ISSN : 1300-0012   E-ISSN 2458-9446 Home      |      Contact      |      TR
 
 
Volume: 32  Issue: 1  Year: 2020
  Ağrı: 24 (2)
Volume: 24  Issue: 2 - 2012
Hide Abstracts | << Back
EXPERIMENTAL AND CLINICAL STUDIES
1.The Antinociceptive effects of systemic administration of tramadol, gabapentin and their combination on mice model of acute pain
Osman Nuri Aydın, Rauf Onur Ek, Sadun Temoçin, Bakiye Uğur, Bilge Alaçam, Selda Şen
PMID: 22865488  doi: 10.5505/agri.2012.31032  Pages 49 - 55
Objectives: The aim of the present study was to investigate the possible antinociceptive effects of systemic administration of tramadol and gabapentin either alone or in combination on acute pain models in mice.
Methods: After obtaining the approval of Animal Ethics Committee; 96 BALB/c albino male mice were divided into 12 groups: (I) control without injection, (II) control treated with saline, (III)-(IV) mice treated with tramadol 10 mg/kg or 30 mg/kg, (V)-(VIII) mice treated with gabapentin; 30, 100, 200, 300 mg/kg respectively. In order to determine possible interactions between tramadol gabapentin and; mice received four different combinations of tramadol+gabapentin (30+30, 30+100, 30+200 and 30+300 mg/kg) (Groups IX-XII respectively). Mice received 0.1ml solution for every 10 g of their weight. The drug was injected into peritonea. Thirty minutes after the drug injection, tail-flick and hot-plate tests were conducted.
Results: Ten and 30 mg/kg tramadol produced dose dependent antinociceptive effect in tail-flick and hot plate tests. Gabapentin had no antinociceptive effect in the tail flick test except 300 mg/kg dose, and had dose dependent antinociceptive effect in hot-plate test. In both tests, various combinations of tramadol and gabapentin produced an antinociceptive effect that is greater than that produced by tramadol and gabapentin alone. But, just 30mg/kg Tramadol+300mg/kg Gabapentin combination caused statistically significant increase in both tests (p<0.05).
Conclusion: When gabapentin and tramadol were used in combination, gabapentin had no additive antinociceptive effect except for 300 mg/kg in tail-flick and hot-plate tests. Tail-flick test showed that tramadol produced better antinociceptive effect than gabapentin.
Amaç: Tek başına veya birlikte sistemik olarak verilen tramadol ve gabapentinin farelerde akut ağrıda muhtemel antinosiseptif etklerini araştırmaktır.
Gereç ve Yöntem: Hayvan Etik Komitesinin onayı sonrası; 96 BALB/c albino dişi fare 12 gruba ayrıldı: (I) enjeksiyon yapılmaksızın kontrol grubu, (II) salin uygulanan kontrol grubu, (III)-(IV) tramadol 10 mg/kg veya 30 mg/kg uygulanan gruplar, (V)-(VIII) gabapentinin sırasıyla 30, 100, 200, 300 mg/kg uygulandığı gruplar idi. Tramadol ve gabapentinin olası etkileşimlerinin araştırıldığı gruplarda farelere tramadol+gabapentinin dört farklı dozları uygulandı; (30+30, 30+100, 30+200 ve 30+300 mg/kg) (sırasıyla, Grup IX-XII). Farelerin her 10 gram ağırlığı için intraperitoneal olarak 0.1 mL ilaç uygulandı. Enjeksiyondan 30 dakika sonra tail-flick ve hot plate testleri gerçekleştirildi.
Bulgular: On ve 30 mg/kg tramadol tail-flick ve hot plate testlerinde doz bağımlı antinosiseptif etki oluşturdu. Gabapentin 300 mg/kg dışındaki dozlarda tail-flick testinde antinosiseptif etki oluşturmazken, hot plate testinde doz bağımlı antinosiseptif etki oluşturdu.
