ISSN : 1300-0012   E-ISSN 2458-9446 Home      |      Contact      |      TR
 
 
Volume: 31  Issue: 3  Year: 2019
  Ağrı: 18 (4)
Volume: 18  Issue: 4 - 2006
Hide Abstracts | << Back
1.Pain and pain behavior
Gülcan Güleç, Sacit Güleç
PMID: 17457708  Pages 5 - 9
Ağrı, mevcut veya potansiyel doku harabiyetine bağlı, nahoş, duyusal ve emosyonel bir yaşantıdır. Ağrı davranışı ise ağrı, distres ve ıstrabın davranışsal görünümüdür. Ağrı davranışı gösteren kişilerin düşünce, his ve eylemleri ağrı durumları ile ilişkilidir. Objektif patoloji ile orantısız olan ağrı davranışı ya adaptif yada patolojiktir. Kronik ağrısı olan bir hastada ağrı davranışının bulunması halinde psikiyatrik bir bozukluğun ağrıyı alevlendirebileceği bildirilmiştir. Ağrı davranışıyla ile psikolojik faktörler arasındaki ilişkiyi araştıran pek çok çalışma yapılmıştır.
Pain is an unpleasent sensory and emotional experience associated with actual or potential tissue damage. Behavioral manifestation of pain, distress, and suffering have been characterized as pain behaviors. Pain behavior is the way individuals think, feel, and act in relation to their pain status. Pain behaviors are either adaptive or pathological, as when the pain behavior is disproportionate to the objective pathology. It’s reported that when pain behavior exists in patients with pain, a psychiatric disorder might to increase pain. The relation between psychological factors and pain behavior is investigated in several studies.

2.Adjuvant analgesics in pain management
Selami Ateş Önal
PMID: 17457709  Pages 10 - 23
Analjezik adjuvanlar, kullanımları ağrı tedavisi dışında olmasına rağmen, bazı ağrılı durumlarda analjezik etki gösteren ilaçlar olarak tanımlanabilir. Çok değişlik gruplardan ilaçları bu sınıflamaya alabiliriz. Kronik kanser-dışı ağrı sendromlarında birinci tercih ilaçlar olarak kullanılmaktadır. Bazı adjuvanlar çeşitli ağrı tiplerinde etkinken bazıları da nöropatik ya da nosiseptif ağrı için spesifiktir. Antidepresanlar, antikonvülzanlar, nöroleptikler, antiaritmikler, antihistaminikler, NMDA reseptör antagonistleri, steroidler, kas gevşeticiler, bifosfonatlar ve radyofarmasötikler adjuvan ilaçlardır. Bu derleme, ilaçların medikal dozajları, yan etkileri ile ilaç etkileşimlerini vurgulamakta ve ağrı tedavisi için analjezik adjuvan kullanımını destekleyici kanıtları gözden geçirmektedir.
The term adjuvant analgesics describes any drug with a primary indication other than pain, but with analgesic properties in some painful conditions. Adjuvant analgesics often are administered as first-line drugs in the treatment of chronic non-malignant pain. The group includes numerous drugs in diverse classes. Some adjuvant analgesics possess analgesic properties in several types of pain, whereas others are specific for neuropathic pain, or nociceptive pain. Antidepressants, anticonvulsants, neuroleptics, antiarrythmics, antihistaminics, NMDA receptor-antagonists, steroids, muscle relaxants, bisphosphonates, and radiopharmaceuticals are adjuvant agents. This article reviews the evidence supporting the use of adjuvant analgesics for the treatment of pain and emphasizes medical dosages, side effects, and drug interactions.

