ISSN : 1300-0012   E-ISSN 2458-9446 Home      |      Contact      |      TR
 
 
Volume: 31  Issue: 2  Year: 2019
  Ağrı: 13 (1)
Volume: 13  Issue: 1 - 2001
Hide Abstracts | << Back
YAYIN KURALLARI / GUIDELINES FOR PUBLICATION
1.Guidelines for Publication

Page 4
Abstract

YAYIN KURULU / EDITORIAL BOARD
2.Editorial Board

Page 5
Abstract

EDITÖRDEN / EDITORIAL
3.Editorial

Page 6
Abstract

4.Induction and assessment of experimental visceral pain
L. Arendt Nielsen, A. Yücel
Pages 7 - 12
Visseral ağrı konusunda yapılan deneysel çalışmalar çoğunlukla klinikte en fazla karşılaşılan problemlerden biri olan gastrointestinal sistem ağrıları üzerinde yoğunlaşmaktadır. Son yıllarda visseral ağrı mekanizmaları konusunda sağlanan gelişmeler ışığında gerçekleştirilecek olan deneysel çalışmaların gerek kalitesinin gerekse başarısının artması beklenmektedir. Visseral ağrı araştırmalarında çok çeşitli direkt ya da indirekt yöntemlerin yanı sıra birçok fizyolojik reaksiyon da kullanılmaktadır. Gastrointestinal sistem mekanik, termal ya da kimyasal uyarılara yanıt vermekte ve deneysel çalışmalarda bu uyarıların birlikte kullanılması ile alınan yanıtlar değerlendirilebilmektedir. Kutanöz hipereksitabilitede olduğu gibi multimodal yaklaşımla hem gastrointestinal problemleri olan hastaların, hem de farmakolojik tedavi başarısının değerlendirilmesi mümkün olmaktadır. Visseral ağrı mekanizmasının önemli bir bölümünü de santral sumasyon oluşturmaktadır. Birçok klinik visseral ağrılı durumda santral sinir sisteminde hipereksitabilite olduğu bilinmekte ve bu durum visseral organlardan kalkan impulsların santral sinir sistemine olan etkileri ile açıklanmaktadır. Visseral hipereksitabilite ve santral sumasyonun ayrıca visseral ağrının en önemli komponenti olan yansıyan ağrı mekanizmasında da rol oynadığı düşünülmektedir. Deneysel çalışmalarda, tekrarlayan stimulus uygulayarak santral sumasyon ve yansıyan ağrı mekanizmaları ile ilgili nosiseptif imputa bağlı santral hipereksitabilite araştırılmaktadır. Visseral ağrı konusunda yapılan deneysel çalışmalarda en önemli problem, kişiden kişiye alınan sonuçların birçok farklılıklar göstermesi yanı sıra günümüzde uygulanan farklı deneysel yöntemlerin sonuçları arasında önemli farklılıklar olmasıdır.
Experimental studies related to visceral pain have been concentrated on the gastrointestinal tract which is the structure involved in the largest number of clinical complaints. In recent years the fundamental knowledge of the visceral pain pathways has increased and in the nearest future the number and quality of experimental visceral pain studies are expected to increase. A number of direct and indirect procedures are available to investigate mechanisms of visceral pain in man. Various physiological reactions have also been used to assess the visceral pain pathways. The GI tract transducts multiple sensory modalities: mechano-, thermo- and chemosensitive stimuli. Thermal stimulation, together with mechanical and electrical stimuli, may provide the possibility to determine differentiated responses to the different stimulus modalities. As for cutaneous stimulation, this multi-modal approach can be used to assess patients with various disorders of the GI tract and the efficacy of pharmacological interventions. The spatial and temporal summations are also important mechanisms for visceral pain. In various visceral pain conditions the central nervous system may be hyperexcitable. Summation of nociceptive input from viscera is expected to play an important role in visceral pain conditions. The other aspect of visceral hyperexcitability and summation is related to the referred pain areas. Referred pain has been suggested as a manifestation of central hyperexcitability related to nociceptive visceral input. In experimental studies it is possible to investigate the effect of repeated nociceptive visceral stimuli. The major obstacles for human studies on pharmacological intervention of experimental visceral pain are; large inter- and intra-individual variability, and lack of experimental techniques to study differentiated responses.