Her iki testte de tramadol ve gabapentin birlikte kullanıldıklarında, tek başlarına kullanılmalarına oranla daha fazla antinosiseptif etki oluşturdu, fakat sadece 30mg/kg tramadol+300mg/kg gabapentin birlikte kullanıldığında her iki testte de anlamlı antinosiseptif etki saptandı (p<0.05).
Sonuç: Gabapentin ve tramadol birlikte kullanıldıklarında, tail-flick ve hot-plate testlerinde gabapentin 300 mg/kg dozu dışında additif antinosiseptif etki oluşturmadı. Tail-flick testi sonuçlarına göre tramadol, gabapentinden daha iyi antinosiseptif etki oluşturdu.

2.Intraperitoneal ropivacaine or ropivacaine plus meperidine for laparoscopic gynecological procedures
Semra Karaman, Seden Kocabaş, Sedat Ergun, Vicdan Fırat, Meltem Uyar, Fatih Şendağ
PMID: 22865489  doi: 10.5505/agri.2012.21033  Pages 56 - 62
Amaç: Laparoskopik cerrahi sonrası postoperatif ağrı laparatomiye göre daha hafiftir ve hastalar intraperitoneal lokal anestezik ve opioid uygulamalarından fayda görebilir. Çalışmamızda jinekolojik laparoskopik cerrahi uygulanacak hastalarda intraperitoneal uygulanan %0.75 ropivakain ve meperidinle kombinasyonun postoperatif analjezi üzerine etkilerini karşılaştırmayı amaçladık.
Gereç ve Yöntem: Jinekolojik laparoskopi sonunda, randomize çift-kör çalışma protokolüne göre intraperitoneal enjeksiyon uygulandı. Hastalar üç gruba ayrıldı: R Grubuna (n=18) % 0.75 ropivakain 3 mg/kg 200 ml salin içinde; RM Grubuna (n= 17) % 0.75 ropivakain 3 mg/kg ve meperidin 50 mg 200 ml salin içinde; K Grubuna (n= 18) 200 ml salin trokarla uygulandı. Hastalara ağrısı olduğunda (VAS ³ 3) diklofenak sodyum ve eğer ağrısı geçmezse 1 mg/kg meperidin i.v. uygulandı.
Bulgular: Ağrı skorları ve analjezik gereksinimi postoperatif ilk bir saat için RM grubunda daha düşük bulundu. Daha sonraki dönemde ağrı skorları tüm gruplar için benzerdi ve 24 saatlik total analjezik tüketimi açısından fark saptanmadı. Her üç grup arasında omuz ağrısı ve yan etkiler yönünden fark saptanmadı.
Sonuç: Jinekolojik laparoskopik cerrahi sonrası intraperitoneal %0.75 ropivakain ile meperidin kombinasyonu ropivakain yada saline göre postoperatif ilk bir saatte daha düşük ağrı skorları ve analjezik tüketimi sağlamaktadır.
Objective: Postoperative pain after laparoscopic surgery is less intense than after laparotomy and patients may benefit from an intraperitoneal injection of local anesthetic and opioids. We aimed to compare intraperitoneal 0.75% ropivacaine with 0.75% ropivacaine plus meperidine for postoperative analgesia in patients undergoing gynecologic laparoscopy.
Material and Methods: At the end of gynecologic laparoscopy, in a double–blind, randomized manner, one of the following injections was given intraperitoneally. Patients were allocated into three groups: patients in R Group (n= 18) were given 0.75% ropivacaine 3 mg/kg in 200 mL saline; patients in RM Group (n= 17) were given meperidine 50 mg plus 0.75% ropivacaine 3 mg/kg in 200 mL saline; patients in C Group (n= 18) were given 200 mL saline through the trocars. All patients were given diclofenac sodium when they had pain (VAS ³ 3) and 1 mg/kg meperidine i.v. was also given when pain persisted.
