ISSN : 1300-0012   E-ISSN 2458-9446 Home      |      Contact      |      TR
 
 
Volume: 31  Issue: 2  Year: 2019
  Ağrı: 31 (1)
Volume: 31  Issue: 1 - 2019
Hide Abstracts | << Back
EXPERIMENTAL AND CLINICAL STUDIES
1.Postdural puncture headache: Incidence and predisposing factors in a university hospital
Lütfiye Pirbudak, Halil İbrahim Özcan, Pınar Tümtürk
PMID: 30633317  doi: 10.5505/agri.2018.43925  Pages 1 - 8
Amaç: Post dural ponksiyon baş ağrısı, spinal anesteziden 12–72 saat sonra ortaya çıkmaktadır. Aynı zamanda hastanın konforunu bozduğundan anestezistlerin korktuğu bir durumdur.
Gereç ve Yöntem: Bu prospektif, randomize çalışma 18 yaş üzeri, spinal anestezi altında opere olacak 613 hastada planlanmıştır. L2-L3 ve L4-L5 aralığından, 25 ve 26 G quincke ve kalem uçlu iğneler kullanılmıştır, hastalara spinal anestezi oturur pozisyonda uygulanmıştır. Hastanın cinsiyeti, yaşı, vücut kütle indeksi, duyu bloğu düzeyi, mobilizasyon zamanı, hekimin deneyimi ve fiziksel yorgunluğu kaydedildi. Tüm hastalar 1., 24., 48. ve 72. saatlerde hastanede takip edildi ve 7. gününde baş ağrısı olup olmadıkları sorulmak üzere telefonla evlerine ulaşıldı.
Bulgular: Yaşlı hastalarla karşılaştırıldığında, 25–40 yaş arası hastalar (p<0.001) ve diğer operasyonlarla karşılaştırıldığında, sezaryen (C/S) hastaları postoperatif dönemde daha sık baş ağrısı yaşadı (p: 0.003). Diğer iki önemli faktör, deneyim (p: 0.013) ve ameliyat günündeki doktorun fiziksel yorgunluğu (p: 0.001) idi.
Sonuç: Tecrübeli, yorgun olmayan doktorlar, TUR veya anorektal cerrahi, 40 yaş üstü hastalar ve kalem uçlu spinal iğne kullanımı postdural ponksiyon baş ağrısı sıklığını azaltacaktır.
Objectives: Postdural puncture headache (PDPH) may occur 12–72 hours after spinal anesthesia. PDPH causes patient discomfort following spinal anesthesia and therefore it presents a challenging situation for anesthetists.
Methods: This prospective randomized study enrolled 613 patients who were 18 years or older and who had been operated under spinal anesthesia. The spinal anesthesia procedure was performed with the patient in a sitting position through the L3-4, L4-5 interspaces, using 25 and 26 gauge (G) quincke and pencil-point spinal needles. The gender, age, body mass index, level of sensory block, mobilization time of the patients and also the experience and physical fatigue condition of the physicians were recorded. In the postoperative period all patients were questioned as to whether they experienced headache. These questions were repeated at postoperative 1st, 24th, 48th and 72nd hours in the hospital and on the 7th day by phone after they were discharged.
Results: Compared to older patients, patients between the ages of 25 to 40 (p<0.001) and compared to other operations, C/S patients (p: 0.003) experienced headaches more frequently in the postoperative period. The other two important factors were the experience (p: 0.013) and the physical fatigue of the physician (p: 0.001) on the day of surgery.
Conclusion: The experience and good physical condition of the physician, TUR or anorectal surgery, a patient over 40 years of age and using pencil-point spinal