5.The comparison of morphine, meperidine and metamizol by patient controlled analgesia in the early postoperative period
E. Başağan Moğol, Ç. Alp, N. Uçkunkaya, Ş. Şahin, G. Türker
Pages 13 - 20
Bu çalışmada; ASA I-II grubuna giren, 25-60 yaş arasındaki 60 olguda abdomen cerrahisinden sonra; morfin, meperidin ve metamizol, Hasta Kontrollü Analjezi (HKA) yöntemi kullanılarak, analjezik etki ve yan etkiler yönünden karşılaştırıldı. Randomize, çift kör olarak planlanan çalışmamıza dahil edilen hastalar üç gruba ayrıldı ve premedikasyon uygulanmadı. Anestezi indüksiyonu 5-6 mg/kg Na tiopental, 1 µg/kg fentanil, 0.1 mg/kg vekuronyum ile yapıldı. Anestezi idamesi % 50 O2 - % 50 N2O, isofluran gaz karışımı ile sağlandı. Hazırlanan şu 3 solüsyon HKA yöntemi ile verildi:
Grup A: 100 ml izotonik NaCl içinde 100 mg morfin hidroklorür (1 mg/ml)
Grup B: 100 ml izotonik NaCl içinde 1000 mg meperidin (10 mg/ml)
Grup C: 100 ml izotonik NaCl içinde 10.000 mg metamizol (100 mg/ml)
Ayılma odasında tüm olgulara, ağrı skoru 2 ve üzerinde olduğunda yükleme dozu olarak, hazırlanan solüsyondan 0.05 ml/kg verildi. Tüm gruplar için HKA cihazı; bolus dozu 1 ml, kilitlenme süresi 10 dakika olarak programlandı. Olgular operasyonu izleyen ilk 4 saat için bir saatlik, 4-24 saatler için iki saatlik, 24-48 saatler için 4 saatlik aralarla değerlendirildi. Kan basıncı, nabız dakika sayısı, solunum hızı, yan etkiler, sedasyon skalası, istek sayısı, verilen ilaç miktarı ve verbal ağrı skalası (VRS) izlendi. Bulunan değerler gruplar arasında karşılaştırılıp Tukey-Kramer ve Pearson Korelasyon Analizi yöntemleri ile istatistiksel olarak değerlendirildi. Elde ettiğimiz veriler sonucunda, morfin ve meperidin grubunda, metamizol grubuna göre daha iyi analjezi sağlandığı (p<0.05), metamizol grubunda daha çok ilaç tüketildiği (p<0.05), analjezik istek sayısının daha fazla olduğu (p<0.05), buna karşın yan etkilere morfin ve meperidin grubunda daha sık rastlandığı görüldü. İstek sayısı ve tüketilen ilacın miktarı arasında korelasyon kurulamadı. Morfin ve meperidin grubunda yan etkiler klinik olarak iyi tolere edildi. Solunum depresyonuna rastlanmadı. Sonuç olarak opioidlerle oldukça iyi analjezi düzeyi elde edildiği, nonopioid kullanımının yan etki insidansını azalttığı görüldü. Opioid ve nonopioidlerin etkilerini karşılaştıracak yeni çalışmalara gerek olduğu kanısına varıldı.
In this study, postoperative pain treatment in 60 ASA I-II patients aged between 25-60 who underwent abdominal surgery was assessed regarding analgesic efficacy and side effects with PCA. The patients in this randomized double bilind study were divided into three groups and no premedication was given. Thiopental 5-6 mg/kg, fentanyl 1 µg/kg and vecuronium 0.1 mg/kg were administered for induction and anesthesia was maintained by the mixture of O2 % 50, N2O % 50, and isoflurane. The solutions given to the patients were:
Grup A: 100 ml isotonic NaCl solution with morphine hidrochloride 100 mg (1 mg/1ml)
Grup B: 100 ml isotonic NaCl solution with meperidine 1000 mg (10 mg/ml)
Grup C: 100 ml isotonic NaCl solution with metamizol 10.000 mg (100 mg/ml)
All patients received 0.05 ml/kg from the prepared solution when their pain score were 2 or greater in the recovery room. The PCA pump was programmed as a bolus dose of 1 ml and lockout time of 10 min. The patients were assessed every hour for the first four hours, then every 2 hours for the next 4-24 hours and every 4 hours for the 24-48 hours of the postoperative period. Blood pressure, heart rate, respiratory rate, side effects, sedation scores, the number of request, the amount of the delivered solution and verbal rating scale (VRS) score were recorded. The comparison of the data were statistically evaluated with Turkey-Kramer and Pearson Correlation Analise methods. Analgesia was significantly better in the morphine and meperidine groups (p<0.05). The consumption of the drug (p<0.05) and the number of request (p<0.05) were higher but the frequency of side effects was lower in the metamizol group. No correlation was found between the number of request and the consumption of the drug. In the morphine and meperidine groups, the side effects were clinically well tolerated and respiratory depression was not seen. In conclusion, we observed that the level of analgesia was better with the opioids and the incidence of side effects was low with the non-opioid. More investigations shoud be done in order to compare the effects of the opioids and non-opioids.