Results: The pain scores and analgesic requirements during the first postoperative hour were significantly lower in the RM Group than those in the R and C Groups. Beyond that time, the pain scores were similar in all groups and there were no differences in total analgesic requirement in 24 h between groups. The three groups were comparable for shoulder pain and side effects.
Conclusion: The intraperitoneal infiltration of 0.75% ropivacaine plus meperidine reduced pain scores and analgesic requirement during the first one hour after gynecologic laparoscopy compared with the intraperitoneal infiltration of ropivacaine or saline.

3.The efficacy of adding dexketoprofen trometamol to tramadol with patient controlled analgesia technique in post-laparoscopic cholecystectomy pain treatment
Perihan Ekmekçi, Züleyha Kazak Bengisun, Baturay Kansu Kazbek, Salih Erpulat Öziş, Huri Taştan, Arif Hikmet Süer
PMID: 22865490  doi: 10.5505/agri.2012.71501  Pages 63 - 68
Amaç: Giderek artan sayıda yapılan günübirlik bir cerrahi girişim olan laparoskopik kolesistektomide ağrı tedavisi önemli bir sorundur. Her ne kadar laparoskopik cerrahi günübirlik bir girişim olarak kabul edilse de, hastalar sıklıkla ağrı nedeniyle hospitalize edilmekte ve bu da opioid tüketimini ve opioidlerin sebep olduğu yan etkileri arttırmaktadır. Bu çalışmanın amacı laparoskopik kolesistektomi sonrasında ağrı tedavisi için hasta kontrollü analjezi yönteminde tramadole deksketoprofen trometamol eklenmesinin etkinliğini araştırmaktır.
Metod: Çalışmaya 18-65 yaşları arasında ASA I-II risk grubundan 40 hasta alındı ve kapalı zarf yöntemi ile randomize edildi. Grup TD'de 600 mg tramadol ve 100 mg deksketoprofen, Grup T'de ise 600 mg tramadol 100 ml %0.9 normal saline eklenerek PCA hazırlandı. Postoperatif dönemde VAS>40 olması durumunda 8 mg lornoksikam iv verildi.
Sonuçlar: Yan etki profili açısından (hipotansiyon, bradikardi, sedasyon) iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktu fakat Grup T'de 4 hasta bulantıdan, 3 hasta ise kusmadan yakındı. Grup TD'de opioid tüketimi daha düşük ve hasta memnuniyeti daha yüksekti.
Tartışma: Bu çalışma laparoskopik kolesistektomi sonrasında tramadole deksketoprofen trometamol eklenmesinin hasta kontrollü analjezi yönteminde VAS skorlarını düşürdüğünü, hasta memnuniyetini arttırdığını ve opioid tüketimini azalttığını göstermiştir.
Purpose: Pain treatment in laparoscopic cholecystectomy, which is performed in increasing numbers as an ambulatory procedure, is an important issue.Although laparoscopic cholecystectomy is regarded as an ambulatory procedure, patients are often hospitalized due to pain and this increases opioid consumption and side effects caused by opioids. This study aims at evaluating the efficacy of adding dexketoprofen trometamol to tramadol with patient controlled analgesia in post-laparoscopic cholecystectomy pain treatment.
Method: 40 patients in ASA I-II risk groups aged between 18-65 years were enrolled in the study and were randomized using closed envelope method. In Group TD 600 mg tramadol and 100 mg dexketoprofen trometamol, in Group T 600 mg tramadol was added to 100 ml 0.9% normal saline for PCA. 8 mg lornoxicam iv was given if VAS >40 in the postoperative period.
Results: There was no statistically significant difference in terms of adverse effects (hypotension, bradycardia, sedation) but in Group T 4 patients complained of nausea and 3 complained of vomiting. Opioid consumption was lower and patient satisfaction was higher in group TD.
Conclusion: This study has shown that adding dexketoprofen trometamol to tramadol in patient controlled analgesia following laparoscopic cholecystectomy lowers VAS scores, increases patient satisfaction and decreases opioid consumption.

