ISSN : 1300-0012   E-ISSN 2458-9446 Home      |      Contact      |      TR
 
 
Volume: 32  Issue: 3  Year: 2020
 

Attention: These articles have been accepted for publication; however, this list does not indicate the order in which articles will be published. As new articles are accepted, the order displayed here will change.

Ağrı: 27 (3)
Volume: 27  Issue: 3 - 2015
Hide Abstracts | << Back
EXPERIMENTAL AND CLINICAL STUDIES
1.Are fibromyalgia and failed back surgery syndromes actually “functional somatic syndromes” in terms of their symptomatological, familial and psychological characteristics? A comparative study with chronic medical illness and healthy controls
Burak Duruk, Hanife Özlem Sertel Berk, Ayşegül Ketenci
PMID: 26356100  doi: 10.5505/agri.2015.67044  Pages 123 - 131
Amaç: Bu araştırmanın amacı; Fibromiyalji ve Başarısız Bel Cerrahisi Sendromlarının (FMS-BBCS) kronik tıbbi hastalık, ağrı ve psikopatoloji soy geçmişi gibi ailesel; ağrı süresi, sıklığı, şiddeti, ağrı beklenti korkusu, ağrılı bölge sayısı ve ağrı ile baş etme tarzları gibi semptomatolojik; ve bu semptomatolojiyi etkileyebileceği düşünülen aleksitimi, semptom yorumlama, bedensel duyumları abartma ve depresyon düzeyleri gibi psikolojik özellikler açısından Fonksiyonel Somatik Sendrom (FSS) ortak dili anlayışıyla değerlendirilip değerlendirilmeyeceğinin araştırılmasıdır.
Gereç ve Yöntem: Bu araştırma; FSS grubunda, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Polikliniği’ne başvurmuş olan FMS’li 35 ve BBCS’li 12 katılımcıdan oluşan toplam 47, Sağlıklı Kontrol (SK) grubunda 47 ve Kronik Tıbbi Hastalıklı Kontrol (KTHK) grubunda da 56 olmak üzere toplam 150 katılımcı ile yürütülmüştür. Gruplara Toronto Aleksitimi Skalası’nın yanı sıra Semptom Yorumlama Anketi, Bedensel Duyumları Abartma Ölçeği ve Beck Depresyon Envanteri uygulanmıştır. Araştırmada yer alan bütün katılımcıların genel sağlık durumları, demografik ve ağrı ile ilgili bilgileri için yarı yapılandırılmış formlar kullanılmıştır.
Bulgular: FMS ve BBCS gruplarının araştırmada yer alan ailesel, semptomatolojik ve psikolojik özelliklerin tamamında birbirlerinden farklılaşmadıkları; ancak bu iki klinik görüngünün söz konusu değişkenlerin neredeyse tamamında diğer kontrol gruplarından (SK-KTHK) farklılaştıkları görülmüştür.
Sonuç: Bu araştırma FMS ve BBCS tanısı almış olan hastaları aynı anda bir arada kontrol grupları ile de karşılaştırarak değerlendiren bir yöntem izlemesi bakımından önem taşımaktadır. Aynı zamanda FMS ve BBCS gruplarının ilgili değişkenler açısından farklılık göstermemesi bu grupların FSS başlığı altında ele alınabileceğine işaret etmekte olup bu durum ileriki çalışmalarda ve tıbbi uygulamalarda söz konusu vakalara yaklaşım biçimi açısından önem arz etmektedir.
Objectives: The aim of this study was to investigate whether Fibromyalgia and Failed Back Surgery Syndromes (FMS-FBSS) may be evaluated under the single heading of Functional Somatic Syndromes (FSS) with respect to their symptomatological characteristics such as intensity, frequency, age of onset, duration, painful areas, fear of pain, and pain coping styles; familial characteristics such as family history of chronic medical illness, psychopathology and pain; and psychological characteristics such as manner of dealing with pain, fear of pain, alexithymia, symptom interpretation, somatosensory amplification and depression.
Methods: The study comprised 150 individuals, separated into 3 groups; The FSS Group comprised 47 patients who were referred to the Physical Medicine and Rehabilitation Clinic at Istanbul University’s Faculty of Medicine with FMS (n=35) and FBSS (n=12), the healthy control group (HC Group) comprised 47 individuals, and the chronic medical illness control group (CMIC Group) was made up of 56 individuals. Turkish versions of the Toronto Alexithymia Scale, Symptom Attribution Inventory, Somatosensory Amplification Scale and Beck Depression Inventory, along with a semi-structured form questioning general health, pain and demographics were administered to all participants.
Results: FMS and FBSS participants (FSS Group) did not differ as a function of the major familial, symptomatological and clinical features considered in this study. Additionally, this group significantly differed from the HC and CMIC Groups with respect to almost all these features.
Conclusion: This study is Important Insofar as it simultaneously evaluated FMS and FBSS groups in the presence of a control group. The results suggest that FMS and FBSS, currently treated as two different diagnostic categories in general medical practice, may be evaluated under the single heading of FSS.