2.Evaluation of ultrasonography probe disinfection habits in peripheral and/or central regional blocks applied with ultrasound guidance
Eyüp Aydoğan, Betül Kozanhan
PMID: 30633308  doi: 10.5505/agri.2018.52386  Pages 9 - 14
Amaç: Ultrasonografi rehberliğinde bölgesel anestezi uygulamaları(UGRA), dünyada olduğu kadar ülkemizde de anesteziyoloji ve algoloji uygulamalarında önemlidir. UGRA’ nın hasta bakımı üzerindeki olumlu etkisine rağmen, probların oldukça sık tekrarlayan kullanımı ile patojen taşınmasında vektörel bir rol üstlenmesine ile ilgili kaygılar mevcuttur. Anesteziyologların günlük uygulamalarının bir parçası olan UGRA tekniklerinden önce, temel hijyenin sağlanması hakkında ülkemizde standart bir protokol bulunmamaktadır. Çalışmada, anestezistler tarafından kullanılan ultrason problarının temizliği ve cilt dezenfeksiyonu alışkanlıklarının araştırılması amaçlanmıştır.
Gereç ve Yöntem: Etik kurulun onayı ile UGRA tekniklerini kullanan kliniklerde çalışmakta olan anestezistler arasından rastgele seçilmiş 430 katılımcıya, 14 sorudan oluşan anket e-postayla gönderilmiştir.
Bulgular: USG prob dezenfektanı için tercih edilen ajanların dağılımı: Povidon iyot %45.5, oktenidin %8, klorheksidin %5.4, alkol solüsyonu %7.1 idi. Katılımcıların %39.3’ü, UGRA ile ilgili girişimlerde bulunmak için bir dezenfeksiyon eğitimi veya sertifikası aldıklarını belirtti.
Sonuç: En yaygın kullanılan dezenfektan povidon iyodür ve dezenfeksiyon eğitimi oranı % 50’den az olmakla birlikte, UGRA ile ilişkili enfeksiyon insidansı çok düşüktür. Ülkemizde, UGRA uygulamalarında, anestezistlerin dezenfeksiyon yöntemleri tercihleri konusunda veri sağladığımız kanaatindeyiz. Ancak bu alanda genellenebilir bir veri sağlanması adına daha fazla sayıda anestezistin katıldığı çalışmaların gerekli olduğunu düşünüyoruz.
Objectives: Ultrasonography-guided regional anesthesia (UGRA) applications are important in the practice of the anesthesiology and algology in our country as well as in the world. Despite the positive effect on the patient care of the UGRA, there is concern that ultrasound probes may be used repeatedly and assume a vector role in pathogen transport. There is no standard protocol in our country to provide basic hygiene before UGRA techniques, which is a part of the daily practices of anesthesiologists. In the study, it was aimed to investigate the probes and skin disinfection habits applied by the anesthesiologists.
Methods: After the approval of the ethics committee, random selection was made from the UGRA-administered clinics in our country and the questionnaire consisting of 14 questions was e-mailed (e-mail) to 430 participants.
Results: Distribution of preferred agents for USG probe disinfectant: povidone iodine 45.5%, octenidine 8%, chlorhexidine 5.4%, alcohol solutions 7.1 %. The rate of participants who indicated that they had received a disinfection course or certificate to engage in UGRA-related initiatives was 39.3%.
Conclusion: Although the most commonly used disinfectant povidone iodide and disinfection training rate is less than 50%, the incidence of UGRA-associated infection is very low. In our country, we believe that the study has provided data on the preferences of disinfection methods of anesthetists in UGRA applications. However, we believe that it is required to be worked in larger study groups that include more anesthesiologists, in order to provide more generalizable data.

3.Cross-cultural adaptation, validity and reliability of the Turkish version of Revised Nonverbal Pain Scale
Pınar Kaya, Sevilay Erden
PMID: 30633309  doi: 10.5505/agri.2018.25349  Pages 15 - 22
Amaç: Bu çalışmada Revize Sözel Olmayan Ağrı Ölçeği’nin (NVPS-R) Türkçeye uyarlanması ve ölçeğin güvenirliği ve geçerliğinin test edilmesi amaçlandı.
Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Mayıs 2016-Ağustos 2017 tarihleri arasında iki hastanede sekiz yoğun bakım ünitesine alınan toplam 74 hasta dahil edildi. Hastaların tümü 18 yaşın üzerinde, mekanik ventilasyon desteği alan ve sedasyonlu hastalardı. Veriler NVPS-R-TR ve Kritik Bakım Ağrı Gözlem Aracı (CPOT) kullanılarak aspirasyondan 1 dk. önce, aspirasyon sırasında ve aspirasyondan 20 dk. sonra toplandı.
Bulgular: Ölçeğin güvenirliği ve geçerliği için dil, içerik, yapı geçerliği ve güvenirlik analizleri yapıldı. Açıklayıcı faktör analizindeki faktör yüklemeleri yeterli bulundu (0.790–0.900) ve ölçeğin uyum indeksleri doğrulayıcı faktör analizinde kabul edilebilir değerlerde idi (x2/SD: 2.414, RMSEA: 0.066, CFI: 0.910, SRMR: 0.073, GFI: 0. 950 ve AGFI: 0.930). İç tutarlılık analizlerinden sonra, 0.776 Cronbach alfa skoru ile madde-toplam puan korelasyonu yeterli düzeyde bulundu (0.604–0.794).
Sonuç: NVPS-R-TR, yoğun bakım ünitesinde mekanik ventilasyon desteği verilen sedasyonlu erişkinlerin ağrı değerlendirmesinde güvenilir ve geçerli bir değerlendirme aracıdır.
Objectives: In this study, we aimed to adapt the Revised Nonverbal Pain Scale (NVPS-R) into Turkish, and to test reliability and validity of the scale.
Methods: A total of 74 patients who were admitted to eight intensive care units in two hospitals between May 2016 and August 2017 were included in this study. All patients were over 18 years old, mechanically ventilated, and sedated. The data were obtained 1 min before, during and 20 min after the aspiration using the NVPS-R-TR and Critical Care Pain Observation Tool (CPOT).
Results: Language, content, construct validity and reliability analyses were performed for the reliability and validity of the scale. Factor loadings in explanatory factor analysis were sufficient (0.790–0.900), and the fit indices of the scale were acceptable values in confirmatory factor analysis (x2/SD: 2.414, RMSEA: 0.066, CFI: 0.910, SRMR: 0.073, GFI: 0. 950 and AGFI: 0.930). After internal consistency analyses of the scale, the item-total correlation was sufficient (0.604–0.794), and Cronbach’s alpha score was 0.776.
Conclusion: NVPS-R-TR is a reliable and a valid measuring tool for the pain evaluation of sedated adults who are under mechanical ventilation in the intensive care unit.

