ISSN : 1300-0012   E-ISSN 2458-9446 Home      |      Contact      |      TR
 
 
Volume: 31  Issue: 3  Year: 2019
  Ağrı: 22 (3)
Volume: 22  Issue: 3 - 2010
Hide Abstracts | << Back
REVIEW
1.The biopsychosocial factors that serve as predictors of the outcome of surgical modalities for chronic pain
Hanife Özlem Sertel Berk
PMID: 20865579  Pages 93 - 97
Günümüzde kronik ağrı, toplumlarda bireylerin psikososyal durum ve işlevselliklerinin ciddi ölçülerde bozulması açısından evrensel bir problemdir. Klinik gözlemler, başta majör depresyon olmak üzere çeşitli psikiyatrik bozuklukların ve psikososyal değişkenlerin de kronik ağrı sürecinin biçimlenmesinde kayda değer etkilerinin olduğunu göstermektedir. Kronik ağrı yaşantısına eşlik eden psikiyatrik durum ve psikososyal faktörlerin varlığı kronik ağrı tedavisine yönelik klasik tedavi yaklaşımlarının da değişmesini gerekli kılmış ve multidisipliner ağrı kliniklerinin sayısı dünya çapında giderek artmaya başlamıştır. Kronik ağrı yaşantısının çok boyutlu bir yaklaşımla ele alındığı bu kliniklerde temel amaç yalnızca kronik ağrının gelişiminde ve sürmesinde rol oynayan çoklu etyolojilerin belirlenmesi değil, aynı zamanda, daha spesifik olarak, diyagnostik ya da tedavi hedefli girişimsel müdahaleleri gerektiren kronik ağrı durumlarında, ağrıyı yaşantılayan bireyin psikolojik açıdan müdahaleye uygunluğunun da değerlendirilebilmesidir. Çünkü ağrının altında yatan organik patolojiler benzer olsa da, ağrıyı azaltmaya yönelik girişimsel müdahalelerin etkinliği farklı kişilerde farklı düzeylerde olabilmektedir. Literatürde, kronik ağrıya yönelik cerrahi girişimlerin olumsuz sonuçlarını yordayan en önemli değişkenlerin başında depresyon, anksiyete ve somatizasyon düzeylerinin geldiği bildirilmektedir. Bu üçlüyü, ağrının şiddeti veya bedendeki ağrılı bölge sayısı gibi ağrı şikayeti ile ilgili değişkenler izlemektedir. Özellikle son on yılda yoğunluğu artan bu çalışmalar ışığında, bu küçük çaplı derlemede, kronik ağrı sendromlarına yönelik girişimsel müdahalelerin etkinliğini belirleyen biyopsikososyal faktörlerin çoklu rolü tartışılacak ve bu değişkenlerin müdahale öncesi değerlendirilmesine ilişkin yöntemlerle ilgili meseleler üzerinde durulacaktır.
Chronic pain is considered a universal problem in terms of serious impairment in the biopsychosocial functioning of individuals. The psychiatric and psychosocial factors accompanying chronic pain necessitated alterations in classical therapeutic approaches towards chronic pain and resulted in a substantial increase in the number of multidisciplinary pain clinics worldwide. In these pain clinics, the primary goal is not only to predetermine the multiple etiologies playing a role in the acquisition and maintenance of chronic pain, but also to specify whether the individual in pain is psychologically suitable for a surgical intervention for either diagnostic or treatment purposes. This specific question stems from the fact that even though the underlying organic pathologies are similar, the effectiveness of invasive interventions for determining the cause of or attenuating pain may vary between individuals. The most important predictors of adverse outcomes of invasive interventions for chronic pain stated in the literature are primarily depression, anxiety and somatization followed by features of pain such as severity or number of painful body sites. In line with the vast body of research, especially over the previous decade, this small scale review aims to emphasize the interactional roles of biopsychosocial factors on the effectiveness of surgical interventions and to discuss the issues regarding the assessment of these predictors.

EXPERIMENTAL AND CLINICAL STUDIES
2.The effects of intravenous dexketoprofen on postoperative analgesia and morphine consumption in patients undergoing abdominal hysterectomy
Sema Tuncer, Ruhiye Reisli, Melahat Keçecioğlu, Atilla Erol
PMID: 20865580  Pages 98 - 102
Amaç: Deksketoprofen trometamol nonsteroid antiienflamatuvar bir ajan olan ketoprofenin aktif enantiomeridir. Bu çalışmada postoperatif analjezide intravenöz (iv) deksketoprofenin etkinliğini değerlendirmeyi amaçladık.