2.Perceptions of pain levels among orthopedic surgery patients, their relatives, and nurses
Meltem Yıldırım, Etil Selin Çizmeciyan, Gamze Kaya, Zuhal Başaran, Fatmanur Şahin Karaman, Sevim Dursun
PMID: 26356101  doi: 10.5505/agri.2015.50103  Pages 132 - 138
Amaç: Bu tanımlayıcı araştırma, ortopedik cerrahi hastalarında ağrının hasta yakını ile hemşire tarafından algılanışının incelenmesi amacıyla gerçekleştirildi.
Gereç ve Yöntem: Araştırmanın örneklemini ortopedi kliniğinde yatan 150 hasta, hastaların yanındaki 150 hasta yakını ve hastanın bakımından sorumlu 50 hemşire oluşturdu. Her hemşire araştırmaya yalnızca üç kere katıldı. Ağrı düzeyi, Görsel Analog Skala iledeğerlendirildi. Hasta yakını ve hemşirenin, hastanın ağrı skalasını görmemesi sağlandı. Verilerin değerlendirilmesinde; yüzdelik, ortalama, standart sapma, Mann-Whitney-U, Eşleştirilmiş Örneklem t-Testi, Lineer Regresyon ve Spearman Korelasyon Analizi kullanıldı.
Bulgular: Hemşirelerin puan ortalamasının, hastaların puan ortalamasından istatistiksel olarak anlamlı düzeyde düşük olduğu (t=9.136, p<0.001); hasta yakını ile hastanın verdikleri puanlar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı saptandı. Regresyon analizinde; hasta yakınlarının, hastanın verdiği ağrı puanının yaklaşık %40’ını verirken, hemşirelerin %60 kadarını tahmin edebildiği saptandı.
Sonuç: Hemşirelerin; ağrının hastadaki fiziksel ve emosyonel yansımalarını yorumlayabilmeleri için, ağrının fizyolojisi hakkında bilgilendirilmelerinin yanı sıra empatik becerilerinin geliştirilmesine yönelik eğitimlerin planlanması gereklidir. Bununla birlikte hastayla çokça vakit geçiren hasta yakınının da; cerrahi girişim sonrası hastanın gösterebileceği ağrı davranışları konusunda bilgilendirilmesi önerilmektedir.
Objectives: This descriptive study investigated pain levels of orthopedic surgery patients, and how this pain is perceived by their relatives and nurses.
Methods: The study was carried out with 150 patients, 150 relatives and 50 nurses to determine pain intensity levels of orthopedic surgery patients and perceptions of this among their relatives and nurses. Intensity of pain was measured on a 0 to 10 visual analogue scale. Relatives and nurses were not allowed to see the patient’s pain intensity score, and each nurse was allowed to participate in pain measurement three times. The data were analyzed by descriptive statistics, the Mann Whitney-U test, Paired Sample t-Test, Linear
Regression and Spearman Correlation Analysis.
Results: The pain intensity scores given by nurses (t=9.136, p<0.001) were significantly lower than patients’ own scores. There was no significant difference between relatives’ and patients’ pain scores. In the regression analysis, pain intensity scores given by relatives
were approximately 40% lower than those given by patients, while nurses’ scores were approximately 60% lower.
Conclusion: Education on pain management and the physical and emotional reactions of patients to pain should be provided for nurses working in surgical clinics. Meanwhile, as those who spend most time with the patient, relatives should be informed about possible pain behaviors in the postoperative period in order to prepare them for their role in the patient’s care.