3.Migraine And Cortical Spreading Depression
Murat Alemdar, Macit Selekler
PMID: 17457710  Pages 24 - 30
Migren değişik nörolojik, gastrointestinal ve otonomik değişikliklerin eşlik ettiği bir epizodik başağrısı bozukluğudur. Migrenlilerin beşte birinde başağrısının gelişimi esnasında veya öncesinde migren aurası adı verilen bir nörolojik bozukluk (vizüel, duyusal veya motor) ortaya çıkar. Kortikal yayılan depresyon (CSD); bir odaktan başlayıp aynı hemisfer boyunca yayılan geçici nöronal depolarizasyon ve takiben gelişen uzun süreli baskılanmış nöronal aktivitedir. Aura fazında gözlenen vizüel skotom ve geçici kortikal oligemi ile benzer bir hızda yayıldığından dolayı migren aurasının temelinde CSD fenomeninin olduğu ileri sürülmüştür. Migren patofizyolojisinin daha iyi aydınlatılmasını sağlayan bu veri, migren tedavisi yanında, patofizyolojisinde kortikal yayılan depresyonun yer aldığı düşünülen, serebrovasküler hastalıklar, geçici global amnezi, travmatik beyin hasarı gibi nörolojik hastalıkların tedavisinde de yeni ufuklar açacaktır
Migraine is an episodic headache disorder accompanied by various neurological, gastrointestinal and autonomic changes. In one fifth of the migraineurs, a neurological disturbance (visual, sensory or motor) appears during or before the development of the headache called migraine aura. Cortical spreading depression (CSD) is a transient neuronal depolarization that spreads across unilateral hemisphere from a focus and is followed by a long-lasting depression of neuronal activity. CSD was proposed to be the underlying phenomenon of the migraine aura as it propagates at a similar velocity with visual scotomata and the transient cortical oligemia seen in migraineurs during the aura phase. This data, enabling a better understanding of migraine pathophysiology, will result in new insights into the treatment of other neurological disorders such as cerebrovascular disorders, transient global amnesia, traumatic brain injury, in whose pathophysiology CSD is supposed to take part, beside the treatment of migraine itself.

4.Transdermal fentanyl for neuropathic pain: case report.
Sema Tuncer, Ruhiye Reisli, İnci Kara, Şeref Otelcioğlu
PMID: 17457711  Pages 31 - 35
Nöropatik ağrıya neden olan mekanizmalar tam olarak anlaşılamamıştır. Bu klinik durum için çoğu tedavi modelleri yetersiz kalmaktadır. Opioidlerin etkileri ve ağrı mekanizmalarının daha iyi anlaşılmasından sonra kanser dışı kronik ağrılarda ve nöropatik ağrıda opioidlerin kullanılması yaygınlaşmıştır. Bu çalışmada, transdermal fentanil kullanan kronik non-malign nöropatik ağrılı hasta, ağrı ve yan etki açısından yaklaşık ondört ay boyunca izlendi. Tedavi süresince hastanın ağrısı azaldı ve ciddi yan etki gözlenmedi. TDF kronik non-malign nöropatik ağrı tedavisinde etkin analjezi sağlamakta ve oldukça iyi tolere edilmektedir.
The mechanisms responsible for neuropathic pain are not fully understood. Most treatment modalities are ineffective or insufficient for this important clinical condition. Better understanding of pain mechanisms and opioid drug action has widened the indications for opioids in pain therapy of non-malignant pain including neurophatic pain. In this report of a case a female patient with chronic non-malignant neurophatic pain was followed–up for pain and side effects for approximately fourteen months with the use of transdermal fentanyl (TDF). Pain reduction was good throughout the study. Severe side effects did not occur. TDF was effective and tolerated in the treatment of chronic neuropathic pain of nonmalignant origin.