Gereç ve Yöntem: Abdominal histerektomi planlanan ASA I-II grubu 50 olgu çalışmaya alındı ve randomize olarak iki gruba ayrıldı. Operasyondan 1 saat önce ve operasyondan sonra 8. ve 16. saatlerde Grup I’e serum fizyolojik, Grup II’ye 50 mg deksketoprofen iv verildi. Bütün olgulara standart genel anestezi uygulandı. Cerrahinin sonunda olgulara iv hasta kontrollü analjezi cihazı ile morfin uygulandı. Ağrı skorları 2., 6., 12. ve 24. saatlerde değerlendirildi. Çalışma sonunda morfin tüketimi ve yan etkiler kaydedildi.
Bulgular: Ağrı skorları ve morfin tüketimi deksketoprofen grubunda daha düşük bulundu (p<0.05). Yan etkiler gruplar arasında benzer bulundu (p>0.05).
Sonuç: Sonuç olarak, abdominal histerektomi operasyonlarında iv deksketoprofen güvenilir ve etkin bir analjezi sağlamakta, morfin tüketimini azaltmaktadır.
Objectives: Dexketoprofen trometamol is a water-soluble salt of the dextrorotatory enantiomer of the nonsteroidal anti-inflammatory drug ketoprofen. The aim of this study was to investigate the effect of intravenous dexketoprofen on postoperative pain.
Methods: This study was performed on 50 (ASA I-II) patients scheduled for abdominal hysterectomy. Fifty patients were randomized into two equal groups. Patients received saline solution (Group I) or 50 mg intravenous dexketoprofen (Group II) 1 hour (h) before surgery and 8-16 h after surgery. All patients received a standard anesthetic protocol. At the end of surgery, all patients received intravenous (IV) morphine via a PCA (patient- controlled analgesia) device. Pain scores were assessed at 2, 6, 12 and 24 h after surgery. Morphine consumption and adverse effects were noted during the first 24 h after the surgery. The pain scores were significantly lower in the dexketoprofen group compared with the control group (p<0.05).
Results: The cumulative morphine consumption was also lower in the dexketoprofen group than the control group (p<0.05). No significant difference was observed in adverse effects between the groups (p>0.05).
Conclusion: We conclude that the administration of IV dexketoprofen provided a significant analgesic benefit and decreased the morphine requirements in patients undergoing abdominal hysterectomy.

3.Breakthrough pain frequency in cancer patients and the efficiency of oral transmucosal fentanyl citrate
Ayşegül Bilen, Achmet Ali, Fulya Baturay, Aysel Altan
PMID: 20865581  Pages 103 - 108
Amaç: Ağrı polikliniğinde kanser ağrısı nedeniyle takip edilen hastalarda kaçak ağrı sıklığı ve oral transmukozal fentanil sitratın (OTFC) kaçak ağrı üzerindeki etkinliğini araştırıldı.
Gereç ve Yöntem: Bir aydan uzun süredir güçlü opioid analjezik kullanan ve kronik ağrıları kontrol altında olan 124 hasta incelemeye alındı. Bu hastalarda kaçak ağrı sıklığı saptandı. İncelemeye alınan hastalar içerisinden kaçak ağrı tarifleyen ve çalışmaya dahil edilme ölçütlerine uyan 52 hasta çalışmaya dahil edildi. Çalışmaya dahil edilen hastalar ilk 3 gün titrasyon dönemine alınarak uygun OTFC dozu saptandı. OTFC’nin kaçak ağrı üzerine etkinliği Ağrı Rahatlama Skoru (ARS) ile değerlendirildi. Titrasyon dönemine 200 µg OTFC ile başlandı ve 800 µg üst doz olarak belirlendi. Titrasyon döneminden sonra hastalar 10 gün daha izlendi. Kaçak ağrı takip formu kullanılarak OTFC’nin etkinliği (ARS ile), etki etme süresi, yan etkileri, OTFC kullanımı öncesi ve sonrası Vizüel Analog Skala (VAS) değerleri kaydedildi.