3.Our ultrasound-guided paravertebral block experiences in thoracic surgery
Alparslan Kuş, Yavuz Gürkan, Zehra İpek Arslan, Aslı Gül Akgül, Can Aksu, Kamil Toker, Mine Solak
PMID: 26356102  doi: 10.5505/agri.2015.59885  Pages 139 - 142
Amaç: Torasik cerrahide ameliyat sonrası analjezi amacıyla ultrason rehberliğinde torasik paravertebral blok (TPVB) tercih edilebilmektedir. Torasik paravertebral blok uygulamalarında tekli, çoklu enjeksiyon veya kateter teknikleri kullanılabilir. Yazımızda toraks cerrahisi geçiren hastalara ameliyat sonrası analjezi amacıyla uyguladığımız ultrason rehberliğindeki TPVB deneyimlerimizi paylaşmayı amaçladık.
Gereç ve Yöntem: Kliniğimizde, Ocak 2012 ile Mart 2013 arasında torasik cerrahi geçiren ve ameliyat sonrası analjezi amacıyla ultrason rehberliğinde TPVB uygulanan hastalar geriye dönük olarak incelendi. Demografik veriler, blok tekniği, komplikasyonlar ve birinci, altıncı, 12., 24. saat Vizüel Analog Skala (VAS) skorları kaydedildi.
Bulgular: Toplam 18 hastaya TPVB uygulandı. Dokuz hastaya tek enjeksiyonla, beş hastaya çoklu enjeksiyonla ve dört hastaya ise kateter yardımı ile TPVB uygulandığı tespit edildi. İstatistiksel olarak anlamlı olmamakla birlikte tekli enjeksiyon ve kateter gruplarında ilk saatteki VAS skorunun üçün üzerinde olduğu tespit edildi.
Sonuç: Ultrason rehberliğinde tek enjeksiyon TPVB, çoklu enjeksiyon ve sürekli TPVB uygulamalarında olduğu gibi ameliyat sonrası ilk 24 saat etkin analjezi sağlayabilmektedir.
Objectives: Ultrasound-guided thoracic paravertebral block (TPVB) may be employed for postoperative analgesia in thoracic surgery. In application of TPVB, single injections, multiple injections or catheter techniques may be used. In this paper we present our experiences with ultrasound-guided TPVB in thoracic surgery patients for postoperative analgesia.
Methods: Patients undergoing thoracic surgery and on whom ultrasound-guided TPVB was performed for postoperative analgesia from January 2012 to March 2013 in our clinic were analyzed retrospectively. Demographic data, block technique, complications and 1st, 6th, 12th and 24th hour VAS scores were recorded.
Results: A total of 18 patients had TPVB. Single injection was administered to 9 patients, multiple injections to 5, and catheters to 4. While statistically insignificant, 1st hour VAS scores were found to be greater than 3 in the single injection and catheter groups.
Conclusion: Similarly to multiple injection and continuous TPVB administration, ultrasound-guided single injection TPVB provides effective 24-hour postoperative analgesia.

