ISSN : 1300-0012   E-ISSN 2458-9446 Home      |      Contact      |      TR
 
 
Volume: 32  Issue: 3  Year: 2020
 

Attention: These articles have been accepted for publication; however, this list does not indicate the order in which articles will be published. As new articles are accepted, the order displayed here will change.

Ağrı: 17 (4)
Volume: 17  Issue: 4 - 2005
Hide Abstracts | << Back
1.Inflammatory pain and new therapeutic targets
Burak Erer, Ahmet Gül
PMID: 16552644  Pages 5 - 9
Romatizmal hastalıklar toplumda sık karşılaşılan ve yaşam kalitesinde azalma ile sosyoekonomik kayıplara neden olabilen, genellikle kronik seyirli hastalıklardır. Enflamatuar romatizmal hastalıklarda ağrı en belirgin semptom olup, morbiditeye olan ciddi katkısı nedeni ile tedavi edilmesi önem taşımaktadır. Artritli bir eklemde ağrı, başlıca nosiseptif uyarılarla periferik ve merkezi duyarlılaşmanın gelişmesi sonucu ortaya çıkmakta, bu sürece kişinin ağrıyı algılamasında etkili bilişsel, sosyokültürel ve çevresel değişkenleri katkıda bulunmaktadır. Altta yatan nedenin etkili ve kalıcı şekilde tedavi edilmesi ve böylece periferik-santral duyarlılaşmanın engellenmesi ile ağrı kontrolünün sağlanması tedavideki en önemli hedefi oluşturmaktadır. Bu amaçla gerek enşamatuar artritler gerekse dejeneratif hastalıklarda nedene yönelik bir çok yeni ilaç tedavisi geliştirilmekte ve yüz güldürücü sonuçlar elde edilmektedir. Tüm bu ilaç uygulamaları yanında ağrı kontrolündeki başarıyı artıracak psikososyal faktörlerin de dikkate alınarak düzeltilmesi ve uygun rehabilitasyon çalışmalarının sürdürülmesi yerinde ve bilimsel bir yaklaşım olacaktır.
Pain is one of the cardinal manifestations of rheumatic disorders, which are quite prevalent and an important cause of morbidity and mortality in the population. In inflammatory rheumatic disorders, synovial inflammation causes peripheral and central sensitization by the nociceptive stimuli. This process is affected by the interaction of cognitive, sociocultural and enviromental factors of the individual, which affect the perception and interpretation of pain. Treatment of the underlying cause is the most important goal of the pain management. Treatment strategies only focusing on pain management can not prevent joint damage and disability. Therefore, we have been experiencing very promising results with the new disease-modifying antirheumatic drugs and biological agents, which control the inflammatory process efficiently. Since there is an interaction of the somatic components (nociception and its central transmission) with the cognitive components (belief, mood and behavior), a combination of pharmacologic and cognitive-behavioral (including physical) therapies, appropriate to the individual patient, is recommended.

2.Memory of pain
Burhanettin Uludağ
PMID: 16552645  Pages 10 - 16
C ve A-delta liflerinin uyarılması ile oluşan ağrının hissedildiği zaman süresi ve yeniden hatırlanabilmesi ağrı hafızası olarak tanımlanabilir. Ağrı hafızası, medülla spinalis arka boynuzunda yerleşik duysal nöronlarda sinaptik aralıkta başlayarak singülat kortekse uzanan bir alanda yürütülen işlemler serisidir. Hiperaljezi, sinaptik plastisite bu kavram içindedir.
Duration and recalling of pain, occuring by stimulated unmyelinated C and A-delta fibers, can be described as memory of pain. The memory of pain is a procces that executes in from dorsal horn sensory neurons to cingulate cortex in brain. This description includes hyperalgesia and synaptic plasticity.