6.Epidural neuroplasty against fibrous mass formation during long-term use of epidural route: case report
G. K. Talu, S. Erdine
Pages 21 - 24
alana ilaç uygulanımı uygun hastalarda sıklıkla kullanılan bir yoldur. Ancak katater etrafında fibrozis gelişmesi sık karşılaşılan bir problemdir. Bu çalışmada, başarısız disk cerrahisi sendromu olgularındaki fibröz doku oluşumunu tedavi amacıyla uygulanan nöroplastiden esinlenerek, fibrozis sonucunda oluşan, yanma tarzındaki enjeksiyon ağrısını geçirmek amacıyla hipertonik salin ve steroid uyguladık. Uzun süreli ilaç uygulanması amacıyla epidural port takılmış, bir süre sonra epidural fibrozis gelişmesi üzerine enjeksiyon ağrısı gelişmiş, ikisi kanser, biri non-kanseröz kökenli üç ağrı hastası incelendi. Hastalara, hospitalizasyonu takiben skar dokusunu ortadan kaldırmak amacıyla 5 ml % 0,5 bupivakain, 4 ml hipertonik salin ve 40 mg metilprednisolon uygulanarak epidural nöroplasti uygulandı. Her üç hastada da enjeksiyona bağlı ağrı geçti. Takipleri sırasında ağrının tekrar ortaya çıkması üzerine iki hastada işlem başarıyla tekrar edildi. Sonuç olarak, kanser veya non-kanseröz kökenli ağrı hastalarında, epidural uygulamaya bağlı olarak fibrozis ve enjeksiyon ağrısı oluştuğunda epidural nöroplastinin güvenle ve efektif olarak uygulanabileceği düşüncesindeyiz
Epidural application of drugs is still the choice of treatment in selected patients. However, the fibrosis developing around the catheter is a frequent and disabling problem. Inspiring from the idea of neuroplasty against fibrous tissue formation in failed back surgery syndrome, we aimed to relieve injection related burning pain due to fibrosis, by administering hypertonic saline and steroids. Three cases; two cancer patients and one non-cancer patient had epidural port implantation for long-term drug delivery. However the patients had epidural fibrosis and injection related pain after a while. After hospitalisation, epidural neuroplasty with 5 ml of bupivacaine 0.5 %, 4 ml of hypertonic saline and 40 mg of methylprednisolone was applied to breakdown the scar tissue. In all cases injection related pain was treated. The procedure was repeated successfully in two cases due to the reoccurrence of pain during their follow up. We have concluded that either cancer or non-cancer pain, when fibrosis and injection related pain develops due to use of epidural route, epidural neuroplasty can be used safely and effectively.

7.The comparison of bupivacaine, tramadol and their combination for postoperative analgesia of laparoscopic cases
G. Arıcı, T. Aydoğdu, N Şahin, M. Erman
Pages 25 - 30
Bu çalışmada laparoskopik jinekolojik cerrahi girişim uygulanan, yaş ortalaması 30.17 ± 7.21 olan 57 kadın olguda, postoperatif analjezi için santral etkili yeni bir analjezik olan tramadolü (T), hem intravenöz (i.v.) yoldan uygulayarak hem de mezosalpenkse tek başına ya da bupivakain (B) ile birlikte infiltre ederek analjezik etkinliklerini kontrol grubu ile karşılaştırmayı amaçladık. Laparoskopi uygulanan 57 olgu randomize olarak 5 gruba ayrıldı. I. grupta (n=12) serum fizyolojik (SF), II. grupta (n=12) 100 mg T, III. grupta (n=11) 1/200.000 adrenalinli % 0.5 B eklenen 100 mg T, IV. grupta ise (n=11) 1/200.000 adrenalinli % 0.5 B total 10 ml olacak şekilde mezosalpenkse enjekte edildi. V. gruptaki hastalara ise (n=11) operasyon bitiminde 100 mg T i.v. olarak uygulandı. Postoperatif; 30 dakika, 3, 6 ve 24. saatlerde olmak üzere tüm olgulara lineer Visuel Analog Skala (VAS) (100 mm’lik) uygulandı. İstatistiksel değerlendirme ki-kare ve varyans analizi testi ile yapıldı. Analjezik gereksiniminin süresi ve miktarı, komplikasyonlar, günlük aktiviteye başlama zamanı kaydedildi. En iyi postoperatif analjeziyi B’ye eklenen T grubunda olmak üzere sırası ile B ve i.v. uygulanan T gruplarında gözledik.
The purpose of this study was to compare the efficacy of tramadol (T), which is a centrally effective analgesic, and bupivacaine (B), in a double-blind, randomized study of 57 female patients with a median age of 30.17 ± 7.21 after laparoscopic gynecologic surgery. Patients were allocated randomly to one of the five groups and recieved 10 ml of: I. saline (n=12), II. 100 mg tramadol (n=12), III. 100 mg tramadol in 0.5 % bupivacaine with epinephrine (1/200.000) (n=11), IV. 0.5 % bupivacaine with epinephrine (1/200.000) (n=11) injected into the mesosalpinx. In the fifth group (n=11) 100 mg tramadol was administered intravenously at the end of the operation. Each patient was asked to degree her pain via 100 mm Visuel Analogue Scale, 30 minutes, 3, 6, 24 hours after the end of the operation. The time and amount of analgesic drug, complications, the time needed to return to normal activities were noted. The best postoperative analgesia was observed in the third group.