4.An evaluation of the psychosocial characteristics of patients admitted to a pain clinic and their relatives
Volkan Hancı, Büşra İkiz, Erşn Günenç, Mariam Sangare, Şule Özbilgin, Yüksel Erkin, Serhan Yurtlu
PMID: 26356103  doi: 10.5505/agri.2015.05668  Pages 143 - 148
Amaç: Ağrı bireyin kendisinden sonra, ona destek olan yakınında bazı psikososyal değişiklikler meydana getirir. Kronik ağrısı olan hasta yakınları da stresli koşullar altında bulunmaktadır. Bu değişiklikler, hasta yakınının psikolojik durumu, baktıkları hastada kronik ağrıya neden olan hastalığın tipi ve bu hasta bakım yönetimine olan çevre desteği gibi çeşitli faktörlere bağlı olarak da değişmektedir. Çalışmamızın hipotezi ağrının hastalarda olduğu gibi, hasta yakınlarında da psikososyal değişikliklere neden olduğudur. Çalışmamızda bu hipotezin test edilmesi amacıyla kontrol grubu (ağrısı olmayan ve ağrısı olan yakını olmayan kişiler) ile kronik ağrı şikayeti olan hastaların ve bu hastaların yakınlarının psikososyal durumları araştırıldı.
Gereç ve Yöntem: Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Algoloji Bilim Dalı Ağrı Polikliniği’ne başvuran ve kronik ağrısı olan ağrı hastaları (Grup KA, n=77) ve bu hastaların yakınları (Grup HY, n=98) ile kronik ağrı hastası yakınına cinsiyet ve yaş olarak eş kontrol grubu olguları (Grup K, n=95) dahil edildi. Tüm gruplara alınan olguların demografik bilgileri alındı. Tüm olgularda psikolojik değerlendirme SCL 90 tarama testi ile yapıldı.
Bulgular: Çalışmamızda, Grup K ile karşılaştırıldığında, Grup HY’de, somatizasyon, anksiyete, depresyon, kişilerarası duyarlılık, psikotik, paranoid, öfke ve genel semptom indeksi ortalama skorlarının yüksek olduğu bulunmuştur (p<0.05). Sonuç: Ağrısı olmayan ve ağrısı olan yakını olmayan kişiler ile karşılaştırıldığında, ağrı şikayeti olan hastalar ve yakınlarının psikososyal durumlarında değişiklikler olduğu belirlenmiştir. Ağrısı olan olguların yanında, bu olguların yakınları da psikolojik durumları açısından dikkatle değerlendirilmeli ve gereken tanı ve sağaltım için psikolojik, medikal destek almaları sağlanmalıdır.
Objectives: This study tested the hypothesis that as pain brings about psychosocial changes in the pain patient, it also does in those relatives dealing with and supporting the patient. In order to test the hypothesis, comparisons of psychosocial status were made among patients with chronic pain, their relatives, and a control group (individuals having no pain and no relative with a pain disorder).
Methods: The study included 270 individuals separated into 3 groups: Patients admitted to the Pain Polyclinic at Dokuz Eylül University Faculty of Medicine with chronic pain (Group CP; n=77), relatives of these patients (Group R; n=98), and individuals age- and sex-matched to the relatives as a control group (Group C; n=95). The demographic values of all individuals were recorded, and psychological evaluations performed on all participants using the SCL 90 test.
Results: Somatization, anxiety, depression, interindividual sensibility, psychosis, paranoia, anger and general symptom index average scores were found to be high in Group R compared to Group C.
Conclusion: Changes in psychosocial status were observed in pain patients and their relatives when compared to the control group. The study recommends that in addition to evaluating the psychological status of pain patients in order to provide them with psychological and medical support, relatives of these patients should also be evaluated carefully and given psychological and medical support to enable necessary diagnosis and treatment.