4.An assessment of physicians attitudes toward opioid usage and opiophobia: Results of a survey from a training and research hospital
Ramazan Baldemir, Erkan Yavuz Akçaboy, Şeref Çelik, Özgen Noyan, Zeynep Nur Akçaboy, Mustafa Baydar
PMID: 30633310  doi: 10.5505/agri.2018.03411  Pages 23 - 31
Amaç: Literatür verileri incelendiğinde başta kanser ağrısı olmak üzere kronik ağrısı olan hastalarda ağrı tedavisinin özellikle de opioid kullanımının yanlış ve yetersizliği bir sorun olarak devam etmektedir. Bu çalışma yeterli opioid kullanımında karşılaşılan engellerin tıbbi disiplinler ve doktorların tecrübeleriyle ilişkisini araştırmak amacıyla hazırlanmıştır.
Gereç ve Yöntem: Bu anket Temmuz 2015 tarihinde Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde çalışan doktorlar arasında yapılmıştır. Doktorların opioid kullanımı ve kullanım sırasındaki davranış ve bilgilerini ölçmek amacıyla 29 soruluk bir anket kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmaya 156 doktor katılmıştır. Doktorların %82.7 sinin ağrı konusunda eğitim almadığı tespit edildi. Doktorların sadece %48.8’inin opioid tedavisi konusunda kendini yeterli gördüğü ve %67.9’unun opioid reçete ederken tedirgin olduğu ve doktorların büyük bir kısmının opioid reçete etmekten kaçındığı görülmüştür. Veriler değerlendirildiğinde opioidler ile ilgili önyargıların ünvan ve deneyimle bağlantısının olmadığı tespit edildi. İlginç olarak hastalarına opioid reçete ederken tedirgin olan doktorların kendilerine gerektiğinde opioid reçete edilmesini ve yine gereğinde doz artımı yapılmasını istedikleri tespit edildi.
Sonuç: Literatürde yer alan çalışmalarla benzer bir şekilde çalışmamızda da doktorların opioidlerle ilgili bilgi eksikliğinin olduğu ve opiofobinin doktorlar arasında yaygın olduğu tespit edilmiştir. Opioidler ile ilgili bilgi eksikliğinin ve opiofobinin önüne geçebilmek ve hastaların tıbbi olarak uygun olan durumlarda opioidler ile tedavisini sağlayabilmek için gerekli hizmet içi eğitimlerin bir an önce başlatılmasının faydalı olabileceği düşünülmüştür.
Objectives: When researches examined, cancer pain and other cronic pain, serious mismanagement and undermedication in treating chronic pain especially using opioids continuing problem. This study was designed to examine the barriers to adequate opioid usage, especially as they could be associated with experience and medical discipline.
Methods: The survey conducted among phycians working in Ankara Numune education and research hospital on July of 2015. A 29 item survey was used to measure physicians attitudes and knowledge about using opioids.
Results: We have included 156 doctors in our study.We found that %82.7 of doctors have not been educated in the pain subject.%48.8 of doctors see themselves capable of prescribing opioid medication and %67.9 of doctors are feeling uneasy when prescribing opioids also a lot of doctors are not willing to give prescriptions of opioids.When analyzing our data we have found that opioids related prejudices are not related with title or experience.İt is interesting that the doctors who were anxious when prescribing opioids to their patients they want for themselves when in need opioid precriptions and again when in need they want increasing doses of opioid.
Conclusion: Resembling the studies in the literature in our study, we’ve found that doctors have poor knowledge about opioids and opiophobia it’s frequent among the doctors.Poor knowledge of opioids and overcoming the opiophobia and medicating with opioids when medical status of patients emposes made us think that in service training should be started immeadiately.