3.Cancer pain and its influence on quality of life
Yasemin Kuzeyli Yıldırım, Meltem Uyar, Çiçek Fadıllıoğlu
PMID: 16552646  Pages 17 - 22
Ağrı kanser hastaları için önemli bir sorundur, tüm kanser hastalarının yarısında ve ileri evre hastaların % 90'ından fazlasında görülmektedir. Kanserle ilişkili ağrı; duyusal, affektif, bilişsel ve davranışsal yönleri olan kompleks ve kapsamlı bir kavramdır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) kanser ağrısını en önemli evrensel bir problem olarak tanımlamıştır ve ağrı kontrolü bir çok kanser hastasının kapsamlı bakımında kritik bir konudur. Ağrı ve yaşam kalitesi temel özellikleri paylaşan kavramlardır. Ağrı kontrolü sağlıkta yaşam kalitesini (SYK) belirlemede anahtar bir rol oynamaktadır. Devam eden veya dindirilmeyen kanser ağrısı hastanın yaşamının her alanında zararlı ve bozucu etkiye sahiptir. Ağrı, anksiyete ve duygusal sıkıntı oluşturur; iyilik haline zarar verir; fonksiyonel kapasiteyi etkiler ve ailesel, sosyal ve mesleki rolleri yerine getirme yeteneğini engeller. Böylesi geniş etkileri nedeniyle ağrının, hastanın fiziksel, sosyal ve ruhsal fonksiyonlarını ciddi bir şekilde etkileyerek yaşam kalitesini her yönüyle etkilediği ve azalttığı görülmektedir. Orta veya şiddetli düzeyde ağrısı olan hastaların uyku, günlük yaşam aktiviteleri, çalışma kapasitesi ve sosyal etkileşimlerinin bozulduğu bildirilmektedir.
Pain is an important problem for patients with cancer, occuring in half of all cancer patients and more than 90 % of patients with advanced disease. Pain related to cancer is a complex, multidimensional phenomenon composed of sensory, affective, cognitive, and behavioural components. The World Health Organization (WHO) has idendified cancer pain as a major international problem and pain control has become a critical element in the comprehensive care of many cancer patients. Pain and quality of life are phenomena that share several fundamental characteristics. Pain control plays a key role in determining health-related quality of life (HRQOL). Pain, when it is ongoing and uncontrolled, has a detrimental, deteriorative effect on virtually every aspect of a patient's life. It produces anxiety and emotional distress; undermines well-being; interferes with functional capacity; and hinders the ability to fulfill familial, social, and vocational roles. With such broad-based effects, it is apparent that pain would have the effect of diminishing quality of life. In patients with moderate or severe pain, interference with sleep, daily life activities, enjoyment of life, work ability, and social interactions have been reported.

4.Cervicogenic Headache: Pathophysiology, Diagnostic Criteria and Treatment
Nurten İnan, Yeşim Ateş
PMID: 16552647  Pages 23 - 30
Servikojenik baş ağrısı boyundaki yapılardan kaynaklanan, nispeten sık rastlanılan ancak halen tartışmalı olan bir baş ağrısı şeklidir. Servikojenik baş ağrısı tek taraflıdır, boyundan başlar ve aynı tarafta okulo-fronto-temporal bölgeye yayılır. Patofizyolojide intervertebral disfonksiyon, sitokinler ve nitrik oksit gibi ağrıya neden olan çeşitli faktörler rol alır. Servikojenik baş ağrısının tanısı 1998’de ‘Cervicogenic Headache International Study Group’ veya ‘International Headache Society’ nin en son 2004 yılında yayınlanan ‘International Classification of Headache Disorders ‘ sınıflamaları yardımı ile konulabilir. Servikojenik baş ağrısının tedavisinde çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. Bunlar daha az invaziv olan farmakolojik esaslı tedavilerden oldukça invaziv cerrahi ağırlıklı tedavilere kadar değişmektedir. Servikojenik baş ağrısı için deneysel modellerin yeterli olmaması ve bu tip baş ağrısı için biyomoleküler belirleyicilerin bulunmaması nedeni ile servikojenik baş ağrısı yeterli tedavi edilemeyen ve yaklaşımda zorluk oluşturan karmaşık bir sendrom olmaya devam etmektedir.
Cervicogenic headache is a relatively common and still controversial form of headache arising from structures in the neck. Cervicogenic headache is a unilateral fixed headache characterised by pain that starts in the neck and spreads to the ipsilateral oculo-fronto-temporal area. The pathophysiology of cervicogenic headache probably depends on the effects of various local pain-producing or eliciting factors, such as intervertebral dysfunction, cytokines and nitric oxide. A reliable diagnosis of cervicogenic headache can be made based on the criteria established in 1998 by the Cervicogenic Headache International Study Group or the International Headache Society’s most recent International Classification of Headache Disorders (2004). Various therapies have been used in the management of cervicogenic headache. These range from lowly invasive, drug-based therapies to highly invasive, surgical-based therapies. Unfortunately, the paucity of experimental models for cervicogenic headache and the relative lack of biomolecular markers for the condition mean much is still unclear about cervicogenic headache and the disorder remains inadequately treated.