5.Investigation of nurses’ pain related knowledge, attitude and clinical decision making skills
Serap Özer, Banu Akyürek, Zümrüt Başbakkal
PMID: 17457712  Pages 36 - 43
Bu çalışmanın amacı, hemşirelerin, (N=235) ağrı ile ilgili bilgi, davranış ve klinik karar verme yeteneklerini incelemektir. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Hemşire Tanıtım Formu, Ağrı ile İlgili Hemşire Bilgi ve Davranışları Anketi, ve McCaffery ve Ferrell tarafından geliştirilen ve Türk toplumuna uyarlanan Klinik Karar Verme Anketi olmak üzere toplam üç form kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda; hemşirelerin çoğunluğunun ağrı tanılaması ve yönetimi konusunda yeterli bilgiye sahip olmadığı, %47.4’ünün ağrı yoğunluğunu tanılamada hastanın davranışlarını gözlemlemediği ve %74.5’inin ise hastanın ağrısını ölçmek için ağrı tanılama skalası kullanmadığı saptanmıştır.
The purpose of this study was to investigate the nurses’ ain related knowledge, attitude and clinical decision making skills. Three instruments were used in the study: (1) Nurses’ Introduction Form, (2) The Nurses' Knowledge and Attitudes Questionnaire and (3) Clinical Decision Making Survey Questionnaire developed by McCaffery and Ferrell was translated into Turkish and used with permission. The results showed that many nurses have inadequate knowledge about pain assessment and management, nurses’ (%47.4) did not observe patient’s behaviors to determine/assess the patient’s intensity of pain and %74.5 of nurses’ did not use pain assessment scales to measure the patient’s pain.

6.The effect of 3-in-1 femoral nerve block with ropivacaine 0.375% on postoperative morphine consumption in elderly patients after total knee replacement surgery
Mehmet Özen, Nurten İnan, Filiz Tümer, Ahmet Uyar, Bülent Baltacı
PMID: 17457713  Pages 44 - 50
Ortopedik cerrahi operasyonları içinde en ağrılı prosedürlerden biri total diz protezi (TDP) operasyonlarıdır. Calışmamızda, TDP operasyonlarında, 40 ml %0.375 ropivakain ile uygulanan preoperatif 3’e1 femoral sinir bloğunun (FSB), postoperatif hasta kontrollü analjezi (HKA) yöntemi ile uygulanan morfin tüketimine etkisini araştırmak amaçlanmıştır. Aynı zamanda, bloğun yan etki insidansına etkisi de incelenmiştir.Çalışmaya 34 hasta dahil edilerek, grup R’ye (n=17), 40 ml, % 0.375 ropivakain ile preoperatif dönemde 3’e1 FSB uygulanmıştır. Grup S’ye (n=17), blok uygulanmayıp, operasyon bitiminden 30 dk önce 2 mg morfin yükleme dozu olarak verilmiştir. Her iki gruba genel anestezi verilmiş ve postoperatif dönemde HKA uygulanmıştır. Hastaların VAS skalaları, total morfin tüketimi ve yan etkileri not edilmiştir. Her gruptan 2 hasta çalışma dışı bırakılmıştır. Çalışmamızda postoperatif 0,1,2,3,4,6,8 saatlerde takip edilen VAS skorları blok uygulanan grupta anlamlı olarak düşük bulunmuştur (p<0.05). Grup R uyanma odasında ve postoperatif 8 saat boyunca hiç ağrı tanımlamazken, grup S VAS≤3 düzeyine postoperatif 1. saatte ulaşabilmiştir. Morfin ihtiyacı, grup R de 12., 18., 24., 48. postoperatif saatlerde anlamlı olarak düşük bulunmuştur (p<0.001). Yan etki insidansı da grup R de daha düşük olarak tespit edilmiştir.
TDP ameliyatı geçirecek olan yaşlı hastalarda, 40 ml %0.375 ropivakain ile uygulanan preoperatif 3’e1 FSB daha etkili analjezi, daha düşük morfin tüketimi ve daha az yan etkiye sebep olmuştur.
Total knee replacement (TKR) is one of the most painful orthopedic surgical procedures. This study was aimed to investigate the effect of a single-shot preoperative 3-in-1 femoral nerve block on postoperative pain by using 0.375% ropivacaine, and on the consumption of morphine by using PCA following the TKR surgery. Side effects were also evaluated in this setting. 34 patients were included in this study. Group R (n=17) received a 3-in-1 femoral nerve block (FNB) with 40 ml of ropivacaine %0.375. Group S (n=17) received only a 2 mg loading dose of morphine 30 minutes before the end of surgery, and no block was performed. Both groups received general anesthesia and postoperatively had a PCA pump programmed to deliver morphine.VAS scores at rest, morphine consumption and adverse effects were recorded. Two patients were excluded from each group. Pain scores at 0,1,2,3,4,6,8 postoperative hours were significantly lower in group R in resting position (p<0.05). Group R experienced no pain at the recovery room and this state lasted 8 hours after the surgery while group S reached the acceptable score (VAS ≤ 3) one hour after leaving the recovery room. The morphine requirement was significantly lower in Group R at 12, 18, 24, 48 hr after TKR (p<0.001). Side effects were also lower in this group. Preoperative single-shot 3-in-1 FNB with 40 cc of ropivacaine %0.375 provides better VAS scores, less morphine consumption and fewer side effects in elderly patients when compared to the group with no block.