8.Stellate ganglion blockade by radiofrequency lesioning
G. K. Talu, S. Özyalçın, A. Yücel,, S. Erdine
Pages 31 - 38
Stellar ganglion, baş, yüz, boyun ve üst ekstremitenin sempatik kaynaklı uyarılarını iletir. Günümüzde stellar ganglion bloğu (SGB) baş, boyun ve üst ekstremitelerin vasküler ve/veya nöropatik kaynaklı; ağrılı ve ağrısız durumlarında tanı ve/veya tedavi amaçlı uygulanmaktadır. Çalışmamızda Ocak 1999 - Eylül 2000 tarihleri arasında Algoloji Bilim Dalı’na sempatik kaynaklı baş, boyun, üst ekstremite ağrısı şikayeti ile başvuran hastalarda radyofrekans termokoagülasyon ile uygulanan kalıcı stellar ganglion bloğunun etkinliği, yan etkileri ve komplikasyonları retrospektif olarak irdelenmiştir. Değerlendirmeye alınan hastalara öncelikle üç kez prognostik stellar ganglion bloğu uygulanmış; en az iki blok uygulamasına pozitif yanıt veren (VAS değerinde % 50 azalma) ve Horner Sendromu gelişen veya iki pozitif yanıt ile özellikle periferik vasküler kaynaklı ağrı şikayeti olan hastalarda termografik değerlendirme ile ısı artışı saptanan hastalara kalıcı stellar ganglion bloğu yapılmıştır. Hastalar 6 ay süre ile izlenmiştir. Hastaların VAS değerleri girişimden önce, girişimden 3 ay ve 6 ay sonra değerlendirilmiştir. Hastaların opioid kullanımları 6. ay sonunda değerlendirilmiştir. Hastaların girişim sonrası VAS değerleri başvuru değerlerine oranla anlamlı olarak düşük seyretmiştir. Ayrıca girişim öncesi opioid kullanan hasta sayısı 39 iken 6. ay sonunda bu sayı 28 olmuştur. İzleme süresinde kalıcı bloktan kısa süreli fayda gören 23 hastaya 2-3 kez RFTC uygulanmıştır. Tekrarlanan işlemden fayda görmeyen 11 hastaya farklı tedavi yöntemleri uygulanmıştır. Girşimlere bağlı herhangi bir komplikasyona rastlanmamıştır. Baş, boyun ve üst ekstremiteyi ilgilendiren ağrılı ve ağrısız olaylarda stellar ganglionun RFTC ile kalıcı bloğunun doğru endikasyonlar dahilinde, donanımlı merkezlerde uygulandığında etkin ve güvenilir bir yöntem olduğu sonucuna varılmıştır.
The stellate ganglion is formed by the fusion of the inferior cervical and first thoracic paravertebral smpathetic ganglia. Blockade of stellate ganglion is used for the treatment of painful /nonpainful pathologies of face, shoulder and upper extremity. We have retrospectively evaluated the outcome efficacy and complications of SGB with radiofrequency thermocoagulation in patients who admitted to Algology Department between Jan. 1999 and Sep. 2000 suffering from upper extremity pain due to various reasons. RFTC of SG was performed to patients who responded positively to 2 of the 3 prognostic SGB with either the occurance of Horner Syndrome or heat increase in thermographic evaluation. The VAS values were evaluated before, 3 months and 6 months later. The opioid consumption of the patients were evaluatedat the end of the 6th month. The VAS values of the patients were found to be significantly lower at the end of the 6th month.To 23 patients who had no pain relief or short pain relief, the procedure was repeated. 11 were treated with different treatment options. We conclude that application of radiofrequency thermocoagulation to stellate ganglion is an effective and safe method of analgesia