5.Is nitric oxide involved in the antinociceptive activity of tramadol? Findings in a rat model of neuropathic pain
Hasan Okuducu, Selami Ateş Önal
PMID: 16552648  Pages 31 - 40
Çalışmanın amacı, sıçanlarda deneysel olarak oluşturulan nöropatik ağrıdaki tramadolun antinosiseptif etkisinde NO'in rolünü ortaya koymaktır. Çalışmada Wistar türü, 200 - 250 gr ağırlığında, kronik konstriktif yaralanma (CCI) modeli ile nöropatik ağrı oluşturulan erkek sıçanlar beş eşit gruba ayrılarak kullanıldı. Cerrahi işlemden üç hafta sonra her deneğin mekanik ağrı eşik değerleri, elektronik algometre kullanılarak gram cinsinden ölçüldü. CCI uygulandıktan sonra intraperitoneal (i.p.) tramadol tüm gruplarda verildi. Ayrıca, N(omega)-nitro-L-arjinin (L-NA) ve L-arjinin, i.p. veya intratekal (i.t.) olarak değişik gruplarda uygulandı. Tramadol 10 mg/kg i.p. uygulanarak etki başlama zamanı belirlendi. L-NA 10 mg/kg i.p., 30 μg/kg i.t. olmak üzere ve L-Arjinin 10 mg/kg i.p., 50 μg/kg i.t. olarak verildi. Çoklu ajanlar 30 dk. aralıkla uygulandı. Grup 1'de sadece i.p. tramadol verildi ve sıçanların sol arka ayaklarında mekanik ağrı eşiğini yükseldi. Grup 2'de i.p. L-NA (10 mg/kg) ve Grup 4'de de i.t. L-NA (30 μg/kg) ortalama mekanik antinosiseptif eşik değerinde anlamlı azalma oluşturdu (p<0.05). Grup 2 (tramadol i.p. + L-NA i.p.) ve Grup 4 (tramadol i.p. + L-NA i.t.) birbirleriyle karşılaştırıldıklarında ortalama mekanik antinosiseptif eşik değerlerinde fark yoktu. Ortalama mekanik antinosiseptif eşik değerlere bakıldığında Grup 3 (tramadol i.p. + L-NA i.p.+ L-arjinin i.p.) ile Grup 5 (tramadol i.p. + L-NA i.t.+ L-arjinin i.t.) arasında da anlamlı fark gözlenmedi. Grup 3 ve Grup 5'te, Grup 1'e göre ortalama mekanik antinosiseptif eşik değerlerinde anlamlı derecede yükselme oldu (her iki grupta p<0.05). Bu bulgular, sıçanda geliştirilmiş nöropatik ağrı modelinde tramadolun antinosiseptif etkisinde L-arjinin/nitrik oksit rolünün olduğunu desteklemektedir.
The aim of this investigation was to assess the role that NO plays in the antinociceptive activity of tramadol using a rat model of neuropathic pain. Thirty male Wistar rats weighing 200-250 g were randomly divided into five equal groups. The neuropathic pain model used for the study was chronic constrictive injury (CCI) model. Three weeks after the surgical procedure, each rat was tested to assess mechanical threshold in grams using an electronic algometer. After CCI was induced, tramadol hydrochloride was administered by intraperitoneal (i.p.) injection in all groups, and N(omega) - nitro - L - arginine (L-NA) and L-arginine were administered i.p. or intrathecally (i.t.) depending on the group. Tramadol was administered in 10 mg/kg doses i.p., L-NA was given in 10 mg/kg doses i.p. and in 30 μg/kg doses i.t.. L-arginine was given in 10 mg/kg doses i. p. and in 50 μg/kg doses i.t.. The multiple agents were given 30 minutes apart from cach administration. Intraperitoneal administration of tramadol (Group 1) only increased mechanical threshold in the rats' left hind paw, whereas in i.p. L-NA group (10 mg/kg) (Group 2) produced a significant reduction of the mean mechanical antinociceptive threshold (p<0.05). Like this, in i.t. L-NA group (30 μg/kg) (Group 4) a significant reduction of the mean mechanical antinociceptive threshold (p <0.05) was also observed. The mean threshold values in Group 2 (i.p. tramadol + i.p. L-NA) and Group 4 (i.p. tramadol + i.t. L-NA) were not significantly different. The mean threshold values in Groups 3 (i.p. tramadol + i.p. L-NA + i.p. L-arginine) and 5 (i.p. tramadol + i.t. L-NA + i.t. L-arginine) were also similar. The mean mechanical antinociceptive threshold was significantly increased in Group 3 (i.p. L-NA + L-arginine) and Group 5 (i.t. L-NA + L-arginine) when compared to Group 1 (i.p. tramadol only) (p<0.05 for both). The results of this study support the involvement of the L-arginine/nitric oxide pathway in the antinociceptive effect of tramadol in a rat model of neuropathic pain.

