ISSN : 1300-0012   E-ISSN 2458-9446 Home      |      Contact      |      TR
 
 
Volume: 32  Issue: 2  Year: 2020
  Ağrı: 21 (1)
Volume: 21  Issue: 1 - 2009
Hide Abstracts | << Back
REVIEW
1.Chronic post-surgical pain
Taylan Akkaya, Derya Özkan
PMID: 19357994  Pages 1 - 9
Cerrahi sonrası kronik ağrı (CSKA) son zamanlara dek görmezden gelinen bir fenomendi. Ancak son yıllarda sorunun klinik önemi kadar olası risk faktörleri de (type of surgery, preoperative pain, acute postoperative pain, psychologic and genetic factors) önemle incelenmeye başlanmıştır. CSKA sadece majör cerrahi girişimlerden sonra değil aynı zamanda herni ve vazektomi gibi minör cerrahi girişimlerden sonra da görülebilmektedir. CSKA insidansı ile ilgili kesin verilere henüz ulaşılamamıştır. Çünkü bu zor ve karmaşık klinik tablonun çözümünde standart yöntemler geliştirmek güçtür. CSKA tedavisinde multimodal analjezik teknikler kadar birçok farklı ilaç da (gabapentin, ketamine, venlafaksin, lidokain, tramadol, steroidler v.d.) denenmektedir. Bu nedenle, koruyucu analjezi ağrıyla uyarılan duyarlılaşmayı kontrol edebilen herhangi bir ameliyat öncesi analjezik rejimi içeren premptif analjezinin daha geniş bir uygulamasıdır.
Chronic postsurgical pain (CPSP) has lately become a neglected phenomenon. However, in recent years, investigations of the possible risk factors (type of surgery, preoperative pain, acute postoperative pain, and psychological and genetic factors) have also gained as much importance as the clinical problem. CPSP is not only observed following major surgery, but also following minor surgical procedures, such as hernia and vasectomy. Definitive data regarding the incidence of CPSP have not been obtained yet, since it is difficult to develop standard methods to resolve this difficult and complicated clinical picture. Many different medications, such as gabapentin, ketamine, venlafaxine, lidocaine, tramadol, and steroids have been tested in addition to multimodal analgesic techniques for the management of CPSP. Hence, preventive analgesia is a broader application of preemptive analgesia that includes any preoperative analgesic regimen able to control the sensitivity induced by pain.