9.The antinociceptive effects of intraperitoneal administration of central acting drugs in mice
O. N. Aydın, A. Erenmemişoğlu
Pages 39 - 43
Santral etkili ilaçların antinosiseptif etkileri farelerde tail-flick testi ile araştırıldı. Bu çalışma için Adnan Menderes Üniversitesi Hayvan Labaratuvarı Etik Komitesi’nden izin alındı. Farelerin ağırlıkları ve tail-flick testi ile kuyruk çekme süreleri tespit edildi. Yirmidört saat sonra, diazepam (5 ve 50 mg/kg), midazolam (1 ve 10 mg/kg), fenitoin (50 mg/kg), biperiden (30 mg/kg), nikotin (5 mg/kg) ve atropin (30 mg/kg) intraperitoneal yolla uygulandı. 5 mg/kg diazepam ve 10 mg/kg midazolam uygulanan grupta kuyruk çekme süresi anlamlı olarak azaldı. Buna karşın 50 mg/kg diazepam, fenitoin, biperiden ve nikotin uygulanan gruplarda bu süre uzadı. Bu sonuçlar fenitoin, biperiden ve nikotinin antinosiseptif, diazepam ve midazolamın doza bağlı olarak hiperaljezik etkiler gösterdiğini düşündürmektedir. Akut veya kronik ağrı sağaltımında santral etkili ilaçları, analjezik ilaçlarla birlikte kullanırken, hiperaljezik ve antinosiseptif özellikleri gözönünde bulundurulmalıdır
The antinociceptive effects of intraperitoneal injection of central acting drugs on tail-flick response of the mice were determined. This study was performed after the approval of Adnan Menderes University Laboratory Animals Ethics Committee. Initially, weight of mice were measured and their tail flick responses were recorded. Twenty-four hours later, diazepam (5 and 50 mg/kg), midazolam (1 and 10 mg/kg), phenytoin (50 mg/kg), biperiden (30 mg/kg), nicotine (5 mg/kg) and atropine (30 mg/kg) were administrated intraperitoneally. The tail-flick latencies were reduced significantly in 5 mg/kg diazepam and 10 mg/kg midazolam injected groups. On the other hand, the tail-flick latencies were increased significantly in diazepam (50 mg/kg), phenytoin, biperiden, and nicotine injected groups. These results suggest that phenytoin, biperiden, and nicotine have antinociceptive and diazepam and midazolam have dose-dependent hyperalgesic effects. In conclusion, hyperalgesic and antinociceptive effects of central acting drugs should be considered when they are combined with analgesic drugs during acute or chronic pain treatment.

10.Nonsteroidal antiinflammatory drugs (NSAID) on pain control in oral surgery
H. Özyuvacı, D. Fırat, E. Özyuvacı, M. Yaltırık, S. Erdine, Ö. Doğan, A. Ilıcalı, T. Kalaycı
Pages 44 - 48
Bu klinik çalışmada, oral cerrahi girişimlerinden sonra ağrı kontrolünde önemli yeri olan nonsteroidal antiinflamatuar ilaçların (NSAİİ) preoperatif kullanımlarının postoperatif ağrı kontrolündeki etkinliği araştırılmıştır. Dört farklı kimyasal yapıda ilaç (diflunisal, naproksen sodyum, diklofenak potasyum ve etodolak) preoperatif tek doz, çift kör, rastlantısal olarak hastalara uygulanmış ve operasyon sonrası ağrı kontrolündeki etkinlikleri ve yan etkileri bakımından biribirleri ile kıyaslanmışlardır. Yapılan klinik çalışma sonucunda ilaçlara bağlı anlamlı yan etkiye rastlanmamış, ağrı kontrolünde ise etkinlik bakımından ilaçların birbirlerine üstünlükleri belirlenmemiştir
Preoperative use of nonsteroidal antiinflammatory drugs in the control of pain following oral surgical operations was evaluated in this clinical study. Four types of NSAID having different chemical structures (diflunisal, naproxen natrium, diclofenac kalium, etodolac) were used preoperatively. The drugs were given in single dose, double blindly and their effects on pain control were compared as well as the side effects. No statistically significant difference between the drugs were found in terms of control of postoperative pain

ABSTRACTS
11.Abstracts

Pages 49 - 51
Abstract

KITAP TANITIMI
12.
Kitap tanıtımı

Page 52
Abstract



 
Search








 
Copyright © 2019 The Journal of The Turkish Society of Algology, All Rights Reserved.