ISSN : 1300-0012   E-ISSN 2458-9446 Home      |      Contact      |      TR
 
 
Volume: 31  Issue: 2  Year: 2019
  Ağrı: 23 (2)
Volume: 23  Issue: 2 - 2011
Hide Abstracts | << Back
EXPERIMENTAL AND CLINICAL STUDIES
1.Analgesic Effect of Anatolian Propolis in Mice
Kıvanç Kamburoğlu, Tuncer Özen
PMID: 21644103  doi: 10.5505/agri.2011.73745  Pages 47 - 50
Amaç: Bu çalışmanın amacı periodontal hastalıklarda profilaktik bileşen olarak eklenen Anadolu propolisinin analjezik etkisinin değerlendirilmesidir.
Gereç ve Yöntem: Su, etanol ve asetondan ekstre edilmiş Anadolu propolisi hazırlandı. Ekstrelerin analjezik etkisi fare tail-flick testi ile değerlendirildi (n=6 her bir ekstre için). Gruplar arası karşılaştırmalar için tek yönlü ANOVA, sonrasında ise data grupları ortalamalarının arasındaki belirgin farkların saptanması amacıyla post-hoc Scheffe's testi uygulandı. P<0.05 anlamlılık sınırı olarak kabul edildi.
Bulgular: Sudan ekstre edilmiş Anadolu propolisi tail-flick testi ile farelerde latens sürenin belirgin şekilde 1.61 kat artışına neden oldu (p<0.001). Ancak, aseton ve etanol den ekstre edilmiş propolisin belirgin bir etkisi ortaya konamadı.
Sonuç: Anadolu propolisinin analjezik etkisi kanıtlandı. Propolisin diş macunlarında kullanılması diğer olumlu etkileri ile beraber analjezik açıdan da faydalı olabilir.
Objective: The aim of the present study was to assess the analgesic effect of Anatolian Propolis, which is added to toothpastes as a prophylactic component for periodontal diseases.
Methods: Water, ethanol and acetone extracted Anatolian Propolis were prepared. Analgesic effect of the extracts was assessed using the tail-flick test in mice (n=6 per each extract). Comparison among groups were made by using one-way ANOVA, followed by post-hoc Scheffe's test to determine significant differences among the means of the data groups. P<0.05 was accepted as significant difference.
Results: We found that water extracted Anatolian Propolis caused a significant increase, 1.61 fold increase (p<0.001 versus control), of the latency time using tail-flick test in mice. However, acetone extracted and ethanol extracted propolis led no significant effect.
Conclusion: We proved the analgesic effect of water extracted Anatolian Propolis. Thus, propolis used in the composition of toothpastes may be beneficial in terms of its analgesic action in addition to its other favorable effects.

2.Effects of Perineural Tramadol on Nerve Conduction of Sural Nerve
Mehmet Beyazova, Ertan Öztürk, Murat Zinnuroğlu, İsmail Gökyar, Avni Babacan, Kadir Kaya
PMID: 21644104  doi: 10.5505/agri.2011.72792  Pages 51 - 56
Amaç: Çalışmanın amacı sağlıklı gönüllülerde sural sinire perinöral olarak uygulanan tramadolün sinir iletimi üzerine doz bağımlı bloke edici etkinliğinin olup olmadığının araştırılmasıdır.
Gereç ve Yöntem: 24 bilgilendirilmiş sağlıklı denek eşit olarak 4 gruba [Salin (plasebo), % 0.5 tramadol, %1 tramadol and %1.5 tramadol] ayrıldı. Çalışma çift kör olarak tasarlandı. Duyusal sinir aksiyon potansiyelleri elektronörografik olarak kaydedildi. 2 ml’lik çalışma solüsyonu sinir stimülatörü yardımı ile ayak bileği düzeyinde sural sinire perinöral olarak enjekte edildi. İzleyen kayıtlamalarda duyu yanıtı amplitüdünün bazal değerin % 80’inin altına inmesi durumunda duyusal blok oluştuğu kabul edildi.
