için p<0.001).
Sonuç: Altmış mg dozda intratekal meperidin açık prostatektomi uygulanan hastalarda minimum yan etki ile yeterli analjezik etki gösterir.
Objectives: This study was an analysis of the effect of different dosages of intrathecal meperidine (40 mg, 50 mg, 60 mg, and 70 mg) on hemodynamic parameters, the duration of neural blockade, and the incidence of meperidine-related side effects in patients who underwent an open prostatectomy.
Methods: Sixty patients who underwent an open prostatectomy with combined spinal-epidural anesthesia were included. The patients were allocated to receive 1 of 4 different dosages of intrathecal meperidine (n=15 for each group): Group I: 40 mg, Group II: 50 mg, Group III: 60 mg, and Group IV: 70 mg. The duration of the block procedure, surgery duration, highest sensory block level, and anesthetic complications were recorded and analyzed.
Results: At 20 minutes after the spinal injection, the maximum sensory block level was T6 in Group I and II, and it was T5 in Group III and IV. The mean motor block scores at 20 minutes after the spinal injection were lower in Group I compared with the other groups (p<0.001 for all). The motor block duration was significantly shorter in Group I and II than in Group III and IV (p<0.001 for all). Surgeon satisfaction was greater in Group II, III, and IV compared with Group I (p<0.001 for all). Patient satisfaction was better in Group III and IV compared with Groups I and II (p<0.001 for all).
Conclusion: Intrathecal meperidine at a dose of 60 mg exerted a sufficient analgesic effect with minimum side effects in patients undergoing open prostatectomy.

CASE REPORTS
6.Vestibular migraine: A case report and review of the literature
Bahar Say, Efuk Ergün
doi: 10.5505/agri.2018.09582  Pages 36 - 38
Vestibuler migren epizodik vertigonun en sık nedenlerinden biridir ancak başdönmesi yakınmalarına sahip olgularda vestibüler migren tanısı atlanabilmektedir. Bu yazıda epizodik vertigo atakları ve özgeçmişinde migrenöz başağrıları olan 46 yaşında kadın olguyu sunmayı amaçladık. Vertigo ataklarının bazılarına migrenöz vasıfta başağrısı eşlik ediyordu. Nörolojik değerlendirmesinde atak döneminde bakış ile indüklenen nistagmusu olup atak dışında normaldi. Kulak burun boğaz değerlendirmesi, laboratuar ve görüntüleme çalışmaları ile işitme testi normaldi. Klinik semptomatoloji temelinde vestibüler migren tanısı düşünüldü. Tedavide 500 mg valproik asit ile hızlı yanıt alındı.
Vestibular migraine (VM) is one of the most common causes of episodic vertigo, but it can be missed in patients complaining of dizziness. This report describes the case of a 46-year-old woman with episodic vertigo attacks and a history of migrainous headaches. Some of the vertigo attacks were accompanied by a migraine. Gaze-induced nystagmus was present during attacks, but regressed with medication. Ear, nose, and throat evaluation; laboratory; imaging findings; and hearing test results were normal. Treatment with 500 mg valproic acid led to a rapid response in this case. VM should be considered in neurological examinations on the basis of clinical symptomatology.

7.The use of ultrasound guided combined peripheral nerve blocks in a high-risk patient: A case report
Ali Sait Kavaklı, Nilgün Kavrut Öztürk, Ülkü Arslan, Ferhat Enginar, Şenay Canım, Erdinc Uzunay
doi: 10.5505/agri.2018.25902  Pages 39 - 41
Kombine periferik sinir blokları, yüksek riskli hastalarda alt ekstremite ampütasyonları için alternatif bir anestezi tekniği olarak kullanılabilir. Hastanın klinik durumuna bağlı olarak blok uygulamaları için farklı yaklaşımlar tercih edilebilmektedir. Bu olgu sunumunda, yüksek riskli bir hastada diz üstü amputasyonu sırasında anterior yaklaşım ile siyatik sinir bloğu, femoral sinir bloğu ve lateral femoral kutanöz sinir bloklarından oluşan periferik sinir bloğu kombinasyonunun kullanımı bildirilmektedir.
Combined peripheral nerve blocks can be used as an alternative anesthetic technique for lower limb amputations in high-risk patients. The approach may vary according to the clinical condition of the patient. Presently described is the use of a combination of peripheral nerve blocks used for above-the-knee amputation in a high-risk patient: a sciatic nerve block with an anterior approach, a femoral nerve block, and a lateral femoral cutaneous nerve block.