5.The prevalence of low back pain in hospital staff and its relationship with chronic fatigue syndrome and occupational factors
Rabia Terzi, Firuzan Altın
PMID: 26356104  doi: 10.5505/agri.2015.26121  Pages 149 - 154
Amaç: Amacımız; hastane çalışanlarında son bir yılda geçirilmiş bel ağrısının; demografik veriler, mesleki özellikler ve kronik yorgunluk sendromu ile olan ilişkisini araştırmaktır.
Gereç ve Yöntem: Tüm katılımcılar sosyodemografik veriler, mesleki özellikler, son bir yılda geçirilmiş bel ağrıları ve kronik yorgunluk sendromu semptomları yönünden sorgulandılar.
Bulgular: Çalışmamıza 144’ü kadın 221’i erkek olmak üzere 365 gönüllü katıldı. Yaş ortalaması 33.1±7.2 idi. İki yüz on sekiz (%59.7) kişide son bir yılda geçirilmiş bel ağrısı vardı. Bel ağrısı olan ve olmayan grup arasında yaş, kilo, boy, medeni durum, eğitim durumu, sigara alışkanlığı, meslek, mesleki çalışma süresi, vardiyalı çalışma, gelir düzeyi, iş memnuniyeti açısından istatistiksel fark bulunmadı. Erkek cinsiyette bel ağrısı istatistiksel oranda fazla görülmekteydi (p<0.05). Bel ağrısı öyküsü olan grupta kronik yorgunluk sendromu istatistiksel açısından anlamlı oranda fazlaydı (p<0.05). Kronik yorgunluk sendromu bel ağrısı olanların %21.5’inde mevcuttu. Kronik yorgunluk sendromu ile mesleki çalışma süresi, vardiyalı çalışma arasında istatistiksel anlamlı ilişki tespit edildi.
Sonuç: Bildiğimiz kadarıyla çalışmamız hastane çalışanlarında bel ağrısı ve kronik yorgunluk sendromu ilişkisini gösteren ilk çalışmadır. Mesleki çalışma süresininin uzun olması ve vardiyalı çalışma kronik yorgunluk sendromu için risk oluşturabilir.
Objectives: This study aimed to investigate the occurrence of low back pain in hospital employees during the previous year and its correlation with demographic data, occupational factors and chronic fatigue syndrome.
Methods: All participants provided information on their socio-demographic background, occupational characteristics, their experience of low back pain during the previous year, and chronic fatigue syndrome.
Results: The study included 365 volunteers (221 male and 144 female). The mean age was 33.1±7.2. Of the 365 participants, 218 (59.7%) had experienced low back pain in the last year. No statistically significant difference was detected in age, height, weight, level of education, smoking habits, occupation, professional working hours, shift work or levels of income between the groups with and without low back pain. Low back pain was more frequent (p<0.05) in male workers. Chronic fatigue syndrome was statistically significant in the group suffering from low back pain (p<0.05), of whom 21.5% had chronic fatigue syndrome. We detected a statistically significant relationship (p<0.05) between chronic fatigue syndrome, occupational duration and shift work.
Conclusion: To the best of our knowledge, this is the first to show the relationship between low back pain and chronic fatigue syndrome in hospital employees. Shift work and length of time in occupation are risk factors for chronic fatigue syndrome.