Bulgular: Elektronörografik kayıtlara göre salin grubundaki hiçbir denekte blok gelişmedi. Bununla birlikte, % 0.5, % 1 ve % 1.5 tramadol ile blok gelişim oranları sırasıyla 1/6, 4/6 ve 6/6’ydı. Başlangıç düzeylerine göre duysal aksiyon potansiyeli amplitüdlerinin ortanca değerlerindeki maksimum azalma salin grubunda %7.8, %0.5 tramadol ile %12.5, %1 tramadol ile %38.5 ve %1.5 tramadol ile %77.5’di (p<0.05). %0.5 tramadol ile duysal blok süresi 5 dakika iken, %1 tramadol ile 15 dakika ve % 1.5 tramadol ile 35 dakikaydı.
Sonuç: Perinöral olarak sural sinire uygulanan tramadol doz bağımlı olarak duyu sinir iletimini bloke etmektedir.
Objectives: The aim of this study was to investigate whether tramadol had a dose dependent blocking effect on nerve conduction when administered perineurally to the sural nerve of healthy volunteers.
Methods: 24 informed healthy subjects were randomized into four equal groups [Saline (placebo), 0.5% tramadol, 1% tramadol and 1.5% tramadol]. The study was designed to be double-blinded. Sensory nerve action potentials were recorded electroneurographically. Two mililiters of study solution was administered to sural nerve perineurally at the level of ankle by the guidance of a nerve stimulator. A sensory block was assumed to have developed when the amplitude of the averaged sensory nerve action potentials diminished below 80% of the baseline value in the subsequent recordings.
Results: According to electroneurographical recordings, none of the volunteers in saline group had block. However, the block rates with 0.5%, 1% and 1.5% tramadol were 1/6, 4/6 and 6/6 respectively (p<0.05). The maximum decrement in the sensory action potential amplitudes with respect to baseline amplitudes given as median values were as follows: 7.8% with saline; 12.5% with 0.5% tramadol; 38.5% with 1% tramadol and 77.5% with 1.5% tramadol (p<0.05). While the median duration of sensory block with 0.5% tramadol was 5 minutes, it was 15 minutes with 1% tramadol and 35 minutes with 1.5% tramadol.
Conclusion: Perineurally administered tramadol blocks sensory nerve conduction of sural nerve in a dose dependent manner.

3.The effects of morphine and fentanyl alone or in combination added to intrathecal bupivacaine in spinal anesthesia for Cesarean section
Semra Karaman, Ilkben Gunusen, Meltem Uyar, Ebru Biricik, Vicdan Firat
PMID: 21644105  doi: 10.5505/agri.2011.44127  Pages 57 - 63
Amaç: Elektif sezaryenlerde, spinal anestezide intratekal morfin, fentanil yada kombinasyonlarının randomize, çift kör kontrollü olarak karşılaştırılması amaçlandı.
Gereç ve Yöntem: Elektif sezaryenlerde 0.5% hiperbarik bupivakain ile spinal anestezi uygulanan 60 gebeye randomize olarak intratekal morphine 0.2 mg, fentanyl 25 μg, yada fentanyl 12.5 μg ile beraber morphine 0.1 mg uygulandı. Spinal bloğun başlangıcı, T10 seviyesine ulaşma zamanı, duyusal ve motor bloğun en üst seviyelerduyusal bloğun T10’a gerilemesi, motor bloğun gerilemesi, cerrahi özellikler, maternal yan etkiler, Apgar ve NAKS skorları, umblikal kan gaz analizlari, ilk analjezik gereksinim zamanı kaydedildi.
Bulgular: İntraoperatif dönemde hiçbir hastada ağrı görülmedi. Sensoriyal ve motor bloğun derecesi ve süresi her üç grup arasında benzer olup T10’a gerileme ve motor bloğun kalkma zamanları arasında fark bulunmadı. Postoperatif ilk analjezik gereksinim zamanı fentanilin tek başına kullanıldığı grupta diğer gruplara göre çok kısa olup aralarındaki fark istatistiksel olarak anlamlı idi. Postoperatif yan etkiler ve hemodinamik etkiler açısından her iki grup arasında fark yoktu. Neonatal bulgular açısından APGAR ve umblikal kan gazı değerlerinde fark bulunmadı.
Sonuç: Postoperatif analjezide morfinin fentanile göre üstün olduğu; bupivakain/morfin kombinasyonuna fentanil eklenmesinin de ek klinik yarar sağlamadığı kanaatine varıldı.
Objectives: This randomised double-blind controlled trial examines the effects of fentanyl and morphine, alone and in combination, as adjuncts to spinal anesthesia for elective Cesarean section.