6.Evaluation of antinociceptive and anti-inflammatory effects of venlafaxine in the rat
Feyza Arıcıoğlu, Ulaş Buldanlıoğlu, Gamze Salanturoğlu, Nuri Süleyman Özyalçın
PMID: 16552649  Pages 41 - 46
Bu çalışmanın amacı, venlafaksinin sıçanlarda karragenan ile oluşturulan ağrı ve enflamasyon üzerindeki antinosiseptif etkilerini araştırmak idi. Ağrı, sıçanların ayaklarında, plantar yüzeye karragenan (% 1) enjekte edilerek oluşturulmuştur. Sıçanların ayak tabanlarına toksin enjeksiyonunu takip eden 2 ila 24. saatler arasında karragenan ile oluşturulan mekanik hipersensitive, mekanik uyaran yanıtı (von Frey monofilaman testi) ve ayak tabanı ödemi değerlendirilerek venlafaksinin etkinliği araştırılmıştır. Toksin enjeksiyonu öncesi venlafaksin uygulanması, periferik karragenan enjeksiyonu ile oluşturulan mekanik uyarana artmış duyarlılığı anlamlı olarak azaltmış ya da tamamen ortadan kaldırmıştır. Bu çalışma, periferik olarak uygulanan venlafaksin ön tedavisinin, enflamatuar sürecin ağrı bileşeni üzerindeki etkinliğini ortaya koymuştur.
The aim of this study was to test antinociceptive properties of venlafaxine in rats with carrageenan-induced pain and inflammation. Pain was provoked with carrageenan (1%) injection into the plantar surface of the rat paw-pad. The effect of venlafaxine on carrageenan-induced mechanical hypersensitivity, mechanical stimulation response (the von Frey monofilament test) as well as the size of carrageenan-induced paw edema were tested at 2 to 24 hours following the toxin injection into the rat paw-pad. Pretreatment with venlafaxine significantly reduced or completely abolished the enhanced sensitivity to mechanical stimuli provoked by peripheral carrageenan injection. The study demonstrated the efficacy of peripherally applied venlafaxine pretreatment on the pain component of inflammatory process.