Bulgular: İncelemeye alınan hastaların %63.7’sinde kaçak ağrı atağı görüldü. Titrasyon döneminde uygun OTFC dozu 10 hasta için 200 µg, 21 hasta için 400 µg, 17 hasta için 800 µg bulundu ve 4 hastada kaçak ağrı ataklarının kontrolünde OTFC başarısız oldu. Uygun doz OTFC kaçak ağrı ataklarının %81.1’inde etkili bulundu. OTFC kullanımı öncesi ve sonrası VAS değerleri arasında anlamlı fark saptandı (p<0.001). OTFC’ın ortalama etki süresi 17.7±8.28 dakika bulundu. Hiçbir hastada ciddi bir yan etki ile karşılaşılmadı.
Sonuç: Kanser hastalarında kaçak ağrı ataklarının tedavisinde OTFC etkin ve güvenilirdir.
Objectives: We aimed to search the frequency of breakthrough pain (BP) and the efficiency of oral transmucosal fentanyl citrate (OTFC) for the treatment of BP in cancer patients.
Methods: One hundred twenty-four patients who had used strong opioid analgesics for more than one month were included in the study. The frequency of BP in those patients was determined. Fifty-two of the patients who described BP and complied with the inclusion criteria for the study were included in our study. Appropriate dose of OTFC to take those patients to titration phase for 3 days was determined. Titration phase was started with 200 µg OTFC, and 800 µg was established as the maximum dose. The patients were monitored for a further 10 days after the titration phase. Using the Breakthrough Pain Questionnaire, the efficiency of OTFC (with Pain Relief Score), duration of effect, side effects, and visual analogue scale (VAS) values before and after OTFC were recorded.
Results: The frequency of BP was found as 63.7% in our study. The appropriate OTFC dose in the titration phase was found as 200 µg for 10 patients, 400 µg for 21 patients, and 800 µg for 17 patients; in 4 patients, OTFC failed to control their BP attacks. An appropriate dose of OTFC was found effective in 81.1% of BP attacks. A significant difference was determined in VAS scores before and after OTFC use (p<0.001). The average duration effect of OTFC was determined as 17.7 ± 8.28 minutes. No serious side effect was reported in any patient.
Conclusion: OTFC is effective and reliable in the treatment of BP attacks in cancer patients.

4.The effect of perioperative infused dexmedetomidine on postoperative analgesic consumption in mastoidectomy operations
Abdullah Tolga Şitilci, Emine Özyuvacı, Zeynep Alkan, Serdar Demirgan, Özgür Yiğit
PMID: 20865582  Pages 109 - 116
Amaç: Çalışmamızda deksmedetomidin infüzyonunun operasyon boyunca tüketilen opioid ve operasyondan sonra hastanın ihtiyaç duyduğu analjezik miktarı ve ağrı skorları üzerine
etkisini araştırmayı amaçladık.
Gereç ve Yöntem: ASA I-II, 18-50 yaş arasında ve mastoidektomi operasyonu geçirecek olan 40 hasta çalışmaya alındı. Hastalar randomize iki gruba, grup deksmedetomidin (grup D, n=20) ve grup plasebo (grup P, n=20) olarak ayrıldı. Grup D olgularına operasyonda deksmedetomidin 0.5 mcg/kg/saat hızla, grup P olgularına %0.9’luk NaCl aynı hız ve volümde verildi. Postoperatif dönemde hastalara tramadol ile hazırlanmış hasta kontrollü analjezi (HKA) cihazları takılarak 24 saat takip edildi. Takiplerde Ramsay Sedasyon Skalası, Vizüel Analog Skala (VAS), non-invazif sistolik kan basıncı (SKB), diyastolik kan basıncı (DKB) ve ortalama kan basınçları (OKB), endtidal sevofluran, ekstübasyon zamanları, toplam remifentanil miktarları, HKA’dan toplam talep ve tramadol tüketimi kaydedildi.
Bulgular: Gruplar arasında demografik veriler ve ekstübasyon süreleri açısından fark saptanmadı. Kontrol grubunun total remifentanil tüketimi ve ek analjezik ihtiyacı, HKA toplam talep, HKA toplam tramadol tüketim miktarı ve VAS ortalamaları daha fazlaydı. Çalışma grubunun HKA ilk talep zamanı daha uzundu.