EXPERIMENTAL AND CLINICAL STUDIES
2.Evaluation of sympathetic response in cases with failed back surgery syndrome
Nilay Şahin, Lutfiye Muslumanoglu, Omer Karatas, Aysegul Cakmak, Emel Ozcan, Ender Berker
PMID: 19357995  Pages 10 - 15
AMAÇ: Bu çalışmada, başarısız bel cerrahisi sendromlu (BBCS) olgularda sempatik sinir sisteminin etkilenip etkilenmediği araştırıldı. GEREÇ-YÖNTEM: Polikliniğimize başvuran ve BBCS tanısı konulan 29 hasta çalışmaya alındı. Tüm olguların bel operasyonu sonrası bir yıl veya aylar içerisinde başlayan, bel, bacak veya bel-bacak ağrısı vardı. Kontrol grubu ise 13 sağlıklı hastane personelinden oluşturuldu. Elektrofizyolojik sinir iletim çalışmaları ve sempatik deri yanıtı (SDY) ölçümleri hasta grubun semptomatik olan (29 bacak) ve kontrol grubunun ise her iki bacağında (26 bacak) yapıldı. Hasta grubunun SSR değerleri cinsiyet ve yaşları eşleştirilmiş 13 sağlam kontrol grubunun SSR değerleri ile karşılaştırıldı. Periferik sinir sıkışması, periferik dolaşım yetersizliği, nörolojik veya psikiyatrik hastalıklar, alkol veya kötü ilaç kullanımı olan hastalar çalışmaya dahil edilmedi. Hastalarda ağrı şiddeti Visuel Analog Skala (VAS) ile ve depresyon varlığı Beck Depresyon İndeksi (BDİ) ile araştırıldı. BULGULAR: Sağlıklı kontroller ile karşılaştırıldığında, SDY elde edilen latans sürelerinde hasta grubunda istatistiksel olarak anlamlı bir artış saptandı (p=0.006). BBCS’li hastaların 4’ünde SDY alınamadı ve BDİ ile SDY’nin arasında pozitif korelasyon belirlendi (r=0.46). SONUÇ: Başarısız bel cerrahisi sendromlu hastalarda sempatik sistemin etkilendiği, SDY değişikliklerin olduğu saptandı. Sempatik sinir sistemi tutulumunun BBCS’de görülen kronik ağrı gelişimine katkıda bulunabileceği düşünüldü.
OBJECTIVES: The aim of this study was to investigate whether sympathetic skin response (SSR) was affected in cases with failed back surgery syndrome (FBSS). METHODS: Twenty-nine cases admitted to our department and diagnosed as FBSS were recruited for the study. All the cases had back, leg or back and leg pain in the months or in one year following spinal surgery. The control group consisted of 13 healthy hospital personnel. Electrophysiologic nerve conduction studies and SSR recordings were applied on the symptomatic side (29 legs) in study cases and both sides (26 legs) in the control group. SSRs of the study group were compared with those of the sex-, body mass index- and age-matched control group of 13 people. Patients having peripheral nerve entrapment syndromes, peripheral vascular disease, neurologic or psychiatric disease, alcoholism, or drug abuse were excluded from the study. Pain intensity was recorded by visual analog scale (VAS) and depression was recorded by Beck Depression Inventory (BDI). RESULTS: Latency duration in SSR in the study group was significantly higher (p=0.006) when compared with the healthy controls. There was no SSR in 4 patients and there was a positive correlation between BDI and SSR (r=0.46). CONCLUSION: It was concluded that the sympathetic nervous system is affected in FBSS patients with changes in SSR, and that the dysfunction of the sympathetic nervous system may contribute to the intensity and chronicity of pain states in this group of patients.

3.Long-term results of suprascapular pulsed radiofrequency in chronic shoulder pain
Kader Keskinbora, Işık Aydınlı
PMID: 19357996  Pages 16 - 21
AMAÇ: Supraskapular sinir bloğunun akut, postoperatif ve kronik omuz ağrısında etkili olduğu bildirilmiştir. Analjezinin nöral dokuda destrüksiyon oluşturmaksızın sağlanması anlayışı non-nörodekstrüktif bir yöntem olan pulsed radyofrekans (PRF) uygulamalarını cazip kılmaktadır. Bu çalışmada, subakromiyal sıkışma sendromuna bağlı kronik omuz ağrısında supraskapular sinire uygulanan PRF’nin etkinliğini sınanarak uzun dönem sonuçları değerlendirildi. GEREÇ-YÖNTEM: Omuz ağrısı şikayeti iki aydan fazla süren, manyetik rezonans görüntüleme ile subakromiyal sıkışma sendromu tanısı alan 40 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastalara önce diyagnostik supraskapular sinir bloğu yapıldı. Diyagnostik supraskapular sinir bloğu ile kullanılan lokal anesteziğin etki süresi boyunca ağrı kontrolü sağlanan hastalara daha sonra pulse modunda radyofrekans lezyonu uygulandı. Ağrı değerlendirilmesi Likert ölçütü, omuz eklem fonksiyonunun değerlendirilmesi Oxford Omuz Ölçütü ile yapıldı. Çalışmanın değerlendirmeleri erken dönem olarak üçüncü haftada, uzun dönem olarak da altıncı ayda gerçekleştirildi.
BULGULAR: Çalışmayı 32 hasta tamamladı; 8 hasta oturur pozisyonda yapılan girişim sırasında vagotoni gelişmesi nedeniyle dışlandı (%20). Hastaların başlangıç kronik omuz ağrıları üçüncü haftadaki ve altıncı aydaki kronik omuz ağrıları ile karşılaştırıldığında her iki değerlendirmede kronik omuz ağrılarının Likert ölçütü (6.73±0.78; 6.50±1.07) çok iyi olarak bulundu (her ikisi için p=0.000). Hastaların başlangıç OOS puanı üçüncü haftadaki ve altıncı aydaki OOS puanı ile karşılaştırıldığında her iki değerlendirmede ortalama OOS puanı (16.28±3.15; 13.81±2.23) düşük olarak bulundu (her ikisi için p<0.001).
SONUÇ: Supraskapular sinir PRF uygulaması subakromiyal sıkışma sendromuna bağlı kronik omuz ağrısında etkindir ve bu etki uzun süre korunmaktadır. Omuzun fonksiyonel kapasitesinin kronik omuz ağrısının giderilmesine paralel olarak düzelmesi ayrıca dikkat çekicidir.
OBJECTIVES: Suprascapular nerve block has been shown to be effective in acute, postoperative and chronic shoulder pain. The understanding of providing analgesia without destruction of neural tissue makes pulsed radiofrequency (PRF) lesioning attractive as a non-destructive method. In this study, the effectiveness of suprascapular PRF in chronic shoulder pain in both the short- and long-term was assessed. METHODS: Forty patients suffering from shoulder pain of at least two months’ duration, diagnosed with rotator cuff rupture by MRI scanning and with no response to systemic or physical therapy, were enrolled. After a favorable response to a diagnostic suprascapular nerve block, PRF application was done. Pain assessment was done using a standardized 7-point Likert scale and shoulder joint function assessment by Oxford Shoulder Score (OSS). The outcome measures were assessed in the third week as short-term and in six months as long-term. RESULTS: Thirty-two patients completed the study. Eight patients were excluded from the study because of vagotony due to sitting position (20%). In comparison with baseline, Likert score of chronic shoulder pain was good (6.73±0.78; 6.50±1.07) (for both, p=0.000) and mean OSS was 16.28±3.15; 13.81±2.23 (for both, p<0.001) in the two assessment periods. CONCLUSION: Suprascapular nerve PRF lesioning was effective in chronic shoulder pain of rotator cuff lesion, and this effect was maintained in the long-term period. The improvement in shoulder joint function in parallel with decreased chronic shoulder pain was also notable.