4.Women’ approach to child that teeth, abdomen and ear ache
Emine Efe, Selma Öncel, Mualla Yılmaz
PMID: 22865491  doi: 10.5505/agri.2012.83723  Pages 69 - 76
Araştırma kadınların karın, diş ve kulak ağrısında çocuklarına yaptıkları uygulamaları belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapıldı. Mart-Mayıs 2004 tarihleri arasında Antalya’da bulunan 6 no’lu sağlık ocağı bölgesinde oturan kadınlar örnekleme alındı. Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından hazırlanan anket formu kullanıldı. Kadınların % 29.2’sinin karnı ağrıdığı zaman evde hazırladıkları karışımları çocuklarının karnına ve ayak tabanına sürdükleri; % 30.3’ünün çocukların ağrıyan kulağına anne sütü damlattıkları; % 38.9’unun çocukların ağrıyan dişlerine aspirin koyduğu, tuz, limon tuzu vb. uygulamaları yaptıkları belirlendi. Çalışmamızda, kadınların çoğunluğunun karın, diş ve kulak ağrısı durumunda çocuklarına hatalı uygulamalar yaptıkları görülmektedir. Kadınların eğitim durumu ve yaşlarının geleneksel uygulama yapma sıklığını etkilediği belirlenmiştir. Çalışma sonucunda, kadınlara çocuk bakımı, sık görülen sağlık sorunları ve yanlış uygulamalar konularında hemşireler tarafından eğitimler yapılması önerilebilir.
This study was conducted to determine women’s about attitudes child’s teeth, abdomen and ear ache. Those who had lived in Antalya that 6 number primary health care center between March-May 2004 were enrolled in the study. As data collecting tools. A questionnaire prepared by the authors. This study was determined that 29.2 % of the mothers carried out mixture who had prepared at home to child’s abdomen and foot base; 30.3 % were to put breast milk childs’ ear; 38.9 % were placed aspirin, salt and salts of lemon to childs’ teeth ache.
The majority of the women make a wrong practices child that teeth, abdomen and ear ache. This traditional practice effecting factors were the women’s educational status and age. The results of the study that education about child care, common health problems and incorrect applications shoud be given to women by nurse.

5.Efficacy of transforaminal lumbar epidural steroid injections in patients with lumbar radiculopathy
Mehmet Fatih Çetin, Haktan Karaman, Gönül Ölmez Kavak, Adnan Tüfek, Zeynep Baysal Yıldırım
PMID: 22865492  doi: 10.5505/agri.2012.98704  Pages 77 - 84
Amaç: Bu çalışmada lumbar disk hernisine bağlı radikülopatisi olan hastalara uygulanan transforaminal lumbar epidural steroid enjeksiyonun (TLESE) etkinliği ve güvenliği araştırılmıştır.
Gereç ve Yöntem: Çalışma TLESE uygulanan hastaların dosyalarının retrospektif olarak taranması ile hazırlandı. En az bir aydır devam eden, konservatif tedaviye yanıt vermeyen, görüntüleme yöntemlerinde bulging ya da protrüzyon’u olan lumbar disk herni’li hastalar çalışmaya dahil edildi. Bütün uygulamalar C-kollu floroskopi eşliğinde, lokal anestezi altında ve ayaktan metotla uygulandı. Tüm olgularda 80 mg triamsinolon ve %0.25’lik bupivakain karışımı, disk hernisinin olduğu düzeyden, transforaminal olarak, anterior epidural bölgeye enjekte edildi. Başlangıç VAS ağrı skorları değerleri, uygulama sonrası 1, 3 ve 6. ay değerleri ile karşılaştırıldı. Uygulamaya yönelik hasta memnuniyeti, puanlanarak tespit edildi. Ayrıca erken ve geç dönem komplikasyonları değerlendirme için toplandı.