Methods: Sixty women undergoing elective Cesarean section, with spinal anesthesia using 0.5% hyperbaric bupivacaine were randomly allocated to receive morphine 0.2 mg, fentanyl 25 μg, or fentanyl 12.5 μg plus morphine 0.1 mg, intrathecally. The start of spinal block, the time to T10 level, the highest sensorial and motor block level, time to regresion of sensory block to T10, the time to resolution of motor block, surgical characteristics, maternal side-effects, Apar and NACS scores, umbilical blood gas evaluations, time to first analgesic requirement were recorded.
Results: There was no patient having pain during the intraoperative period. The degree and time of sensorial and motor block was similar in both groups and there was no difference in the time to T10 level and the time to reversal of motor block. The difference in time to first postoperative analgesic requirement was statistically significant. There was no difference between groups in postoperative side effects. There was no neonatal difference in Apgar, NACS and umbilical blood gas evaluations.
Conclusions: The quality of postoperative analgesia with morphine, when used alone, was found to be superior to that with fentanyl. The combination of opioids offered no advantages over morphine alone.

4.The relation between pain and pain beliefs with socio-demographic-economic characteristics at the adult population
Deniz Koçoğlu, Leyla Özdemir
PMID: 21644106  doi: 10.5505/agri.2011.44127  Pages 64 - 70
Amaç: Yaygın bir sorun olan ağrının kontrol altına alınmasında ağrı ve ağrı inançlarını etkileyen faktörlerin bilinmesi önemlidir. Bu çalışmanın amacı yetişkin nüfusta ağrı ve ağrı inançlarının sosyo-demografik ve ekonomik özelliklerle ilişkinin değerlendirilmesidir.
Yöntem: Tanımlayıcı-kesitsel türdeki bu çalışma 18-65 yaş arası 131 birey ile yapılmıştır. Verilerin toplanmasında sosyo-demografik ve ekonomik durum ile ağrıya ilişkin özellikleri değerlendiren anket formu ve Ağrı İnançları ölçeği kullanılmıştır.
Bulgular: Araştırma grubunun % 78.6’sı son bir yıl içinde ağrı yaşarken, % 38.8’i kronik ağrı yakınması vardır. Lojistik regresyon analiz sonuçlarına göre yaşam boyunca sıklıkla ağrı yaşama için 30-65 yaş grubunda yer almak (OR: 0.215 p=0.008 ) ve eğitim düzeyinin ilkokul ve daha düşük düzeyde olması (OR: 3.427 p=0.021); son bir yıl içinde ağrı yaşama için cinsiyetin kadın olması (OR= 3.003 p=0.016 ) ve evli olma (OR: 4.550 p=0.005); kronik ağrı yaşama içinse 30-65 yaş grubunda yer almak (OR=3.027 p=0.027) ve düşük gelir (OR=4.932 p=0.001) risk faktörleri olarak belirlenmiştir. Organik ve psikolojik ağrı inançları puanı benzer olmakla birlikte sosyo-demografik ve ekonomik belirleyicilerin ölçeğin organik boyutu için anlamlı olmadığı (p>0.05); düşük gelirin psikolojik inançları %11 oranında belirlediği görülmektedir (R2=0.115, p<0.05).
Sonuç: Araştırmada sosyo-demografik ve ekonomik durumun ağrı yaşama için risk faktörü olduğu ve ağrı inançlarına yönelik kültürel faktörlerin değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
SUMMARY
Objective: In order to control pain which is a prevalent problem, to get knowledge regarding pain and pain beliefs is crucial. The aim of this study was to evaluate the correlation between pain, pain beliefs and the socio-demographic, economic characteristics at the adult population.
Methods: This descriptive, cross-sectional study was completed with 131 individuals between 18-65 ages. A questionnaire form, evaluating socio-demographic and economical status, pain traits as well, and Pain Beliefs Scale were used for data collection.
Results: 78.6% of the research group experienced pain within last one year; of 38.8% suffered from chronic pain. According to the results of logistic regression analysis, the risk factors were determined as being between 30-65 age groups (OR: 0.215 p=0.008 ) and had graduated from elementary school and lower education level (OR: 3.427 p=0.021) for experiencing life long frequent pain; being female (OR= 3.003 p=0.016 ) and married (OR: 4.550 p=0.005) for experiencing pain within last one year; being between 30-65 age groups (OR=3.027 p=0.027) and had a lower income (OR=4.932 p=0.001) for chronic pain. However the organic and psychological pain beliefs scores were similar, socio-demographic and economic determinants were not significant for organic subscale (p>0.05); lower income determined 11% of psychological subscale (R2=0.115, p<0.05).