8.Trigeminal neuralgia in a patient with multiple sclerosis: Coincidental? An attack? Teriflunomide-induced?
Sevda Diker
doi: 10.5505/agri.2018.30316  Pages 42 - 45
Multipl skleroza bağlı trigeminal nevralji (TNMS), multipl skleroz (MS) hastalarının %2–5’inde görülür. Tedavi stratejileri klasik trigeminal nevralji ile benzer olsa da, TNMS medikal tedaviye dirençli hale gelebilir ve çoklu tedavi ihtiyacı doğabilir. Kritik bölgelerdeki demiyelinizan lezyonlar en sık etiyolojidir. Ancak MS tedavisinde kullanılan terapiler, migren ya da günlük başağrısı benzeri diğer ağrı bozuklukları gibi trigeminal nevraljiyi de tetikleyebilmektedir. Burada relaps- remisyonlar ile giden MS için onaylanmış bir oral immunmodulatuvar ilaç olan ‘teriflunomid’e geçtikten beş ay sonra trigeminal nevralji gelişmiş bir MS vakası bildirilmiştir. Vakada trigeminal nevralji için olası etiyolojiler tartışılmıştır.
Trigeminal neuralgia attributed to multiple sclerosis (TNMS) occurs in 2% to 5% of patients with multiple sclerosis (MS). Although treatment strategies are similar to those for classic trigeminal neuralgia, TNMS tends to become medically resistant and require polytherapy. Demyelinating lesions in critical regions are the most common etiology. However, therapies used to treat MS may trigger trigeminal neuralgia, as well as other pain disorders, like migraines or daily headaches. Presently reported is the case of a patient with MS who suffered severe trigeminal neuralgia 5 months after switching to teriflunomide, an oral immunomodulator drug approved for relapsing-remitting MS, and a discussion of possible etiological factors for the development of trigeminal neuralgia.

9.Stellat ganglion blockage in the treatment of chronic refractory angina pectoris
Ferdi Gülaştı, Sevil Gülaştı, Sinem Sarı, Osman Nuri Aydın
doi: 10.5505/agri.2018.58224  Pages 46 - 49
Kronik refrakter angina pektoris tedavisine medikal yaklaşım, lazer revaskülarizasyon, transmyokardial lazer revaskülarizasyon, angiogenesis, growth faktör gen terapisi, torakal epidural anestezi ve spinal kord simülatörü kullanılmakla birlikte, unilateral sol stellat ganglion blokajı bir alternatif olarak önerilmektedir. Özellikle yaşam süresi kısa olan hastalarda tercih edilebilecek bir palyatif bir girişim olarak düşünülmelidir. Bizde 66 yaşında erkek hasta son dönem kalp yetersizliği ile takip edilen ve kronik refrakter angina pektorisin tedavisinde unilateral sol stellat ganglion blokajı yapılan olguyu sunduk.
In addition to medical approaches, laser revascularization, transmyocardial laser revascularization, angiogenesis, growth factor gene therapy, thoracic epidural anesthesia, and spinal cord simulation are used to treat chronic refractory angina pectoris. A unilateral left stellate ganglion block is another alternative. It may particularly be considered as a palliative intervention in patients with a short life span. Described here is the case of a 66-year-old male patient for whom a unilateral left stellate ganglion blockade was used to treat chronic refractory angina pectoris.

LETTER TO THE EDITOR
10.Dermoscopic diagnosis of notalgia paresthetica
Ömer Faruk Elmas, Asuman Kilitci
doi: 10.14744/agri.2020.80106  Pages 50 - 51
Dermoskopik inceleme, birçok deri hastalığında invaziv tanı prosedürlerine olan ihtiyacı önemli ölçüde azaltan çok etkili ve pratik bir yöntemdir. Birçok kutanöz durumun dermoskopik özellikleri iyi tanımlanmıştır, ancak şimdiye kadar sadece bir olgu sunumu notaljia parestetikanın dermoskopik özelliklerini tanımlamıştır. Bu antitenin klinik prezentasyonu liken simpleks kronikus, kutanöz amiloidoz ve tinea versicolor gibi birçok dermatolojik durumu taklit edebilir. Tanıyı kolaylaştırmak amacıyla notaljia parestetikanın dermoskopik bulgularını belirlemeye çalıştık.
Dermoscopic examination is a very effective and practical method that significantly reduces the need for invasive diagnostic procedures in many skin diseases. Dermoscopic features of many cutaneous conditions have been well described, however, only one single case report has defined dermoscopic features of notalgia paresthetica so far. The clinical presentation of this entity can mimic many dermatological conditions including lichen simplex chronicus, cutaneous amyloidosis, and tinea versicolor. We tried to identify dermoscopic findings of the notalgia paresthetica, aiming to facilitate the diagnosis.



   
Copyright © 2021 The Journal of The Turkish Society of Algology, All Rights Reserved.