Sonuç: Çalışma sonuçlarımız, cerrahi sırasında deksmedetomidinin sürekli infüzyonunun,
ekstübasyon zamanını etkilemeksizin postoperatif hasta konforunu tramadol tüketimini azaltarak sağlayabildiğini göstermiştir.
Objectives: We aimed to investigate the effect of dexmedetomidine infusion on the amount of opioid that is consumed during the operation, the amount of analgesic that the patient requires after the operation and on pain scores.
Methods: Forty patients who were ASA I-II, between 18-50 years old, and who were scheduled for mastoidectomy operation were included in the study. Patients were randomized into two groups as group Dexmedetomidine (Group D) and group Placebo (Group P). Dexmedetomidine was administered at the rate of 0.5 mcg/kg/hour to the cases in Group D during operation and 9% NaCl was administered at the same rate and volume to the cases in Group P. Patients were connected to a Patient-Controlled Analgesia (PCA) device prepared with tramadol. Patients were followed for 24 hours. Ramsay Sedation Scale, visual analog scale (VAS), non-invasive systolic blood pressure (SBP), diastolic blood pressure (DBP), mean blood pressure (MBP), end-tidal sevoflurane, extubation times, total remifentanil consumption, total demand of PCA, and total tramadol consumption from PCA were recorded.
Results: No difference was determined between groups in demographic level and extubation times. Total remifentanil consumption, additional analgesic requirement, total demand of PCA, total amount of PCA consumption, and mean VAS were higher in the control group. First demand time of PCA was longer in the study group.
Conclusion: Results of our study demonstrated that continuous infusion of dexmedetomidine during the operation could provide postoperative patient comfort without affecting the extubation time while concomitantly decreasing the consumption of tramadol.

5.Postoperative pain therapy after laparoscopic cholecystectomy: paracetamol versus diclofenac
Pınar Durak, Seyhan Yağar, Ali Uzuner, Mehmet Kılıç, Elif Dilber, Ayşegül Özgök
PMID: 20865583  Pages 117 - 120
Amaç: Laparaskopik kolesistektomi semptomatik safra kesesi taşının ilk tedavi seçeneğidir. Bu çalışmada, laparaskopik kolesistektomi sonrasında ağrı tedavisinde intravenöz (iv) parasetamol ile intramuskuler (im) diklofenak Na+’un etkinliğini karşılaştırmayı amaçladık.
Gereç ve Yöntem: Hastanemiz etik komite onayı ve yazılı hasta onayı alınarak laparoskpik kolesistektomi uygulanacak ASA I-II grubu 40 hasta çalışmaya kabul edildi. Genel anestezi tekniği standardize edildi. Operasyon bitiminden 15 dakika önce hastalara 1 g iv parasetamol, (Grup I, n=20) veya İM diklofenak Na+ (Grup II, n=20) uygulandı. Ağrı değerlendirmesi sayısal değerlendirme ölçeği (NRS) ile derlenme ünitesine gelişte (NRS 1), yarım saat sonra (NRS 2) ve bir saat sonra (NRS 3) değerlendirilip kaydedildi. NRS değeri 5 ve üzeri olan hastalara iv 10 mg pethidin HCl uygulandı. Üç ölçüm zamanında NRS ile birlikte total pethidin HCl kullanımı, bulantı ve kusma kaydedildi.
Bulgular: Değerlendirmeler tedavi protokolünden habersiz bir anestezist tarafından yapıldı. NRS 3 değeri Grup I’ de Grup II’ ye göre anlamlı yüksek bulundu (p<0.05). İki grubun total opioid kullanımı ve yan etki görülme oranı benzer bulundu.
Sonuç: Postoperatif ağrı tedavisinde opioidlere ek olarak iv parasetamol kullanımını önerebiliriz, tek başına kullanımı için ise yüksek doz çalışmalarına ihtiyaç olduğu görüşündeyiz.
Objectives: Laparoscopic cholecystectomy is the first treatment choice for symptomatic gallstone disease. We compared the efficacy of intravenous (i.v.) paracetamol and intramuscular (i.m.) diclofenac Na+ after laparoscopic cholecystectomy.