Conclusions: The conclusions obtained from the research was that socio-demographic and economic status were risk factors for experiencing pain, and cultural factors related to pain beliefs warrant investigation.

5.Nursing approaches toward postoperative pain of patients: Patients’ options
Meryem Yılmaz, Hesna Gürler
PMID: 21644107  doi: 10.5505/agri.2011.36349  Pages 71 - 79
Tanımlayıcı tipte yapılan bu çalışmada hastaların ameliyat sonrası yaşadıkları ağrıya hemşirelerin yaklaşımlarına ilişkin görüşleri ile bu yaklaşımlardan memnuniyet düzeylerini belirlemek amaçlandı. Araştırmada veriler araştırmacılar tarafından hazırlanmış iki anket formu ile toplandı. Elde edilen veriler SPSS paket programında sayı, yüzdelik ve ki-kare testi ile değerlendirildi. Çalışmaya katılan 360 hastanın %61.4’ü kadın, %83’ü 40 yaş üstü; %88’i düşük eğitimliydi. %60.4’ünün ameliyat deneyimi yoktu. Hastaların %30.6’sına kalp-akciğer (KVC), %25.5’ine GİS ameliyatı yapıldığı belirlendi. Hastaların %96.4’ünün öksürürken, %81.9’unun yataktan kalkarken ağrı yaşadıkları, yaşadıkları ağrı nedeniyle %96.4’ünün öksürme, %78.3’ünün hareket etme ve %46.7’sinin soluk alma sırasında zorlandıkları bulundu. KVC, TAH+BSO, GİS ameliyatı olan hastaların, öksürürken ve yataktan kalkarken, diskektomi yapılan hastaların yürürken daha çok ağrı yaşadıkları ve ameliyat türü ile yaşanılan ağrı (p< 0.05 ), hastaların ameliyat sonrası yapmakta zorlandığı aktiviteler ve ameliyat türü arasında (p< 0.05 ) anlamlı ilişki olduğu bulundu. Çalışmada hastalar hemşirelerin ağrı ölçeği kullanmadığını, ağrıyı nasıl rahatlatacağı hakkında bilgi vermediğini, ağrıya neden olan aktiviteler sırasında ne yapılması gerektiğini göstermediğini, ağrıyı azaltacak pozisyon almasına yardım etmediğini, non-farmakolojik yöntemleri kullanmadığını söyledi. Ancak hastaların tamamı hemşirelerin ağrıyı hafifletmek üzere yaptığı analjezik uygulamasından memnundu.
In the study that was carried out as defining, it was aimed to determine options related to nursing practices about postoperative pain experiencing by patients and satisfaction of patients about these practices. Data were collected by two questionnaires that was prepared by researchers. Collected data were evaluated with Chi-square and number, frequency tests. 360 patient participating in this study of them 61.4% were women, 83% over 40 years old and 88% had low education. 60.4% had not surgery experience. It was determined that 30.6% of patients had undergone heart-lung (CVS) and 25.5% gastrointestinal system operation. It was found that 96.4 % of patients had experienced pain while were coughing and 81.9% getting up from the bed and difficulty 96.4%, to coughing 78.3%, mobilization and 46.7% breathing because of postoperative pain.
In the study it was found that patients undergoned CVS, TAH+BSO, GİS operation had experienced more pain while they were coughing and getting up from the bed, patients undergoned dischectomy while they were walking, There were significant difference between types of operation and pain (p<0.05) and activities that patients had difficulty to do and types of operation (p<0.05). The patients said that nurses didn’t use a pain scala, give information about how pain was relieved, show what was needed to do during the activities that cause pain, help the patients to position for relieving the pain, use non-pharmacological interventions. But all of the patients were satisfied with analgesic that was administered by nurses to relieve the pain.