Bulgular: Toplam 222 hastaya 460 kez TLESE uygulanmıştır (ortalama: 2.1, tekrarlanma aralığı: 1-6 kez). Uygulamalar en sık L4-L5 ve L5-S1 düzeylerinden gerçekleştirilmiştir. Başlangıç VAS skorları ortalaması 8.2±0.7 iken, TLESE sonrası 1, 3 ve 6. ayda sırasıyla 5.0±1.6, 4.8±1.5 ve 5.1±1.5 olarak bulunmuştur. Hastaların %63,9’u (n=142) memnuniyetlerini ‘iyi ve mükemmel’ olarak belirtmişlerdir. Majör komplikasyonun yaşanmadığı bu çalışmada toplam minör komplikasyon oranı %11.1’dir.
Sonuç: TLESE’nin kısa ve orta dönemde etkin ve güvenli bir yöntem olduğu görülmüştür.
Objective: This study looks into the efficacy and safety of the transforaminal lumbar epidural steroid injection (TLESI) applied to patients with radiculopathy due to lumbar disk herniation.
Methods: The patients’ files which were applied TLESI, were retrospectively scanned. Patients who did not respond to one-month conservative treatment and who were detected to have bulging or protruding lumbar disk herniation as a result of imaging methods were included in the study. All applications were performed with C-arm fluoroscopy under local anesthesia by outpatient method. In all cases, a mix of 80 mg triamsinolone and 0.25% bupivacaine, was transforaminally injected to the anterior epidural area. Initial VAS pain scores were compared with the values of the 1, 3 and 6th months after the application. Patient satisfaction was determined through scoring. Furthermore, early and late term complications were collected for evaluation.
Results: A total of 222 patients were administered TLESI 460 times (average: 2.1, repeat interval: 1-6 times). The applications were carried out most frequently at the levels of L4-L5 and L5-S1. While the initial VAS score average was 8.2±0.7, after TLESI, it was 5.0±1.6, 4.8±1.5 and 5.1±1.5 in the 1, 3 and 6th months, respectively. 63.9% of the patients (n=142) defined the treatment as ‘good and excellent’. No major complications were experienced and the overall minor complication rate was 11.1%.
Conclusion: It was seen that TLESI was an efficient and safe method in the short and medium term.

6.Comparison Of Blunt And Sharp Needles For Transforaminal Epidural Steroid Injections
Ulaş Özcan, Şükran Şahin, Alp Gurbet, Gürkan Türker, Mustafa Özgür, Süreyya Çelebi
PMID: 22865493  doi: 10.5505/agri.2012.88700  Pages 85 - 89
The aim of this study was to compare the sharp and blunt needles in order to determine the incidence of complications during transforaminal anterior epidural steroid injections.
In this retrospective study, 185 cases that undergo transforaminal epidural steroid injection with sharp or blunt needles were evaluated between June 2004 and December 2008. Patients age, sex, diagnosis, needle type (sharp or blunt), volume of local anesthetic and steroid injected, complications (paresthesia, dural puncture, bleeding, paralysis, intravascular penetration, headache, local back pain, temporary motor loss in lower extremities) was recorded.
3 cases in blunt needle group and 8 cases in sharp needle group showed paresthesia during the procedure. The difference was not found to be significant among the groups. Vascular penetration was observed in 2 cases in blunt and 13 cases in sharp needle group and the difference between groups was statistically significant (p<0.001). Dural punction and headache incidence were not significant when the two groups are compared. The local back pain at the injection site had a higher incidence in the blunt needle group.
When using the blunt needles, vascular penetration and paresthesia were less during transforaminal epidural steroid injections. Therefore blunt needles seem to be more advantageous.