4.Comparison of the effects of lidocaine, lidocaine plus tramadol and lidocaine plus morphine for intravenous regional anesthesia
Bilge Aslan, Seval İzdeş, Elvin Kesimci, Tülin Gümüş, Orhan Kanbak
PMID: 19357997  Pages 22 - 28
AMAÇ: İntravenöz rejyonal anestezide (İVRA), tek başına lidokain ile lidokainin morfin ve tramadol ile kombinasyonlarının turnike ağrısına, duyusal, motor blok başlama ve geri dönüş zamanlarına, analjezi süresi ve düzeyi ile analjezik tüketimine etkileri karşılaştırıldı. GEREÇ-YÖNTEM: Etik kurulu izni ve hasta olurları alındıktan sonra, el ve ön kol cerrahisi uygulanacak 90 olgu çalışmaya dahil edildi ve rastgele yöntemle üç eşit gruba ayrıldı. Grup L’ye 40 ml %0.5’lik lidokain, Grup LT’ye 40 ml %0.5’lik lidokain + 1.5 mg.kg-1 tramadol, Grup LM’ye 40 ml %0.5’lik lidokain + 0.1 mg.kg-1 morfin uygulandı. Duyusal ve motor blok başlama ve dönüş zamanları, analjezi süresi, proksimal ve distal turnike süresi, ilk analjezik alma zamanı, vizüel analog skala (VAS), 24 saatlik analjezik tüketimi, vital bulgular ve yan etkiler kaydedildi. BULGULAR: Duyusal blok başlama süreleri Grup LM’de diğer iki gruba göre, Grup LT’de ise Grup L’ye göre anlamlı kısa; duyusal blok dönme süresi ise Grup L’de Grup LM’ye göre anlamlı olarak daha kısa olarak saptandı (p<0.05). Ameliyat sonrası dönemde 4. ve 5. saatlerde Grup L’de diğer iki gruba göre VAS anlamlı olarak yüksekti (p<0.05). Grup LM’de turnike iniminde ortalama arteriyel basınç değerleri diğer iki gruba göre anlamlı olarak azaldı (p<0.05). SONUÇ: İntravenöz rejyonal anestezide lidokaine morfin veya tramadol eklenmesinin, duyusal blok ve ameliyat sonrası analjezi düzeyini artırdığı, ancak turnike ağrısına, motor blok kalitesine, analjezi süresine ve analjezik tüketimine etkilerinin olmadığı belirlendi.
OBJECTIVES: The aim of this study was to compare the effects of lidocaine alone and those of morphine or tramadol when added to lidocaine for intravenous regional anesthesia (IVRA) on tourniquet pain, the onset and regression time of motor and sensory block, the level and duration of analgesia, and analgesic consumption. METHODS: After institutional approval and informed consent, 90 patients scheduled for forearm or hand surgery were enrolled and randomly assigned to one of three groups for administration of either 0.5% lidocaine (Group L), 0.5% lidocaine with 1.5 mg.kg-1 tramadol (Group LT), or 0.5% lidocaine with 0.1 mg.kg-1 morphine (Group LM) in a volume of 40 ml. The onset and duration of sensory and motor blocks, duration of analgesia and proximal and distal tourniquet, time to first pain medication, visual analog scale (VAS) scores, analgesic requirements in 24 hours, vital signs, and side effects were recorded. RESULTS: Sensory block onset time was significantly shorter in Group LM compared with the other groups and also in Group LT compared to Group L. In addition, sensory block regression time was significantly shorter in Group L than in Group LM (p<0.05). There was a significant increase in VAS scores at the postoperative 4th and 5th hr in Group L (p<0.05). Mean arterial blood pressure was significantly reduced in Group LM at the time of tourniquet deflation (p<0.05). CONCLUSION: IVRA with lidocaine and morphine or tramadol improves postoperative analgesia and sensory block. However, these combinations provide no advantage on tourniquet pain, motor block quality, analgesia duration or analgesic consumption.