CASE REPORTS
6.Possible Heart Failure Associated with Pregabalin Use-Case Report
Gülay Erdoğan, Dilek Ceyhan, Sacit Güleç
PMID: 21644108  doi: 10.5505/agri.2011.35119  Pages 80 - 83
Pregabalin ve gabapentin, göreceli güvenilirlikleri ve kolay tolere edilebilmeleri nedeniyle kullanım alanı giderek genişleyen antikonvülzan, analjezik ve anksiyolitik ajanlardır. Buna karşı; baş dönmesi, somnolans, doz bağımlı periferik ödem ve kilo artışı gibi yan etkileri ilaç kesilmesine neden olabilmektedir. Ayrıca, literatürde ciddi kronik hastalık öyküsü ve kardiyak öyküsü olan yaşlı hastalarda kalp yetmezliği geliştiğine dair az sayıda olguya rastlanmıştır. Bu olguda, kardiyak öyküsü olmayan ve nöropatik ağrı nedeniyle 300mg/gün pregabalin sonrası öncelikle periferik ödem ve sonrasında ileri tetkiklerde tespit edilen santral ödem tablosu gelişen bir hasta sunulmaktadır. Pregabalin kesilmesi sonrası tablonun gerilediği gözlenmekle birlikte önerilen dozlarda başlanan gabapentinle de periferik ödem gelişmiştir. New York Kalp Cemiyeti sınıf III-IV kalp yetmezliği olan hastalarda pregabalin reçete edilirken dikkatli olunması konusunda uyarmıştır. Etki mekanizmaları henüz netlik kazanmamış olmakla birlikte kalsiyum kanalları üzerindeki etkileri bu yan etkilerle ilişkili olabilir. Sonuç olarak, giderek artan hızda kullanılan bu ilaçların yan etkiler açısından ileri kardiyak hastalar dışında da yakından takip edilmesi gerektiği kanaatindeyiz.
Pregabalin and gabapentin are widely used analgesic, anticonvulsant and anxiolytic agents as they are relatively reliable and easily tolerable. However, use of them may cause some side effects such as dizziness, somnolance, dose dependent peripheral edema and weight gain which may cause to give up the use of them. Besides, there are few reports in literature addressing old aged patients with serious chronic disease and cardiac history, develope heart failure during pregabaline application. In this case, we present a patient, without a cardiac history, treated with 300 mg/kg pregabalin due to neuropatic pain, developed peripheral and then central edema which were determined after advanced investigations. After quitting pregabalin the situation regressed. Then, peripheral edema has developed associated with recommended dose of gabapentin use instead of pregabalin. Despite the presence of any published evidence, New York Heart Association issued a warning about being careful when prescribing pregabalin to type III-IV heart failure patients. Though the effect mechanisms of pregabalin and gabapentin are not well known, calcium channel relationship may led to these side effects. In summary, we believe that pregabalin and gabapentin, which is mostly used nowadays, should be administered with care not only in patients with advanced cardiac pathology but also in all patients due to its potential side effects.

7.MODIFIED van-LINT TECHNIQUE FOR THE MANAGEMENT OF POSTHERPETIC NEURALGIA
H. Evren Eker, Oya Yalçın Çok, Meltem Açıl, Hacer Ülger, Anış Arıboğan
PMID: 21644109  doi: 10.5505/agri.2011.19981  Pages 84 - 87
Akut herpes zostere (AHZ) bağlı postherpetik nevralji (PHN) gelişme insidansı % 48–75 arasındadır. Herpes zosterin akut fazında uygulanan sinir blokları ile hem ağrının kontrolü sağlanmakta hem de PHN gelişimi önlenebilmektedir. Burada göz çevresinden başlayıp saçlı deriye doğru supraorbital ve supratroklear sinir hatları boyunca uzanan veziküllerle birlikte görülen akut herpes zostere bağlı nevralji tedavisinde modifiye van-Lint blokajının uygulandığı iki hasta aktarılmaktadır. Sağ göz çevresinden başlayıp alından saçlı deriye uzanan ağrılı veziküllerle seyreden akut herpes zoster tanılarıyla takip edilen 72 ve 66 yaşında iki kadın hasta kliniğimize ağrı tedavilerinin düzenlenmesi için kabul edildi. Klinik şikâyetleri uyuşukluk, hipoestezi, yanma, zonklama ve şiddetli ağrı olan hastaların ilk vizüel analog skala (VAS) değerleri 9 ve 10’du. Medikal tedavileri asiklovir ve asetaminofen ile düzenlenen, klasik sinir blokajı uygulanacak bölgelerde aktif vezikülleri bulunan hastalara 5 mL %1 lidokain ile modifiye van-Lint sinir blokajı uygulanması planlandı. Enjeksiyonunun ardından VAS skorları 1’e gerileyen hastalara 1 hafta sonra aynı yöntemle işlem tekrarlandı. 2. enjeksiyondan önce hastaların veziküllerinde sönme ve kurutlanma tesbit edildi, hipoestezi, yanma ve zonklamanın geçtiği, uyuşukluğun ise azalarak devam ettiği hastalarda VAS skorları 4 ve 5 olarak kaydedildi. 2. enjeksiyondan sonra uyuşukluk şikâyetleri geçen, VAS skorları 1 ve 2’ye gerileyen hastaların 3 aylık takiplerinde ek analjezik ihtiyaçlarının da kalmadığı tespit edildi. Göz çevresinden saçlı deriye uzanan aktif veziküllerle seyreden supraorbital ve supratrochlear sinir hattında akut herpes zostere bağlı nevralji tedavisinde modifiye van-Lint tekniği 5 mL %1 lidokain ile güvenle ve etkin olarak uygulanabilir.