7.The prevalence of low back pain and its relationship with household jobs and other factors in a group of women in a rural area in Manisa
Pınar Erbay Dündar, Beyhan Cengiz Özyurt, Dilek Özmen
PMID: 17457714  Pages 51 - 56
Manisa’da kırsal bir alanda yürütülen bu kesitsel araştırmada kadınlarında bel ağrısı sıklığı ve ev işleri arasındaki ilişkiyi değerlendirmek amaçlanmıştır. Araştırma grubu 302 kişiden oluşmuş ve mahalle nüfuslarına orantılı küme örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın katılım oranı %89.1’dir. İstatistiksel analizde t testi, %95 güven aralığında tek değişkenli ve çok değişkenli risk analizi uygulanmıştır. Araştırma grubunda yeti yitimi düzeyleri Kısa Yeti Yitimi Anketi ile değerlendirilmiştir. Araştırma grubunda bel ağrısının nokta ve yaşam boyu prevalansı %34.9 ve %79.2’dir. Ev işlerinden ütü yapma sırasında hatalı vücut postüründe çalışmanın [2.2 (1.1-4.5)], yeti yitimi varlığının [9.2 (4.3-19.7)], ağır yük taşımanın [4.5 (2.1-9.2)], ve kilolu/obez olan kadınların [3.8(1.7-8.3)], bel ağrısı açısından risk taşıdıkları saptanmıştır. Koruyucu sağlık hizmetleri açısından ev kadınlarında aynı zamanda çalışma ortamı olan ev işlerinin yapılmasında uygun duruş alışkanlıklarının kazandırılması ve ergonomik çalışma koşullarının yaşama geçirilmesi gereklidir.
Anahtar kelimeler: bel ağrısı, prevalans, ev işleri, ergonomi
The aims of this cross-sectional study were to determine the prevalence of low back pain and to evaluate the effects of household jobs on low back pain in women living in a rural setting in Manisa. Study population is consisted of 302 women and cluster sampling is performed according to percentage of health center district populations. Participation ratio of this study was 89.1%. Univariete and multivariete risk approach in 95% confidence interval and t test were performed in data analysis. Brief Disability Questionnaire was applied to the study group. Life time and point prevalence of low back pain were determined 79.2% and 34.9% of the study group. Low back pain risk in 95%CI was higher in wrong posture during ironing, heavy load lifting, overweight/obesity and disability 2.2(1.1-4.5), 4.5 (2.1-9.2), 3.8 (1.7-8.3) and 9.2 (4.3-19.7) times respectively.For preventive health measures it is necessary to apply ergonomic working conditions and to give appropriate postural habits to women.



 
Search


















 
Copyright © 2019 The Journal of The Turkish Society of Algology, All Rights Reserved.