5.Pain perception of professional volleyball players during different phases of menstruation
Başak Çavlıca, Selda Bereket Yücel, Nurten Darçın, İdil Tekin Mirzai, Koray Erbüyün
PMID: 19357998  Pages 29 - 35
AMAÇ: Sportif aktivitenin, menstrüasyon sırasındaki ağrı algısını değiştirmesi konusu tartışmalıdır. Bu çalışmada, kadın sporcularda menstrüel döngünün farklı fazlarında dinlenim ve maksimal kardiyovasküler streslerin ağrı eşiği ve toleransına etkisi değerlendirildi. GEREÇ-YÖNTEM: Celal Bayar Üniversitesi Voleybol Takımı’nın profesyonel 13 oyuncusu gönüllü olarak çalışmaya katıldı. Dinlenim anında antropometrik ölçümleri ve sistolik-diyastolik kan basınçları ölçüldü; kollarının üst kısmına yerleştirilen manuel tansiyon manşonu yardımıyla yaratılan iskemik ağrı Vizüel Analog Skalası (VAS) ile değerlendirildi. Olguların menstrüel döngülerinin 2. (menstrüel faz) ve 14. günlerinde (ovulasyon fazı) aşamalı artan maksimal egzersiz testlerinde maksimal oksijen tüketimi (VO2), kan laktatı (KL), kalp atım hızı (KAH), algılanan yorgunluk miktarı (RPE) ölçümleri yapılırken her aşamada ağrı VAS ile derecelendirildi.
BULGULAR: İstatistiksel analiz sonuçlarına göre dinlenim ağrı eşiği ve toleransı ovulasyon safhasında istatistiksel olarak daha düşük bulundu. Maksimal egzersiz sırasında VO2 ve KL değerleri menstrüel safhada ovulasyon safhasından daha fazla idi (p<0.05). Egzersizde ağrı algısı, menstrüasyon safhasında ovulasyon safhasına göre daha düşük bulundu (p<0.05). Lineer regresyon analizi sonuçlarına göre iki farklı dönemde yapılan aşamalı egzersiz testlemeleri süresince ağrı algılanımında olan değişikliklerin menstrüel fazda %74’ü, ovulasyon fazında ise %86’sı RPE ve KL değerleri ile açıklanabilmektedir.
SONUÇ: Çalışmamızın bulguları menstrüel fazda sporcuların egzersiz sırasında ağrı duyumlarının azaldığını göstermekte ve buna bağlı olarak antrenman yüklerini artırılabileceklerini düşündürmektedir.
The main purpose of this study was to investigate pain perception of the professional volleyball players at rest and maximal cardiovascular stresses during different phases of menstruation. Thirteen volleyball players from Celal Bayar University were used as the participants of the study. At rest, anthropometric measurements, systolic and diastolic blood pressures were determined. Then, pain tolerance and pain threshold were measured by sphygmomanometer that placed upper part of the arm. Visual Analog Scales (VAS) was used to grade the pain. At the 2nd (menstrual phase) and 14th (ovulation phase) days of menstruation, oxygen consumption (VO2), heart rate (KA), blood lactate (KL) pain perception and rate of perceived exertion (RPE) were taken during two incremental maximal exercises testing. Statistical analysis of this study indicated that at rest pain tolerance and threshold values of the volleyball players were significantly higher during menstruation phase compare to ovulation phase. Also, VO2 and KL measurements taken at the high intensities during 2nd day of mensturation were statistically higher than that of measurements were done at 14th day of mensturation. Moreover, pain perception of the participants that was measured during 2nd day of menstruation was significantly lower than that of measurements during the 14th days of menstruation (p<0.05). According to results of regression analysis, RPE and KL were two dependent variables that were statistically related to pain perception during two different phases of menstruation. As a conclusion due to the decrease in pain perception, the intensity of the training could be increase during menstruation period.