Acute herpes zoster (AHZ) causes postherpetic neuralgia (PHN) in 48-75 % of patients. Nerve blocks performed in the acute phase of herpes zoster may treat the pain and prevent PHN development. Here, we present pain relief with modified van-Lint block in two cases with acute herpes zoster involving vesicules on the traces of supraorbital and supratrochlear nerves. Two female patients, 72 and 66 years old respectively, with acute herpes zoster involving vesicules on the traces of supraorbital and supratrochlear nerves starting from right periocular region to scalp presented with symptoms such as hypoaestesia, dizziness, burning, throbbing and severe pain and their initial visual analogue scale (VAS) scores for pain were 9 and 10, respectively. Supraorbital and supratrochlear nerve blockade with modified van-Lint technique was planned as the classical nerve block sites were covered with active vesicules. Following the nerve blocks, VAS scores of both patients were decreased to 1 immediately. Vesicules were faded and scabbed and symptoms such as hypoaestesia, burning and throbbing were recovered, dizziness was relieved and VAS scores were 4 and 5, respectively after one week. VAS scores were 1 and 2, respectively after 2nd injection, and all sypmtoms were resolved and no additional analgesic was required during 3 month follow-up. Modified van-Lint block with 5 mL %1 lidocaine may provide successful pain relief in acute herpes zoster involving vesicules on the traces of supraorbital and supratrochlear nerves.

8.Pasha-Cath in the treatment of neuropathic pain
Emel Gündüz, Mert Akbaş, Arif Yeğin
PMID: 21644110  doi: 10.5505/agri.2011.83097  Pages 88 - 91
Nöropatik ağrı, sinir sisteminin bir kısmının zedelenmesi, fonksiyonun bozulması veya uyarılabilirliğinin değişmesi ile ilgili bir ağrıdır. Kırk dokuz yaşındaki bayan hastanın sağ ön kol kist operasyonu sonrası sağ ön koldan başlayan ağrısı vardı. Vizüel Analog Skala (VAS) skoru 10 olarak değerlendirildi. Medikal tedavide tramadol, gabapentin ve amitriptilin başlandı. Olgunun şikayetlerinin devam etmesi üzerine Pasha-Cath ile epidural pulse radyo frekans tedavisi uygulanmasına karar verildi. Olgu şu an işlem sonrası 2. yılda olup VAS 1-2 olarak devam etmektedir. Sonuç olarak, nöropatik ağrıda medikal tedavinin yetersiz kaldığı durumlarda Pasha-Cath ile epidural pulse radyo frekans uygulamasıyla da etkin bir tedavi sağlanabileceği kanısındayız.
Neuropathic pain, the nerve fibers themselves may be damaged, dysfunctional or injured. A 49-year old female patient experienced right anterior arm pain radiating after the right arm operation. Visual analogue scale (VAS) score was 10. Tramadol, gabapentin and amitriptyline were started as medical treatment. In view of the persisting complaints, epidural pulse radio frequency with Pasha –Cath was scheduled. After 2 years,VAS remained at 1-2. As a result, we concleded that epidural pulse radio frequency with Pasha-Cath is an alternative and effective choice of treatment in neuropathic pain when the medical treatment alone is not sufficient.



 
Search



















 
Copyright © 2019 The Journal of The Turkish Society of Algology, All Rights Reserved.