CASE REPORTS
7.A high-risk patients with multiple peripheral nerve block in the application of ultrasound guidance
Mustafa Çiftçioğlu, Sertan Acar, Yavuz Gürkan, Mine Solak, Kamil Toker
PMID: 22865494  doi: 10.5505/agri.2012.18291  Pages 90 - 92
Çalışmamızda yüksek riskli bir hastada US rehberliğinde düşük LA dozlarında cerrahi anestezi planlanmıştır. ASA III olarak değerlendirilen hastaya ultrason rehberliğinde sağ femoral blok ve her iki bacağa popliteal blok uygulanarak cerrahi anestezisi sağlanmıştır. Blok uygulamaları sırasında 80 mm uzunluğunda iğne ile 10 ml %0,5 levobupivakain ve 10 ml %2 lidokain uygulanarak blok gerçekleştirilmiştir. Femoral sinir ultrason eşliğinde görüntülenip, nörostimülator yardımı ile quadriceps kası motor yanıtı doğrulandıktan sonra 10 ml %0,5 levobupivakain negatif aspirasyon yapılarak uygulanmıştır. Ultrason rehberliği ile sinirlerin direkt olarak görüntülenebilmesi blok başarı oranını arttırırken lokal anestezik ihtiyacının da azalmasına katkıda bulunur. Ultrason rehberliğinde yapılan bloklarda düşük miktarda lokal anestezik kullanılması birden fazla bloğun uygulanabilmesine imkan tanımaktadır.
U.S. high-risk patients in our study under the guidance of a low dose of LA in the surgical anesthesia was planned. ASA III patients as assessed by ultrasound guidance into the right femoral popliteal block by block, and both legs were provided surgical anesthesia. During the practice blocks with 80 mm-long needle and 10 ml of levobupivacaine 0.5% 10 ml of 2% lidocaine was performed by applying the block. Ultrasound guided femoral nerve be displayed, with the help nörostimülator right quadriceps muscle and motor responses after negative aspiration of 10 ml levobupivacaine 0.5% was applied. With ultrasound guided nerve blocks can be directly displayed as the success rate while improving the local anesthetic will also contribute to decreased. In the block under the guidance of ultrasound, a small amount of local anesthetic is allowing more than one block application

8.Musculocutaneous neuropathy after anaesthesia for thyroid surgery: a case report
Emine Özyuvacı, Abdullah Tolga Şitilci, Anupama Wadhwa
PMID: 22865495  doi: 10.5505/agri.2012.49369  Pages 93 - 95
Postoperatif muskulokutanöz sinir hasarı nadir bir sorun ve komplikasyondur. Bildirilen vakalarda bu sinirin hasarı sonucunda, nöropatik ağrı olmaksızın bisesps ve brakialis kaslarında güç kaybı olduğu yazılmıştır (1,2,3). Brakiyal pleksusun, lateral kutanöz siniri gibi terminal dallarından birinde hasar oluştuğu zaman majör belirti ağrı olup; bu ağrı ön kolun radial yüzüne doğru yayılır (1,4). Literatürde izole muskulokutanöz sinir hasarılarının, tekrarlayan mikrotravmalar ve sinirin indirekt veya direkt travmaya maruz kalması nedeniyle oluştuğu bildirilmiştir (5). İzole muskulokutanöz sinir hasarı ayrıca, ön kolun uzun süre boyunca ekstansiyonda kalmasına bağlı da oluşabilir.
Postoperative isolated injury of the musculocutaneous nerve is a rare disorder and complication. Reported cases are claimed to present with loss of biceps and brachialis power without neuropathic pain (1,2,3). When injury occurs to one of the terminal branches of the brachial plexus, the lateral cutaneous nerve of the forearm, pain is the major symptom and it typically radiates along the radial aspect of the forearm (1,4). In the literature, isolated lesions of the musculocutaneous nerve have been attributed to repeated microtrauma, indirect trauma or direct trauma to the nerve (5). It may also occur due to strenuous extension of the forearm for prolonged periods.



 
Search



















 
Copyright © 2020 The Journal of The Turkish Society of Algology, All Rights Reserved.