CASE REPORTS
6.Acute otalgia during sleep (live insect in the ear): a case report
Kerem Erkalp, Nuran Kalekoglu Erkalp, Haluk Ozdemir
PMID: 19357999  Pages 36 - 38
Dış kulak yolundaki yabancı cisimler kulak ağrısına (otalji) neden olabilir. Böcekler de bu yabancı cisimlerden olabilir ki; onları etkisiz hale getirmek için birçok yöntem kullanılmıştır. Bu yazıda, dış kulak yolundaki bir böceğin, EMLA krem kullanılarak etkisiz hale getirilmesi ve sağladığımız analjezi deneyimimizi sunduk.
Foreign bodies in the external auditory canal may cause otalgia, and live insects have been reported among the causes. A number of methods have been used to immobilize the live insects. In our manuscript, we describe immobilization of an insect and provision of analgesia using EMLA cream.

7.Ultrasound guided lateral sagital infraclavicular block for pectoral flap release
Yavuz Gürkan, Dilek Özdamar, Tülay Hoşten, Mine Solak, Kamil Toker
PMID: 19358000  Pages 39 - 42
Ultrason farklı nedenlerle sinir stimülasyonunun uygun olmadığı durumlarda sinir bloklarında etkili bir rehber olabilir. Bu yazıda lateral sajital infraklaviküler blokla pektoral flep ayrılması ameliyatı geçiren 28 yaşında, ASA I, erkek hasta sunuldu. Ultrason rehberliğinde toplam 30 ml lokal anestezik karışımı (15 ml levobupivacaine 5 mg/ml ile 5 µg/ml adrenalin içeren 15 ml lidokain 20 mg/ml) aksiller arterin dorsal bölgesine uygulandı. Vasküler ponksiyon ya da farklı bir komplikasyon gelişmedi. Blok başarılı oldu ve hasta uygulamadan 20 dakika sonra cerrahiye hazır oldu. Bu olgu, emniyetli bir şekilde rejyonal anestezi uygulamasında tek yolun ultrason rehberliği olduğu ve infraklaviküler blok uygulamasında sadece ultrason rehberliğinin etkinliğini gösteren bir örnektir.
Ultrasound may provide effective guidance during nerve blocks in cases where nerve stimulation is not feasible for various reasons. We describe a 28-year-old, ASA physical status I, male patient who was operated for pectoral flap release under lateral sagittal infraclavicular block. Using ultrasound guidance alone, total volume of 30 ml of local anesthetic mixture (15 ml of levobupivacaine 5 mg/ml and 15 ml of lidocaine 20 mg/ml with 5 µg/ml epinephrine) was injected dorsal to the axillary artery. There was no vascular puncture or any other complication. The block was successful and the patient was ready for surgery 20 minutes after block performance. This case report is one of the examples that ultrasound guidance may be the only way to perform safe regional anesthesia; ultrasound guidance alone is an effective way of performing infraclavicular block.



 
Search



















 
Copyright © 2020 The Journal of The Turkish Society of Algology, All Rights Reserved.