6.Postoperative analgesic effect of acupuncture in laparoscopic cholecystectomy surgery
Veysel Erden, Aslı Sevim Yıldız, Cihan Güler, Nihan Aydın, Nihal Hamzaoğlu, Hamdi Delatioğlu, Emine Tozan, Fatih Torlak
PMID: 26356105  doi: 10.5505/agri.2015.93764  Pages 155 - 159
Amaç: Ameliyat sonrası ağrı cerrahi kliniklerinde çok fazla görülen ve uğraşı gerektiren en önemli konulardan biridir. Çeşitli akupunktur yöntemleri ameliyat sonrası ağrıyı azaltmak için kullanılmaktadır. Çalışmamızda akupunkturun laparoskopik kolesistektomi geçiren hastalarda ameliyat sonrası analjeziye etkisinin olup olmadığını araştırdık.
Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza laparoskopik kolesistektomi yapılan, 31 hasta akupunktur grubu (grup A), 29 hasta kontrol grubu (grup K) olarak toplam 59 hasta alındı. Tüm hastalara standart anestezi uygulaması yapıldı. Ameliyat sonrası tramadol ile hasta kontrollü analjezi uygulandı. Ameliyat sonrası hastaların ağrı skorları, hasta memnuniyeti anketi ve tramadol kullanım miktarı kaydedildi.
Bulgular: Ameliyat sonrası ağrı skorları iki grup karşılaştırıldığında akupunktur grubunda tüm zamanlarda (0. 1. 2. 6. 12. ve 18. saatlerde) kontrol grubundan istatistiksel olarak anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur. Grupların ameliyat sonrası kullanılan analjezik miktarları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır. İki grup arasında ameliyat sonrası memnuniyet düzeyleri açısından istatiksel olarak anlamlı bir fark saptanmamıştır.
Sonuç: Çalışmamızda akupunktur ameliyat sonrası ağrı skorları azalmasına rağmen tramadol kullanımında herhangi bir değişiklik yapmamıştır.
Objectives: In surgery clinics, postoperative pain is a common occurrence and care is needed in its treatment. One form of treatment is various acupuncture techniques. This study investigated the effect of acupuncture on postoperative analgesia in patients undergoing laparoscopic cholecystectomy.
Methods: A total of 59 patients undergoing laparoscopic cholecystectomy were included in the study; 31 comprised the acupuncture group (Group A), and 29 constituted the control group (group C). All patients underwent standard anesthesia procedures. Patientcontrolled analgesia with tramadol was administered postoperatively. Patients’ postoperative pain scores, results of the satisfaction questionnaire and amounts of tramadol used were recorded. Postoperative 0, 1st, 2nd, 6th, 12th and 18th hour controls were performed.
Results: A comparison of the groups showed Group A pain scores to be significantly lower statistically than those of Group C at all postoperative controls. There was no statistically significant difference for postoperative analgesic consumption and satisfaction level between the groups.
Conclusion: Despite detection of a reduction in postoperative pain scores, the application of acupuncture did not cause any change in the consumption of tramadol.

CASE REPORTS
7.Spontaneous intracranial hypotension presenting with coma: a case report and literature review
Yahya Çelik, Aslan Tekataş, Sait Albayram, Aysegul Gunduz, Talip Asil, Ercument Unlu, Hatice Ozlece Kose
PMID: 26356106  doi: 10.5505/agri.2015.59454  Pages 160 - 162
Spontan intrakraniyal hipotansiyon (SİH) kafa travması ve lomber ponksiyon öyküsü olmaksızın ortastatik başağrısı, beyin omurilik sıvısı (BOS) basınç değişikliği ve sinir sistemi görüntülemesi ile karakterize bir tablodur. Altmış iki yaşında iki–dört hafta içinde ilerleyici kognitif yıkımla prezente olan erkek hastaya BOS basıncı ve sinir sistemi görüntülemesi sonuçlarına gore SİH tanısı konuldu ve konservatif olarak tedavisi yapıldı. Spontan intrakraniyal hipotansiyon oldukça nadir olarak koma ile de prezente olabilir.
Spontaneous intracranial hypotension is characterized by orthostatic headache in the absence of a history of head trauma or lumbar puncture, and diagnosis is confirmed by a specific cerebrospinal fluid pressure and neuroimaging findings. It rarely presents with coma. A 62-year-old man presented with progressive cognitive decline of 2 to 4 weeks’ duration. He was diagnosed with spontaneous intracranial hypotension according to cerebrospinal fluid pressure and neuroimaging findings, and treated conservatively.