5.The Study of Reliability and Validity of the Pain Coping Inventory
Ayla Hocaoğlu, Hanife Özlem Sertel Berk, Ayşegül Ketenci
PMID: 30633311  doi: 10.5505/agri.2018.46503  Pages 32 - 41
Amaç: Bu çalışmanın temel amacı, ağrı yönetiminde kullanılan hem aktif hem pasif başetme stratejilerini eşit ağırlıkta değerlendiren ve özgün formu Kraaimaat ve Evers (2003) tarafından geliştirilmiş olan Ağrıyla Başetme Envanteri’nin (ABE) Türkçe formunun geçerlik ve güvenirliliğini sınamaktır.
Gereç ve Yöntem: Araştırmanın örneklemi, çeşitli kronik ağrı hastalarından oluşan 232’si (%83,2) kadın, 47’si (%16,8) erkek 279 yetişkinden oluşmaktadır. Veri toplamada ABE’nin yanı sıra, ölçüt ve yakınsak geçerlik sınaması için Genel Özyeterlilik Ölçeği, Ağrı Özetkinlik Ölçeği-2, Stresle Başaçıkma Tarzları Ölçeği ve Ağrıyla Başaçıkma Ölçeği kullanılmıştır.
Bulgular: Temel Bileşenler Analizi’nde ABE uzaklaşma, ağrıyı dönüştürme, rahatlatıcı düşünme, endişe, dinlenme ve geri çekilme olmak üzere altı faktör olarak bulunmuştur. Altölçeklerin Cronbach içtutarlılık katsayısı.53 ile.77 arasında değişmektedir. ABE’nin altboyutları ile diğer ölçeklerin kriter ve ölçüt geçerliliğine ilişkin korelasyon değerleri anlamlıdır.
Sonuç: Bu bulgular, ABE’nin farklı gruptan ağrı hastalarında ağrıyla başetme yöntemlerini değerlendirmek amacıyla kullanılabileceğine işaret etmektedir.
Objectives: This study aims to test the validity and reliability of the Turkish form of Pain Coping Inventory (PCI) originally developed by Kraaimaat ve Evers (2003) and where pain coping is conceptualised as the composite of cognitive and behavioral active and passive strategies.
Methods: The sample consisted of a total of 279 participants with various pain complaints where 232 were women (83.2%) and 47 were men (16.8%). Besides the Turkish form of PCI, General Self-Efficacy Scale, Pain Self Efficacy Questionnaire-2, Ways of Coping Inventory and Pain Coping Questionnaire were used to determine criterion and convergent validity of the scale.
Results: The principal component analysis revealed that the scale had six factors of distraction, pain transformation, comforting thinking, worrying, resting and withdrawal. The internal consistency of the subscales varied between.53 ile.77. The correlations of the subscales of PCI with criterion and convergent validity scales were significant.
Conclusion: The results suggest that PCI can be a useful tool for assessing coping strategies of pain patients with varying complaints of pain.

CASE REPORTS
6.Permanent pain and brachial plexus injury after coronary bypass grafting: Case report and reviwing the literature
Ferda İlgen Uslu, Nazan Şimşek Erdem
PMID: 30633312  doi: 10.5505/agri.2017.60362  Pages 42 - 45
Kardiak cerrahinin nörolojik komplikasyonları neredeyse bir yüzyıldır bilinmektedir. Koroner arter bypass graftlemesi sonrası brakial pleksus yaralanmaları nadir bir komplikasyon değildir, fakat sıklıkla bulgular geçici olduğu ve tedavi gerektirmediğinden tanınma ve raporlanma sıklığı azdır. Çok nadir olguda periferik nöropati bulguları kalıcıdır ve özürlülüğe neden olur. Tanı semptomlar, görüntüleme ve elektrofizyolojik çalışmalara dayanır ve bu hem tedavi hem de medikal ve yasal sorumluluk için önemlidir. Burada sorunsuz koroner arter bypass cerrahisi sonrası sol üst ekstremitesinde kalıcı nöropatik ağrı ve brakila pleksus hasarı saptanan 63 yaşında erkek hasta sunuldu ve literatür eşliğinde sebep ve sonuçları gözden geçirildi.
Neurological complications of cardiac surgery is known for almost a century. Brachial plexus injury after coronary artery bypass grafting is not a rare complication, but the frequency of reporting is less because these are temporary and often symptoms requiring treatment. in a few cases peripheral neuropathy findings are permanent and causes of disability. Diagnosis is based on symptoms, imaging and electrophysiological studies and it is important that both treatments for both medical and legal liability. Here in 63-year-old male patient was diagnosed brachial plexus injury lasting neuropathic pain the left upper limb after uneventful coronary artery bypass surgery presented and causes and consequences were discussed with literature.