7.The effects of combination of two lornoxicam doses and nitroglycerine on acute pain in rats
Selda Şen, Turhan Dost, Osman Nuri Aydın, Mustafa Oğurlu, Sadun Temuçin, Feray Gürsoy
PMID: 16552650  Pages 47 - 52
Transdermal nitrogliserinin, diğer ilaçlarla birlikte kullanıldığında analjezik etkiyi artırdığı gösterilmifltir. Çalıflmamızın amacı, lornoksikamın nitrogliserinle birlikte kullanımının akut ağrı üzerine olan etkisini arafltırmaktır. 39 Wistar erkek sıçan randomize olarak 5 gruba ayrıldı. Birinci gruba serum fizyolojik (n= 7, Grup SF), ikinci gruba 1.3 mg/kg lornoksikam (n=8, Grup L-1), üçüncü gruba 1.3 mg/kg lornoksikam +1 mg/kg nitrogliserin (n=8, Grup LNO-1), dördüncü gruba lornoksikam 2.6 mg/kg (n=8, Grup L-2), ve beflinci gruba lornoksikam 2.6 mg/kg +1 mg/kg nitrogliserin (n=8, Grup LNO-2) sıçanların her 100 gramı için 1 ml olacak flekilde periton içine verildi. Tail flick ve hot plate testleri ile ilaç öncesi ve sonrasındaki 30, 60, 90. dakikalarda akut ağrıya cevap ölçüldü. Cut-off zamanı tail-flick testinde 20, hot-plate testinde ise 60 saniye olarak kabul edildi. Gruplar arasında 30, 60, 90. dakika ölçümlerinde, hot-plate testinde anlamlı farklılık izlenirken (p<0.05), tail-flick testinde farklılık bulunmadı. Grup LNO-1'de diğer 4 gruba göre hot-plate testinin 30. dakikasında en yüksek değerler saptandı (p<0.05). Hot-plate testinin 60. ve 90. dakikalarında, Grup SF'e göre L-1, L-2, LNO-1 ve LNO-2 gruplarında anlamlı değifliklik izlendi. Grup L-1 ve LNO-1'de Grup L-2 ve LNO-2'ye göre hot-plate testinin 60. ve 90. dakikasında daha yüksek değerler saptandı (p<0.05). Sonuç olarak 1.3 mg/kg lornoksikamın nitrogliserinle birlikte kullanılmasının erken ve etkili analjezi sağladığı, 2.6 mg/kg lornoksikam dozunun ise analjezik etkiyi daha fazla artırmadığı görüflüne varıldı.
Transdermal nitroglycerine can improve analgesic effects when used with other analgesics. The aim of the study was to investigate the additive effects of nitroglycerine combined with lornoxicam for acute pain in rats. Thirty-nine Wistar male rats were divided into five groups; Group SF (n=8, saline), Group L-1 (n=8, lornoxicam 1.3 mg/kg), Group L-2 (n=8, lornoxicam 2.6 mg/kg), Group LNO (n=8, nitroglycerine and lornoxicam, 1 mg/kg + 1.3 mg/kg), and Group LNO-2 (n=8, nitroglycerine and lornoxicam, 1 mg/ kg + 2.6 mg/kg). Tail flick and hot plate tests were measured in all groups before the intraperitoneal injections of drug and 30, 60 and 90 minutes after the injections. Cut-off time was 20 s and 60 s in tail-flick and hot-plate tests. Although there were significant differences between the groups according to hot-plate test at the 30th, 60th and 90th minutes (p<0.05), there was no difference between the groups with tail flick test. The most increasing of latency response in hot-plate assays was seen in Group LNO-1 compared to other groups at the 30th minute (p<0.05). The latency response increased significantly in Group L-1, L-2, LNO-1 and LNO-2 compared with saline group at the 60th and 90th minutes (p <0.05). There were significant differences in latency responses in Group L-1 and Group LNO-1 compared to Group L-2 and Group LNO-2 at the 60th and 90th minutes. In conclusion, 1.3 mg/kg dose of lornoksicam with the use of nitrogliserine provided early and efficient analgesia, but the increasing dose of lornoksicam did not maintain better analgesia.