Methods: Following approval from the Local Ethics Committee and receipt of written informed consent, 40 ASA physical status I-II patients who underwent laparoscopic cholecystectomy were enrolled into the study. General anesthesia was standardized. The patients received 1 g i.v. paracetamol (Group I, n: 20) or 75 mg diclofenac Na+ i.m. (Group II, n: 20) 15 minutes (min) before the end of the operation. Pain was assessed by numeric rating scale (NRS) after arrival in the postanesthesia care unit (PACU) (NRS 1) and at the 30th minute (NRS 2) and 1st hour (NRS 3) of the PACU stay. 10 mg i.v. pethidine HCL was administered to the patient with NRS >5. The following measures were recorded: intensity of pain by NRS at arrival and after 30 and 60 min, total consumption of pethidine HCL, and nausea and vomiting.
Results: All assessments were performed by an anesthesiologist blinded to the study protocol. NRS 3 scores were significantly higher in Group I than Group II (p<0.05). Opioid consumption was not different between the groups. Two patients in each group had postoperative nausea and vomiting; no other adverse effects were noted.
Conclusion: We recommend the use of i.v. paracetamol as an opioid adjuvant. Regarding its use as a unique drug for postoperative pain therapy, further comparative studies with higher doses of paracetamol are needed.

6.Comparison of the activity and reliability of intravenous administration of midazolam and dexmedetomidine on sedation levels under epidural anesthesia
Tamer Kuzucuoğlu, İlhan Bölükbaşıoğlu, Gülten Arslan, Emre Yücel, Betül Ayaz
PMID: 20865584  Pages 121 - 130
Amaç: Bu çalışmada, midazolam ve deksmedetomidin epidural anestezi altında sedatif, kardiyovasküler ve solunum parametreleri üzerine olan etkileri değerlendirildi.
Gereç ve Yöntem: Çalışma etik kurul ve hasta onamları alınmış elektif histerektomi operasyonu uygulanacak randomize ve tek kör çalışma planında toplam 50 olguda gerçekleştirildi. Olgular midazolam (Grup M) ve deksmedetomidin (Grup D) olmak üzere ikiye ayrıldı. Perifix No: 18 epidural kateter, L3-4 aralığından epidural aralığa yerleştirildi. Lidokain 60 mg/3 ml test dozu sonrası (izobarik bupivakain %0.5) segment başına 1 ml olacak şekilde verildi. Blok T10’a ulaştıktan sonra, ameliyat başlangıcına kadar 10 dk içinde Grup M’ye 0.015 mg kg-1 bolus midazolam ve 0.1-0.2 mg kg -1 saat-1) dozda sürekli infüzyona başlandı. Grup D’ye ise, 1 µg/kg deksmedetomidin bolus 10 dk içinde verildi, (0.4-0.7 µg kg-1 saat-1) dozda sürekli infüzyona başlandı. Hastaların sistolik kan basınç, diyastolik kan basınç, ortalama kan basıncı (OAB), kalp atım hızı (KAH), SpO2, Ramsay sedasyon skoku, Bispektral indeks ve solunum sayısı değerleri kaydedildi. Sedatif infüzyonuna her iki grupta da cilt dikişleri kapanmaya başlanıncaya kadar devam edildi. Yan etkiler kaydedildi.
Bulgular: D grubunda OAB değerleri, M grubundan istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek, D grubunun KAH değerleri M grubuna göre düşük bulundu (p<0.05).
Sonuç: Epidural anestezi uygulamalarında her iki ilacın da hemodinamiyi bozmadan, solunum depresyonu yapmaksızın hastaların uyandırılabilir ve koopere durumda oldukları bir sedasyon sağlayabildiği sonucuna varıldı. Ancak midazolamın daha az maliyet nedeni ile ilk tercih olduğunu düşünmekteyiz.
Objectives: We aimed to assess the sedative effects of midazolam and dexmedetomidine and their effects on hemodynamics and the cardiovascular system under epidural anesthesia.