7.An add-on therapy for neuropathic pain: Infiltration block with diclofenac sodium and lidocaine through the hypertrophic scar tissue
Hatice Evren Eker, Oya Yalçın Çok, Nesrin Bozdoğan Özyılkan, Anış Arıboğan
PMID: 30633313  doi: 10.5505/agri.2017.03780  Pages 46 - 49
Bazı durumlarda öngörülen nöropatik ağrı nedeni sinir dokusunda mekanik kompresyona neden olan yara büzüşmesine bağlı skar oluşumundaki gibi anormal doku iyileşmesi olabilir. Bu yazıda mekanik stresi azaltmak için hipertrofik skar dokusu içine diklofenak sodyum ve lidokain ile infiltrasyon bloğu uyguladığımız 3 hasta sunulmaktadır. İnfiltrasyon tekniği yapışıklıkların ayrılmasını sağlayarak kontrakte skar dokusundaki gerginliği ortadan kaldırabilir ve mekanik kompresyonun giderilmesi sinir dokusu üzerindeki basıncı ve bundan dolayı nöropatik ağrı semptomlarını azaltabilir.
In some situations, the cause of the supposed neuropathic pain might be related to abnormal tissue recovery such as scar formation due to wound retraction that might create mechanical compression on the nerve tissue. In this report we describe infiltration block with diclofenac sodium and lidocaine through the hypertrophic scar tissue to reduce mechanical stress in 3 patients. The infiltration technique might resolve the tension of the contracted scar tissue by tearing the adhesions and the eliminated mechanical compression would reduce the pressure on nerve tissue and hence neuropathic pain symptoms.

8.Transient unilateral sudden hearing loss after spinal anesthesia
Sezen Kumaş Solak, Tahir Tulga
PMID: 30633314  doi: 10.5505/agri.2017.17136  Pages 50 - 52
Spinal anestezi sonrası işitme kaybı nadir görülen komplikasyonlardan biridir. Dural ponksiyon sonrası BOS kaçışı nedeniyle kohleada endolenfatik hidrops gelişmesi sonucu düşük frekansta işitme kaybının geliştiği öne sürülmektedir. Otolojik cerrahi olmayan işlemler sonrasında işitme kaybı oldukça nadirdir ve genellikle sadece odyometrik değerlendirme ile tespit edilebilir. Bu olgu ile elektif ön çapraz bağ cerrahisi için spinal anestezi uygulanan bir hastada postoperatif dönemde gelişen ani tek taraflı işitme kaybını ve iyileşme sürecini sunmayı amaçladık.
Hearing loss after spinal anesthesia is one of the rare complications. It has been suggested that low frequent hearing loss develops after the development of endolymphatic hydrops in the cochlea due to CSF escape after dural puncture. Hearing loss after nonotologic surgical procedures is very rare and usually can only be determined by audiometric evaluation. We aimed to present the sudden unilateral hearing loss and healing process in a patient who underwent spinal anesthesia for elective anterior cruciate ligament surgery in this postoperative period.

LETTER TO THE EDITOR
9.Local subcutaneous atrophy after occipital nerve block
Samet Sancar Kaya, Ferhat Balgetir
PMID: 30633315  doi: 10.5505/agri.2018.16769  Page 53
Abstract | Full Text PDF

10.Remifentanil based anesthetic management for orchiopexy operation in pediatric patient with congenital hypotonia
Esra Çalışkan, Mesut Şener, Meltem Kipri, Anış Arıboğan
PMID: 30633316  doi: 10.5505/agri.2018.98159  Pages 54 - 55
Abstract | Full Text PDF



 
Search








 
Copyright © 2019 The Journal of The Turkish Society of Algology, All Rights Reserved.