8.Comparison of effects of the administration of intraperitoneal local anesthetics for postoperative analgesia and prevention of shoulder pain
İsmail Serhat Kocamanoğlu, Ebru Kelsaka, Erdal Malatyalıoğlu, Binnur Sarıhasan, Ayla Tür, Banu Şekerci
PMID: 16552651  Pages 53 - 57
Laparaskopi sonrası erken postoperatif dönemde karın ve omuz ağrısı sıklıkla gözlenen komplikasyonlardır. Bu çalışmada, intraperitoneal bupivakain ve ropikain uygulamalarının postoperatif analjezi sağlanması ve omuz ağrısının önlenmesindeki etkinliklerinin birbirleri ve kontrol grubuyla karşılaştırılması amaçlandı. Çalışmaya tanısal veya minör jinekolojik cerrahi girişim uygulanması amacıyla laparoskopi planlanan ASA I, 55 kadın hasta dahil edildi. Grup 1 (Bupivakain, n: 17) ve Grup 2 (Ropivakain, n: 18)’deki hastalara, laparoskopik girişimin başlangıcında, gaz insuşasyonundan sonra kamera yardımıyla içerisinde lokal anestezik bulunan toplam 80 mililitrelik solüsyondan (60 ml serum fizyolojiğe Grup 1’de 20 ml % 0.5 bupivakain, Grup 2’de 20 ml ropivakain % 0.75 eklenerek 80 mililitrelik solüsyonlar hazırlandı); 30 mililitresi sağ subdiafragmatik bölgeye, 50 mililitresi ise karın ve pelvis boşluğuna verildi. Grup 3 (Kontrol grubu, n: 20)’de batın içine herhangi bir solüsyon verilmedi. Postoperatif dönemde 24 saat süre ile ağrı, vizüel analog skala ile değerlendirildi, komplikasyonlar kaydedildi. Lokal anestezik uygulanan gruplarda karın ve omuz ağrısı sıklığı ve şiddeti anlamlı olarak daha düşük, ropivakain ve bupivakain grupları arasında benzerdi.
Postoperative abdominal and shoulder pain are common complications after laparoscopy. The aim of this study is to compare the effects of intraperitoneal local anesthetics on postoperative abdominal and shoulder pain after laparoscopy. 55 women, physical status ASA I, who were undergoing diagnostic or minor gynecologic surgery, was enrolled to the study. In Group 1 (Bupivacaine, n: 17) and Group 2 (Ropivacaine, n: 18), 80 ml solution which contains one of the local anesthetics (60 ml saline and 20 ml % 0.5 bupivacaine in Group 1, 60 ml saline and 20 ml % 0.75 ropivacaine in Group 2), was injected into the right subdiaphragmatic (30 ml) and abdominopelvic space (50 ml) at the beginning of the surgical procedure. Patients in Group 3 (Control, n: 20) didn't received any solution intraperitoneally. Shoulder and abdominal pain was assessed with a visual analogue scale, and any other complications were noted during the first 24 hours after surgery. Shoulder and abdominal pain intensity and frequency were significantly less in the local anesthetic groups than control group, similar between ropivacaine and bupivacaine groups.



   
Copyright © 2020 The Journal of The Turkish Society of Algology, All Rights Reserved.