Methods: This study included 50 patients. Approval of the ethics committee and written consent from patients were obtained. The patients were separated into two groups to receive dexmedetomidine (D group) or midazolam (M group). Perifix no. 18 was placed in the epidural space from the L3-4 interspace. After lidocaine 60 mg/3 ml was applied, isobaric bupivacaine 0.5% was given as 1 ml per segment. After block reached the T10 level, midazolam was given to the M group as a bolus of 0.015 mg kg-1 in 10 minutes until beginning the operation, followed by continuous infusion as 0.1-0.2 mg kg-1h-1 dosage. Dexmedetomidine 1 mcq kg-1 was given to the D group as a bolus dosage in 10 minutes until beginning the operation, followed by continuous infusion as 0.4-0.7 mcq kg-1 h-1 dosage. Systolic arterial pressure (SAP), diastolic arterial pressure (DAP), mean arterial pressure (MAP), heart rate (HR), SpO2, Ramsay Sedation Score (RSS), bispectral index (BIS), and respiratory rate (RR) were recorded. Sedative infusion was stopped when skin suture was closed. Adverse effects were also recorded.
Results: In group D, MAP was significantly higher and HR was significantly lower than in group M (p<0.05).
Conclusion: We concluded that both drugs provided good sedation with no respiratory depression, stable hemodynamics and alertness with good cooperation. However, we consider midazolam as the first option due to its cost benefit.

CASE REPORTS
7.Occipital neuralgia with visual obscurations: a case report
Hamit Macit Selekler, Gülmine Dündar, Ayşe Kutlu
PMID: 20865585  Pages 131 - 133
Vertigo, sersemlik veya görme bulanıklığı; idyopatik saplanma ağrısı, supraorbital nevralji veya trigeminal sinir oftalmik dal nevraljisi gibi, trigeminal sinir innervasyon alanlarında ortaya çıkan ağrılı durumlarda bildirilmiştir. Sık olmamakla beraber, oksipital nevraljide ağrı başın ön kısımlarına doğru yayılabilir. Bu yazıda, oksipital nevraljiform paroksizmleri ipsilateral göze kadar yayılan ve eş zamanlı olarak görme bozukluğu gelişen bir hasta sunuldu; yayılmanın ve görme bozukluğunun mekanizması tartışıldı.
Vertigo, dizziness and visual blurring have been reported in painful conditions in trigeminal innervation zones such as in idiopathic stabbing headache, supraorbital neuralgia or trigeminal nerve ophthalmic branch neuralgia. Although not common, pain in occipital neuralgia can spread through the anterior parts of the head. In this article, we present a case whose occipital neuralgiform paroxysms spread to the ipsilateral eye with simultaneous visual obscuration; the mechanisms of propagation and visual obscuration are discussed.

8.Infraclavicular block with ultrasound at amputated upper extremity
Alparslan Kuş, Yavuz Gürkan, Çiğdem Nur Gök, Mine Solak, Kamil Toker
PMID: 20865586  Pages 134 - 136
Ultrasonun (US) periferik sinir bloklarında kullanılması ile birlikte sinir stimülasyonun uygun olmadığı olgularda da başarılı sinir blokları gerçekleştirilebilir. Bu olgu sunumunda elektrik yanığı sonrasında ön kolu el bileği seviyesinden ampute edilmiş, güdük bölgesinde debridman greftleme planlanan ve nörostimülasyona kas cevabının mümkün olmadığı 37 yaşında, ASA I, erkek hasta sunuldu. US eşliğinde toplam 20 ml lokal anestezik karışımı (10 ml %0.5 levobupivakain ve 5 mcg/ml adrenalin içeren 10 ml %2 lidokain) ile lateral sagital infraklaviküler blok uygulandı. Uygulamadan 20 dakika sonra cerrahiye hazır hale gelen hastanın operasyonu başarı ile gerçekleştirildi.
When ultrasound (US) is used in peripheric nerve blocks, successful nerve blocks can be performed even if nerve stimulation is not possible. In this case report, we present a 37-year-old male patient, ASA physical status I, undergoing debridement and grafting for incomplete arm whose upper extremity (forearm) was amputated due to electric shock; motor response to nerve stimulation was not possible. With the help of US, lateral sagittal infraclavicular block was performed with 20 ml local anesthetic mixture (10 ml of 0.5% levobupivacaine and 10 ml 2% lidocaine with 5 mcg/ml epinephrine). After 20 minutes, the patient was ready for surgery and the operation was performed successfully.



 
Search


















 
Copyright © 2019 The Journal of The Turkish Society of Algology, All Rights Reserved.