8.Is back pain a diagnostic problem in clinical practices? A rare case report
Ahmet Çolak, Selçuk Göçmen, Burcu Mutlu, Abdulkadir Asan
PMID: 26356107  doi: 10.5505/agri.2015.69782  Pages 163 - 165
Çok seviyeli torakal disk hernileri nadirdir ve literatürde az sayıda yayın vardır. Çok seviyeli torakal disk hernilerinin spesifik klinik tablosu olmadığı için, tanısı genellikle gözden kaçar. Biz beş komşu seviyeli torakal disk hernisi olan 35 yaşında bir kadın hasta sunduk. Hasta üst sırt ağrısı ile başvurdu. Manyetik rezonans görüntüleme T6-7, T7-8, T8-9, T9-10 ve T10-11 seviyelerinde disk hernilerini gösterdi. Tüm disk hernileri sagittal planda sol tarafta ve aynı hatta dizilmişti. Hastaya konservatif tedavi uygulandı. Bu yazıda sıradışı bir olgu sunduk ve mekanizmalarını tartıştık.
Multiple thoracic disc herniations are rare, and few reports exist in the literature. Diagnosis of these herniations is often missed because of their lack of specific clinical presentation. They may be treated conservatively or surgically. We presented a 35-year-old woman with five contiguous level thoracic disc herniations. She was admitted with upper back pain. Magnetic resonance imaging showed disc herniations at levels T6-7, T7-8, T8-9, T9-10 and T10-11. All were left sided and on the same line in the sagittal plane. The patient underwent conservative treatment. This report presented an unusual case and discussed its mechanisms.

9.Intrathecal bupivacaine and allergic reaction
Handan Güleç, Münire Babayiğt, Selcen Kütük, Aysun Kurtay, Zehra Tutal, Eyup Horasanlı
PMID: 26356108  doi: 10.5505/agri.2015.55707  Pages 166 - 167
Lokal anestezikler (LA), sinir hücresinin sodyum kanalını inhibe edip, sodyumun hücre içine girişini ve hücre depolarizasyonunu engelleyerek etki gösterirler. Lokal anestezikler kullanımına bağlı gelişen istenmeyen ilaç reaksiyonları yaygın olmasına karşın gerçek alerjik reaksiyonlar oldukça seyrektir. Spinal anestezi uygulamasından sonra gelişen alerjik reaksiyonu tartışmak istedik.
By inhibiting sodium channels, local anesthetics (LAs) prevent sodium entering the cell and inhibit cellular depolarization. Although undesired drug reactions caused by LA usage are common, real allergic reactions are rare. The objective of this study was to discuss allergic reactions developing after application of spinal anesthetic.

LETTER TO THE EDITOR
10.An exceptional indication for bilateral thoracic paravertebral block performance in a pediatric patient
Emine Aysu Salviz, Necip Akman, Nukhet Sivrikoz, Kivanc Demir, Atakan Aydın, Kamil Mehmet Tugrul
PMID: 26356109  doi: 10.5505/agri.2015.69775  Pages 168 - 169
Ultrason eşliğinde paravertebral blok ve kateter uygulama teknikleri pediatrik hastalarda torasik, kardiyak ve abdominal cerrahilerden sonra ağrı kontrolü için etkin olarak kullanılmaktadır. Biz bu olgu ile sol latissimus dorsi kas transfer (serbest flep) cerrahisi geçiren pediatrik hastadaki postoperatif analjezi için uygulanan bilateral ultrason eşliğinde torasik paravertebral blok uygulaması deneyimimizi tartıştık.
Ultrasound-guided paravertebral blocks and catheter replacement techniques have been used effectively for pain relief after thoracic, cardiac and abdominal surgeries in pediatric patients. In this case report, we discuss our experience of bilateral ultrasound-guided use of thoracic paravertebral blocks for postoperative analgesia in a pediatric patient who underwent left latissimus dorsi muscle transfer (free flap) surgery.



   
Copyright © 2020 The Journal of The Turkish Society of Algology, All Rights Reserved.